Londra ilişkileri daha da zehirlemek için çalışıyor

Londra ilişkileri daha da zehirlemek için çalışıyor

China Daily Başyazısı

Londra'daki Boris Johnson hükümetinin, Hong Kong'da yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası'nın Çin-Britanya Ortak Deklarasyonu'nun ihlali olduğunu ya da uluslararası yükümlülüklere uymama olduğunu iddia etmesi tamamen yanlıştır. Bu yasa özel yönetim bölgesinin (SAR) "Bir Ülke, İki Sistem" çerçevesini ve Temel Yasa'yı uygulamak ve böylece SAR bölgesinde yaşayanların haklarını korumak ve SAR'ın kalkınmadaki başarılarını savunmak için sorumlu ve meşru bir adımdır.

İşte bu nedenle, Çin'in Londra Büyükelçiliği cumartesi günü, Finans Kenti Londra'nın karar alma organının, perşembe günü Beijing'i Hong Kong vatandaşlarına "yüksek düzeyde özerklik" hakkını vermemekle suçlayan ve İngiltere hükümetinin Britanya Vatandaşı (Denizaşırı) (BNO) pasaportu taşıyan, bu sayede İngiltere'de kalmaları kolay olan, Hong Kong sakinlerine İngiltere'de yaşama ve çalışma hakkı tanıma planını destekleyen bir karar almasından sonra, Finans Kenti Londra'dan memnuniyetsizliğini bildirdi.

BÜYÜKELÇİLİĞİN KARARI KINAMASI DOĞAL

Bu kararın, Johnson hükümetinin yanıltıcı manevralarını desteklemek için siyasi bir şov olmaktan öte hiçbir önemli sonucu yokken, Londra'nın Square Mile denen bölgesinin yerel otoritesi, sadece Çin'in içişlerine kaba biçimde müdahalede bulunmakla kalmaz, aynı zamanda, iki ülkenin salgın sonrası ekonomik toparlanmasını desteklemek için güçlendirilmesi gereken Çin ile iş birliğine gölge düşürürken, Büyükelçiliğin kararı kınaması doğaldır.

BNO pasaportu taşıyan Hong Kongluları ülkesine kabul etme sözü vererek ve Hong Kong ile geri iade anlaşmasını askıya alarak, uluslararası yükümlülüklerine yerine getirmeyen ve kendi sözlerinin aksine hareket eden Çin değil, aksine İngiltere'dir.

ÇİN-BRİTANYA İŞ BİRLİĞİNİN BAŞARILARINA DEĞER VERİLMELİ

Finans Kenti Londra, Londra'nın merkezi finans bölgesi olarak siyasi amaçlara yönelik kararını düzeltmeli ve Çin ile İngiltere arasında ticareti ve finansal iş birliğini teşvik etme şeklindeki doğru yola geri dönmelidir.

Bu otorite, siyasi olarak taraflı politikacıların kendisini burnundan sürüklemesine izin vermemeli, aksine, sadece Londra Finans Kenti için değil bir bütün olarak İngiltere için de Çin ile iş birliğini geliştirmek için büyük bir potansiyel olduğu için, Çin-Britanya iş birliğinin büyük zorluklarla elde edilmiş başarılarına değer vermelidir.

Sağlam ve istikrarlı bir Çin-İngiltere iş birliği, sadece her iki tarafın temel çıkarlarına hizmet etmeyecek, aynı zamanda çok ihtiyaç duyulan küresel ekonomik toparlanmayı da teşvik etmeye yardım edecektir. Hem Finans Kenti Londra hem de Westminster'daki ulusal İngiltere hükümeti Çin-İngiltere iş birliğine ön yargısız bakmalı ve bu iş birliğini destekleyip ilerletmelidir.