İtalya'nın sanat mücadelesi

İtalya'nın sanat mücadelesi
İtalya'nın sanat mücadelesi
İtalya'nın sanat mücadelesi
İtalya'nın sanat mücadelesi

İtalya'da bugünlerde kaosun hâkim olduğu tek yer Parlamento değil. 2015 yılında müzelerin yönetimlerini yabancı direktörlere açmak da dâhil, müzelere ilgiyi artırdığı rakamlarla kanıtlanmış birçok düzenlemeyi içeren bir reformun uygulanmasının ardından, siyasetin sanat alanına müdahalesinin artırılması hedefi kapsamında yeni bir karşı reform uygulanmaya başlandı. Peki, bu karşı reform neleri içeriyor? Financial Times gazetesi yazarları Rachel Sanderson ile Davide Ghiglione bu sorunun yanıtını veriyor.

Geçen ayın sonunda, bundan 75 yıl önce İtalya'dan çekilen Nazi birlikleri tarafından çalınan 18. yüzyıldan kalma olan ve Hollandalı ressam Jan van Huysum'un yaptığı "Vase of Flowers" adlı natürmort tablo, Floransa'daki Pitti Sarayı'na geri getirildi. Büyük ve halılarla kaplı bir odada bu tablo İtalya Kültür Bakanı ve Almanya Dışişleri Bakanı'nın katılımıyla sergilenmeye başladı.

Silahlı muhafızların gözetiminde bu eseri sergileneceği noktaya yerleştiren Uffizi Galerilerinin yöneticisi Eike Schmidt, "Bugün tarihe adalet sağlıyoruz." dedi.

Van Huysum'un resminin İtalya'ya dönüşü, tüm İtalya adına bir ay süren mücadelenin ardından Almanya ile yapılan bu uluslararası iş birliğinin bir zaferiydi. Bu aynı zamanda Botticelli'nin "Venüs'ün Doğuşu", Titian'ın "Urbino Venüsü" ve Piero della Francesca'nın "Urbino Dükü ve Düşesi" adlı porteleri dâhil Rönesans ustalarının birçok eserine de ev sahipliği yapan İtalya'nın en popüler müzesinin direktörü Schmidt için de dört yıllık kariyerindeki önemli bir andı.

Ayrıca bu, Schmidt'in Uffizi'nin direktörü olarak gerçekleştirdiği son önemli görevdi zira İtalya Başbakanı Giuseppe Conte'nin istifası ile birlikte Schmidt de müzeden ekim ayında ayrılmaya hazırlanıyor. Onun bu kararı, ülkenin popülist liderlerinin sanat alanını siyasallaştırmaya kararlı göründüğü bir ana denk geliyor.

SANAT ALANINDA REFORM İLE MÜZEDE YABANCI SANATÇILAR AĞIRLANDI

Schmidt, İtalya'nın demode müze sistemine dair kapsamlı bir reformun parçası olarak 2015 yılında Floransa'ya geldi.

Venedik'teki Galleria dell'Academia, Milan'daki Pinacoteca di Brera ve Napoli'deki Capodimonte gibi birçok kuruma da yeni müdürler atandı ve bu müzelere fon ve istihdam sağlayan Roma Kültür Bakanlığı tarafından eşi görülmemiş bir özerklik verildi.

Reformda başka bir radikal unsur vardı: Şimdiye kadar kamu idaresinden çekilen memurlardan oluşan İtalya müzelerinin müdürlük pozisyonları artık yabancılara açıldı. Schmidt de bu reformlar sonrasında İtalya'ya gelen isimler arasındaydı.

Schmidt, o zamandan bu yana hem teknolojiyi müzeye sokarak hem de daha önce müzede yerini almamış yabancı sanatçıları ağırlayarak, hatta müzede yoğun olmayan saatlerde müzik dinletilerinin gerçekleştirilmesi gibi kararlarıyla gözü kara bir modernleştirici olarak ün kazandı. Onun getirdiği bu yenilikler birçokları tarafından eleştirilse de ziyaret rakamlarındaki yaklaşık iki katlık artış, Schmidt'in reformlarının ilgi gördüğünü kanıtlıyor.

KARŞI REFORM ELEŞTİRİ OKLARINI ÜZERİNDE TOPLUYOR

Haziran sonunda, İtalya'nın Beş Yıldız Hareketi üyesi Kültür Bakanı Alberto Bonisoli, sanat camiasında birçok kişinin korkuyla karşıladığı bir öneride bulundu. Bu öneri korkuyla karşılandı zira Bonisoli'nin planı, devletin müze harcamaları, sergiler ve uluslararası etkinlikler üzerinde yaptırım ve kontrol gücü kazanması ve müzelere rehberlik etmek üzere kurulan bağımsız heyetlerin işlevsiz kılınmasını sağlayıp İtalya'nın en iyi müzelerinin kontrolünün devlete geçmesi anlamına geliyor.

Bonisoli, planının "anarşiyi ortadan kaldırmak" olduğunu söyledi. Ancak eleştirmenler bu planın, devletin, gücünü İtalya'nın zengin galerileri üzerinde kullanmasının yolunu açacağını ifade ediyor.

Olabileceklerin bir habercisi olan olay yakınlarda yaşandı. Hükümet, Leonardo da Vinci'nin Louvre Müzesi için yaptığı bir tablonun önceden bir başka müzeye ödünç verilmesine dair yapılan anlaşmayı, Emmanuel Macron hükümetinin diplomatik duruşunun bir parçası olarak iptal etti.

Karşı reform olarak yorumlanan söz konusu plan, İtalya'da yükselen yabancı karşıtı söylemlere ve hükümetin medyaya yönelik saldırılarına dayanıyor.

Hükümetin bu karşı reformu, 15 Ağustos'ta parlamentodan geçerek yürürlüğe girdi. 2015 yılında atanan 20 direktörden çoğu, görevlerini hâlâ onaylamayan Bakanlık'tan haber almayı beklerken diğerleri yeni fırsatlar aradıklarını söylüyor. Birkaç isim ise istifayı seçti. Museo delle Marche'ın, görev süresi boyunca müzenin ziyaretçi sayısını yüzde 30 artıran Avusturyalı direktörü Peter Aufreiter, gelecek yıl Viyana'da yeni bir göreve başlıyor.

Uffizi'deki kâğıt yığınları ile dolu ofisinde çalışırken, işlerini tamamlamak için acele eder bir görüntüsü olan Schmidt için bu karşı reform, İtalya'nın kültürel alanıyla sınırlı olmayan bir başarısızlığın göstergesi. Bunun çok daha derin sıkıntılar yaratacağı konusunda da uyarıyor: "Özgür batı dünyasında, şu anda İtalya'da olmaya başladığı kadar merkezi bir kültür politikası olan ülke olduğunu sanmıyorum."

Milano'daki Pinacoteca di Brera'nın Anglo-Kanada'lı direktörü James Bradburne da bu karşı reformları, "İtalyan müze sisteminin yeniden Sovyetçiliği" olarak yorumlayarak, "Sovyetler Birliği'nde merkezi kontrolün işe yaramadığını öğrenmiştik oysa…" diye konuşuyor.

Kaynak: Financial Times / Rachel Sanderson & Davide Ghiglione