Justin Trudeau ve Çin politikası nereye gidiyor?

Justin Trudeau ve Çin politikası nereye gidiyor?

Çin ve Kanada arasındaki bağlar bir süredir gergin durumda. Özellikle Huawei Mali İşler Müdürü Meng Wanzhou'nun tutuklanmasından sonra bu gerilim daha da arttı. Ardından Çin'de casus olmakla suçlanan iki Kanada vatandaşının gözaltına alınması işleri değiştirdi. Daha da kötüsü, Kanada medyası bu konuları tamamen sansasyona uğrattı. 

Ottawa'daki Çin Büyükelçiliği cumartesi günü yaptığı açıklamada, Çin'e "mikrofon diplomasisi" ile baskı yapmaya son verme çağrısı yaptı.

Mikrofon diplomasisi, rasyonel konuşmalar olmadan, genellikle medya, tanıtım yoluyla isimler üzerinden çağrı yapmak anlamına gelir. Sonuç olarak, söz konusu tutum Beijing ve Ottawa arasındaki düşmanlıkları şiddetlendirdi.

Kanada'nın mikrofon diplomasisinde bazı önemli olaylara dikkat edilmeli. Ottawa, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Meng'i tutuklamayı planladığını bir operasyona katıldığını biliyordu. Meng, 2018 sonunda Vancouver Uluslararası Havaalanı'nda dolandırıcılık suçlamasıyla tutuklandı. 2019 Kanada federal seçimlerinde, Başbakan Justin Trudeau liderliğindeki Liberal Parti ve muhalefetindeki Muhafazakâr Parti, Çin'e karşı sert duruşlarını sergiledi.

Meng'in davası, 19 eski Kanadalı politikacı ve diplomatın Trudeau'ya Kanada'nın Meng'i serbest bırakma ve ülkenin Çin'e stratejik yaklaşımını yeniden tanımlama hakkına sahip olduğunu iddia eden bir mektup yazmasıyla Kanada siyasi çevrelerinde güçlü bir muhalefet başlattı. Ancak Trudeau bu çağrıları reddetti.

Kanada teknik olarak tam egemenliğe sahip bir ülke değildir. Devlet başkanı Kraliçe II. Elizabeth'dir. Kanada 1867'de kuruldu. Ancak bundan 100 yıl önce, üç seçenek arasında sallanıyordu. İngiliz kolonisi olmak, ABD tarafından ilhak ve ABD'nin bir parçası olması. Bu tür tarihsel deneyimler nedeniyle, Kanada'nın bugüne kadar bağımsız bir siyasi zihniyeti yoktur.

KANADA BAĞIMSIZ KARARLAR VERMELİ

Kanada bunun bağımsız bir diplomasi elde ettiğine inanıyor, ancak sadece Windsor'u veya Washington'u takip ediyor.

Dahası, Kanada dış politikalarını yönetmede -özellikle Çin ile diplomaside yeterli profesyonel uzmanlığa sahip değildir.

Kanada'nın mikrofon diplomasisinin ABD'nin körüklediği McCarthyism'in tipik bir tezahürü olduğu söylenebilir. Ülke, Çin ile olan bağlarında neyin yanlış gittiğini düşünmekten kaçınmaya devam ederse, bu tür diplomatik McCarthyism büyük bir aksilikle karşılaşana kadar devam edecektir.

Trudeau'nun Meng hakkındaki kararı ya da Kanada'nın Washington'u Çin'e yönelik düşmanca politikalarda takip etme hamleleri olsun, tüm bunların temel nedeni, Kanada'daki Çin karşıtı güçler ile ilgilidir. Trudeau, Meng'i serbest bırakmak için doğru gerekçeleri pek destekleyemeyeceğinden, tutuklanan iki Kanada vatandaşıyla ilgili sözlü olarak endişelerini dile getirmek istedi.

İki tarafın temel çıkarları arasında çatışma yoktur. Bununla birlikte, aralarındaki ekonomik ve ticaret hesaplamaları göz önüne alındığında, Çin, Ottawa ile iş birliği içinde hareket etmek istiyor. Bu olaylar yaşandığı sürece sürekli diplomatik gerginlikler meydana gelecektir.

Ancak, eğer Trudeau yönetimi soğuk savaş zihniyetinden kurtulup diplomasiye geri dönebilirse, Kanada kesinlikle Çin ile daha iyi ikili ilişkiler bulacaktır. Bu, ülkenin ekonomik çeşitliliğini ve risklere dayanma kabiliyetini artıracaktır. Kuşkusuz Çin pazarı, Kanada'nın salgının ortasında ekonomik kalkınmasını ve büyümesini sürdürmek için fırsatıdır.

Kaynak: Global Times