Küreselleşme hem fırsat hem zorluk getiriyor

Küreselleşme hem fırsat hem zorluk getiriyor

Bugün dünya ekonomide dâhil olmak üzere belki de bir yüz yıl boyunca görülmeyen köklü değişimlerle karşı karşıya. Kutuplaşma ve ekonomik küreselleşmenin son yıllardaki hızlı gelişimi ekonomik güç dengesinde büyük değişimleri beraberinde getirdi. Bu değişimin sonucu olarak gelişmekte olan Doğu güçleri yükselirken Batı'daki güçler ise çöküyor.

Dünya Bankası'na göre, 2018'de Çin'in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYİH) küresel payı yüzde 15,9 iken ABD'nin oranı yüzde 23,88'di. Bu, Çin'in Amerika'nın rakipleri için belirlediği kırmızı çizgiye ulaştığı anlamına geliyor. GSYİH her şeyi söylemese de, gerçekten önemli bir göstergedir. Çin ve diğer gelişmekte olan ülkeler küreselleşme ve kendi çalışmaları sayesinde, dünyadaki üretim zincirinin önemli bir parçası haline geldi. Bu ülkeler bugün dünyanın en büyük büyük pazarını ve ekonomik çıkarlar topluluğunu oluşturuyorlar.

BÜYÜME MODELLERİ ÇEŞİTLENİYOR

Küreselleşme geri döndürülemez, ancak biçim olarak değişebilir.

Küresel üretim zincirlerinin oluşumu, üreticilerin kendini yeni duruma adapte etmesi ve tüketicilerin daha iyi ürünler tüketme isteği küreselleşmenin devamını mümkün kılıyor.  Örneğin Çin, yaklaşık 130 ülke ve bölgenin en büyük ticaret ortağıdır. Bu, hafife alınmaması gereken uluslararası bir ticaret ağıdır. Çin'in dünyaya ve dünyanın da Çin'e ihtiyacı var. McKinsey & Company kısa süre önce Çin'in dünyaya bağımlılığının son 20 yılda azaldığını ve dünyanın Çin'e bağımlılığının arttığını raporlarla vurgulamakta.

Çin zaten gelişmek için çoğunlukla iç talebe dayanan bir ülke. 2008 yılında başlayan küresel finansal krizde, Çin'in net ihracatı GSYH'nin yüzde 9'unu oluşturuyor. Şimdi bu oran sadece yüzde 1'dir ve Çin yerel sanayi zinciri geliştikçe bu oran azalmaya devam edecektir.

İkincisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı modelinin aşınması ve diğer örneklerin başarısı nedeniyle, dünyadaki ekonomik gelişme yolları ve büyüme modelleri giderek çeşitlendi.

TEKNOLOJİK DEVRİM DEĞİŞİMLERE NEDEN OLDU

Üçüncüsü, yeni bilimsel ve teknolojik devrimin hızlanana gelişimi, insan ekonomik faaliyetleri ve yaşam biçimlerinin yanı sıra ülkeler arasındaki rekabet biçimlerinde de büyük değişiklikler yarattı.

Dördüncü sanayi devrimi yükselmekte, çeşitli büyük teknolojiler ortaya çıkmakta ve böylelikle bilimsel kazanımların dönüşümü hızlanmaktadır. Buna karşın sanayi zincirlerinin biçimleri daha tekelcidir.

Dünya çapındaki büyük güçler yapay zekâ, biyoteknoloji, büyük veri ve İnternet gibi alanlarda Ar-Ge yatırımlarını arttırdı. Bilim ve teknoloji yetenekleri, bir ülkenin birleşik ulusal gücünün önemli bir ölçüsü haline geldi. Büyük güçler arasındaki rekabet ve işbirliğinin temel faktörü bilim ve teknoloji haline geldi. Bu bağlamda karşılıklı yarar temel amaç olarak kalmalıdır. Örneğin, Çin dünyadaki ana çip tüketicisidir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ve diğer ülkelerdeki çip şirketleri Çin pazarı olmadan üretimi devam ettiremezler.

UFUKTA TEHLİKE BELİRDİ

Bugün ABD'de ve diğer Batı ülkelerinde baskın olan popülizm ve milliyetçilik korumacılığa neden oldu. Bu ülkeler kendilerini ilk sıraya koyuyorlar ve bu nedenle ticaret savaşları artıyor. Kurallara ve i Dünya Ticaret Örgütü'ne dayanan küresel serbest ticaret sistemi çökme tehlikesi altında.

Dünya ekonomisindeki riskli ve çalkantılı değişikliklerle karşı karşıya kalan Çin hükümeti, Çin'in daha fazla açılması için zorlayacağını vurgulayarak güçlü bir sinyal verdi. Bununla yetinmemesi gereken Çin şu maddeleri uygulamak zorundadır:

İlk olarak, Çin kendi sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmelidir. Çin Komünist Partisi'nin liderliğini korumalı, siyasi istikrarı, sosyal uyumu sağlamalı, piyasa verimliliği ile sosyal eşitlik arasında bir denge sağlamalıdır. Bütün bunlar Çin'in ulusal yenilenesinin ve dünya refahına katkının temelini oluşturmaktadır.

İkincisi, Çin'in ABD ile rekabetini işbirliği yoluyla uygun bir şekilde ele alması önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri, iki ülkenin ekonomik yapıları arasındaki dengesizliğin ilişkilerde büyük bir çatlak yarattığına inanıyor. Washington ayrıca Çin'in yeni gelişen endüstrilere yaptığı büyük yatırımlara (yapay zekâ, robotik, ileri üretim ve biyoteknoloji gibi) stratejik rekabet ve hatta stratejik tehditler olarak bakmaktadır.

Bu tür bir düşüncenin etkisiyle Çin-ABD ticaret sürtünmeleri, ekonomik rekabet ve sözde büyüme modeli rekabeti devam edecektir. Bu Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkileriyle ilgili belirsizliğin kısa vadede ortadan kalkmasını zorlaştırıyor.

Üçüncüsü, Çin, ekonomik ve politik bir güç olarak, yeni küreselleşme çağında dünya ekonomisini istikrara kavuşturacak küresel bir yönetim sistemi geliştirmeye yardım etmelidir. Küresel yönetişime cevap olarak Çin hem kendine hem de dünyaya karşı olumlu olan bir dizi yeni fikir ve yeni yaklaşımlar önerdi: Kuşak ve Yol İnisiyatifi yoluyla bağlantıyı artırmak, iş birliği yoluyla ortak güvenliği güçlendirmek, ortak bir kaderi inşa etmek sorunların çözümü noktasında önemli bir basamağı temsil ediyor.

ABD ve diğer ülkeler, kendi dar çıkarlarını dayatsalar da, son yıllardaki deneyimler Çin'in fikirlerinin ve yaklaşımlarının gerçekten de yararlı olduğunu, birçok ülkeyi süreçlere dâhil ettiğini kanıtlıyor.

Kaynak: China Daily