Kapitalist dünya sistemi krizle karşı karşıya

Kapitalist dünya sistemi krizle karşı karşıya

Son zamanlarda küresel anlamda çok fazla değişiklik söz konusu.  Bu değişimler 21. yüzyılda neo-liberalizm modelindeki kapitalist dünya sisteminin sistematik bir krize düşmesinin sonucudur.

Kuşkusuz dünya ekonomisi özel bir tarihsel dönemde. Küresel ekonomi büyük bir krizin gölgesinden kurtulamıyor. Küresel büyüme uzun zamandır durgun, borç seviyesi yüksek, negatif faiz oranları artıyor, zenginler ve yoksullar arasındaki uçurum genişlemeye devam ediyor.

40 yıl önce, "durgunluk" kriziyle karşı karşıya kalan Batı ülkeleri neo-liberalizmi seçti. Neo-liberalizm, finansal tekelci sermaye ile ekonomik ve kültürel gücü yavaş yavaş gasp eder. Böylece artan dengesizlikler küresel yıkıntılara neden olur.

2008 KRİZİ BİR UYARIYDI

Aslında, 2008'deki mali kriz neo-liberalizmin başarısız bir politika olduğunu ilan etti ve Batı ülkelerine politikalarını buna göre ayarlamaları için tarihi bir fırsat sağladı. Bununla birlikte, finansal sermaye krizden bu yana daha da güçlendi.

2008'den beri küresel borçlar yüzde 75'den fazla artış göstererek 142 trilyon dolardan 250 trilyon dolara yükseldi. Artan finansal kırılganlıkların yanı sıra rekor seviyelere yükselen borç seviyesi küresel büyüme için risk teşkil etmeye devam ediyor. Gelişmekte olan piyasaların küresel borçlardaki payı 2007'de yüzde 7 iken bu oran bol ve ucuz paradan dolayı geçen yılın sonunda yüzde 27'ye yükseldi. Kamuya ve özel sektöre ait söz konusu borçlar küresel finansal istikrarı tehdit ediyor.

Bu arada, Batı ülkeleri genellikle aşırı gevşek para politikaları benimsemektedir. Bir yandan faiz oranları hızla düşürülürken öte yandan, birden fazla parasal gevşeme turu ile piyasaya büyük miktarda sermaye enjekte edilir. Bu politikanın amacı işletmelerin ve hane halklarının çok düşük bir maliyetle borç almasını kolaylaştırmaktır. Ardından yatırım ve tüketim artırılabilir. Şu sıralar ekonomik gerileme ve geleceğe yönelik kötümser beklentiler nedeniyle, birçok işletme ve aile borçlarını azaltmaya çalışıyor. Yatırım ve tüketimin yavaş büyümesi ekonominin uzun vadeli durgunluğuna yol açacak.

Daha da kötüsü, dünyada gelir dağılımı arasındaki uçurumun genişlemesi büyük sorunlar ortaya çıkaracak. Batı ülkelerindeki mali ve ekonomik kriz yavaş yavaş ciddi bir sosyal ve politik krize dönüşüyor.

Kaynak: Global Times