“İran'da işe yaramadı, Çin'de hezimete uğrar”

“İran'da işe yaramadı, Çin'de hezimete uğrar”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın 2017'de göreve başlamasının ardından Washington yönetimi, Çin Halk Cumhuriyeti'ni kapsamlı bir şekilde bastırma stratejisi benimsedi. Ticaret savaşları ve Beijing'e dönük teknolojik baskıya ek olarak, ABD yerel hükümetleri Çin'e yatırım yapmaması yönünde uyarıyor. Çin'in kaderini ilgilendiren bu yıkıcı strateji nerede son bulacak?

Bloomberg köşe yazarlarından Eli Lake, perşembe günü yayımlanan makalesinde "ABD, Çin'i bir sonraki İran'a dönüştürmeye çalışıyor." başlığını seçti. Lake'e göre, Trump yönetimi Çin ekonomisine ait olan unsurları finansal piyasalar için "zehirli" hale getirmeye çalışıyor. Makalede, Trump'ın politikasının öngörülemez olduğuna vurgu yapılmakla birlikte ABD'nin Batılı şirketleri "düşmanları" ile olan ilişkilerinde yeniden düşünmeye teşvik edebileceği savunuldu.

KÖPRÜLERİ ATMAK ÇÖZÜM OLUR MU?

Washington yönetimi Çin ile köprüleri atmaya kararlı görünüyor. İki ülke diplomatik ilişkileri tesis etmelerinden bu yana en derin ihtilafı yaşıyor. Washington'a göre Çin kendisi ile olan ilişkiyi asimetrik biçimde kullandı ve ABD'nin istediği gibi bir dönüşüm yaşamadı. Çin'in siyasi yönetimi Beyaz Saray tarafından liberal düzene tehdit olarak değerlendiriliyor. Lake'in aralarında bulunduğu elitler, Washington'ın Çin ile yolları ayırmasının bu duruma son vereceğine inanıyor.

Çin'i diz çöktürmek isteyen Amerika hem ekonomik yaptırımlar uyguluyor hem de askeri gücünü göstermeye çalışıyor. Bu strateji ABD'nin İran'ı baskılama yaklaşımına çok benziyor. ABD'nin yıllar boyunca Tahran'a uyguladığı yaptırımlar elbette bu Orta Doğu ülkesine çok zarar verdi. Buna karşın söz konusu Çin Halk Cumhuriyeti olduğunda Amerika'nın izolasyon ve zayıflatma politikası işe yarayabilir mi? Washington yönetimi bu hedefine ulaşabilir mi?

ABD'NİN ARKASINA DİZİLMEK KAZANÇLI DEĞİL

ABD bugünlerde müttefiklerini kendi arkasına dizmek için elinden geleni yapıyor. Bunlar arasında Huawei'i engelleme ve Çin'e Hong Kong Özel İdaresi ulusal güvenlik mevzuatı üzerinden baskı uygulamak var. ABD ayrınca Çin'e komşu ülkelerin Beijing'e meydan okumasını istiyor. Washington kendi stratejisinin haklı olduğuna inansa da çok az sayıda ülke "Önce Amerika" sloganı atan bir yönetimin arkasına dizilmek ister.

İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilen Amerikan yönetimi bu konu da dahi müttefiklerini ikna edememişti. İngiltere, Fransa ve Almanya, mart ayında ABD yaptırımlarını delerek İran'a tıbbi yardım göndermek için Instex sistemini ilk kez kullandılar. Basında çıkan haberlere göre, atılan adım nükleer anlaşmayı kurtarma umutlarını tetikledi.

UMUT WASHINGTON'DA DEĞİL BEIJING'DE

ABD'nin Çin'e dönük "kapsamlı baskısının" üzerinden üç çalkantılı yıl geride kaldı. O günden bu yana Çin daha fazla birleşmiş durumda. Daha da önemlisi Çin, yeni tip koronavirüs salgınını da kontrol altına aldı. Ülkede kepenkler açılırken üretim hızlandı.

Günün sonunda Çin Halk Cumhuriyeti, dünyada en umut verici büyüme potansiyeline sahip birkaç ülkeden biri olarak öne çıkıyor. ABD, Çin ile ekonomik açıdan yollarını ayırmaya devam edersen hangisinin daha fazla acı çekeceğini söylemek zor değil. ABD, Çin'i İran dönüştürmeye çalışırken giderek kendisini yalnızlaştırıyor.

Kaynak: Global Times