Japonya'nın BMGK hırsının altında ne var?

Japonya'nın BMGK hırsının altında ne var?

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, salı günü Birleşmiş Milletler'in (BM) kuruluşunun 75. yıl dönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada Japonya'nın BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyesi olma isteğinin altını çizdi. Japonya'nın böyle bir iradesini ilk kez ifade etmesi değil. Buna karşın Japonya geçmiş saldırganlık geçmişiyle yüzleşemezse, ne kadar uğraşırsa uğraşsın BM Güvenlik Konseyi'nin daimî bir üyesi olamayacak.

Japonya, BM'ye 1956'da katıldı. İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomisi yükselen Japonya BM sisteminin oluşmasına destek verirken diğer yandan da çok sayıda BM ajansı ile bağlarını derinleştirdi. Japonya, Tokyo'da Birleşmiş Milletler Üniversitesi'ni kurdu ve enerjik bir şekilde kurumu ilgilendiren çok sayıda konferansa ev sahipliği yaptı. 1980'den 2018'e kadar BM bütçesine en büyük katkıyı sunan Japonya'nın konu ile ne kadar ilgili olduğu ortada. Bu zamana kadar gösterilen çabaların arkasında Japonya'nın BMGK daimî üyesi olma isteği yatıyor.

DÖRTLÜ BLOK RAHATSIZLIK VERDİ

Tokyo yönetimi 1970'lerde ilk kez BMGK daimi üyeliği arzusunu dile getirdi ancak başarısız oldu. Japonya'nın üyelik için Almanya, Hindistan ve Brezilya ile birlikte G4 platformunu kurarak destek araması çok sayıda ülkenin tepkisini çekti. Zira bu dört ülke sürekli olarak birbirinin BMGK daimî üyeliği için çaba gösteriyor.

Pakistan, daha önce Hindistan ile yaşadığı silahlı çatışmaları anımsatarak Yeni Delhi yönetiminin BMGK'de rol almasına karşı çıktı. Sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) doğru yol alan Japonya'nın BMGK konusundaki ısrarı da Rusya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (KDHC) gibi ülkeleri bölgesel barış ve güvenlik bağlamında endişelendiriyor.

ÜÇ NEDEN

Japonya neden BMGK daimi üyesi olmak istiyor?

Birincisi, Çin Halk Cumhuriyeti BMGK'daki tek Asya ülkesi. Bir diğer Asya ülkesi olan Japonya BMGK üyeliği ile bölgedeki etkisini artırmak istiyor. Bu sayede Japonya, Çin ile olan rekabetinde yeni bir araç kazanacağını düşünüyor.

İkincisi, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki müttefiklik ilişkisi eşitlik üzerine kurulu değil. Japonya bu nedenle Washington ile ilişkilerinde eşit söz hakkı için BMGK üyeliği talep ediyor.

Üçüncüsü, Japonya kalıcı üyelik sayesinde geçmişteki saldırganlıklarını unutturup diplomaside yeni bir sayfa açmak istiyor. Tokyo yönetimi İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana "normal" bir ülke olmayı hayal ediyor. Buna karşın Japonya, geçmişteki saldırganlıkları ile yüzleşmez ve İmparatorluk rejimi altında çektirdiği acılardan dolayı içtenlikle özür dilemezse Asyalı komşularının saygısını ve güvenini kazanamaz.

TOKYO, TARİHİ İLE YÜZLEŞMELİ

Japonya, İkinci Dünya Savaşından beri BM'ye ve uluslararası topluma olumlu katkılarda bulundu ancak tarih boyunca yaptığı hataların da unutulmasını bekleyemez. Sağcı Japon politikacılar, yüzleşme yerine tarih kitaplarını revize ederek saldırganlıklarını örtmeye devam ederken diğer yandan Çin tehdidi algısı ile düşmanlık ekiyorlar. Japonya bugün acı çekmiş insanların yaralarına tuz sürdüğü için hakkındaki şüpheler giderek büyüyor. Japonya BMGK daimîiüyesi olduğunda gerçekten BM ruhunu takip edebilir mi?

BM Güvenlik Konseyi, bir şirketin yönetim kurulu değil ve üyelik de sadece maddi katkılar ile kazanılmaz. Bir ülke uluslararası ilişkilerde sorumlu bir rol oynamak istiyorsa, tarihsel eylemlerini net bir şekilde anlamalıdır. Bir ülke kendi tarihiyle doğrudan yüzleşemezse, o zaman uluslararası topluma karşı nasıl sorumlu olabilir?

Kaynak: Global Times