İkinci aşama anlaşma iş birliğinin ürünü olmalı

İkinci aşama anlaşma iş birliğinin ürünü olmalı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin arasındaki ticaret anlaşmasının ilk aşaması endişe ile bekleniyordu. İmzaların atılmasının ardından küresel ekonomi ve uluslararası toplum biraz da daha rahat bir nefes aldı. Yıllar boyunca biriken çelişkilerin müzakere ya da uzlaşı olmadan çözmek elbette çok zor olurdu. Şimdi iki ülke arasındaki buzlar kırıldı ve ABD-Çin ilişkilerinin normalleşmesini isteyenler için müzakerelerin ikinci aşaması daha fazla ümit vadediyor.

İki güçlü ekonomi arasında yaklaşık 2 yıl ya da tam olarak 22 ay süren çatışma tüm dünya ekonomisinin de büyümesini frenledi. İstikrarsızlık her zaman yıkıcıdır.  Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) tahminlerine göre küresel ekonomi ABD'nin başlattığı ticaret savaşı sonucu Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla büyümesinde yüzde 0,8'lik (700 milyon dolar) daralma yaşadı.

DÜNYA ÇOK KUTUPLU HALE GELDİ

Gelinen noktada kimse ikinci anlaşmanın nihai olarak ne kadar etkili bir şekilde kayıt altına alınacağını tahmin edemiyor. Buna karşın ilk aşama anlaşma diğerleri için müzakere temeli oluşturdu. Tıpkı birinci aşamada olduğu gibi hem Amerika hem de Çin bir dizi uzlaşıdan sonra ikinci imzaları atacaktır. Tek taraflı anlaşmanın gelecekte birçok ciddi sorun yaratacağı akılda tutulursa anlaşmanın iş birliği ürünü olması gerektiği daha net anlaşılabilir.

Amerika, bu zamana kadar dünyaya daima Washington için en iyi olanı dayatmaya çalıştı. Zira ABD, Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYİH) küresel seviyenin yüzde 50'sini oluşturduğu İkinci Dünya Savaşı sonrasında kendi şartlarını belirleyebiliyordu. Bugün ise Amerika için aynı oran yüzde 24'e düştü. Bununla birlikte dünyada kendi alternatiflerini üreten çok sayıda ülke ve organizasyon var.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra neredeyse yeni bir dünya sistemi kuruldu ve Amerika'dan bağımsız uluslararası ve bölgesel örgütler ortaya çıktı. Shanghai İş Birliği Örgütü, BRICS ya da Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin başlatılmasıyla dünya daha istikrarlı bir hal aldı.

TRUMP İKİ CEPHEDE TİCARET SAVAŞINA DEVAM EDEBİLİR Mİ?

ABD Başkanı Donald Trump, başlattığı ticaret savaşının er ya da geç mantıklı bir sonuçla nihayete ermesi gerektiğinin farkında. Trump, yaklaşan başkanlık seçimleri ışığında artık bu konuya daha fazla ilgi duyar hale geldi. Muhtemelen Amerikan lideri görevinden azledilmeyecek ancak yaşanan bu olaylar dahi seçim kampanyasına gölge düşürmeye yetti. Dahası Trump, sadece Çin ile değil aynı zamanda çelik ve alüminyum üzerinden en yakın ortağı Avrupa Birliği ile de çatışma yürütüyor. Bu çatışma ortamı aynı zamanda askeri ve politik bir hal aldı. Amerika ve Avrupa Birliği arasındaki yakınlık göz önüne alındığında bu ihtilafın politik sonuçları daha yıkıcı bir sonuç doğurabilir. Trump yeninden başkan seçildiği takdirde hem Çin hem de Avrupa Birliği ile ticaret savaşına devam edebilir mi? İşte bundan şüpheliyim.

Öte yandan Çin ve ABD arasında ikinci aşama ticaret anlaşmasının dünya ekonomisine yeni bir "temiz hava akışı" sağlayabilir ve belirsizlik ile güvensizlik atmosferine nokta koyabilir. ABD mevcut politikasının dünyayı yoksullaştırdığının farkına varmalı ve çift taraflı güvensizliğe neden olan faktörleri ortadan kaldırmalıdır. Yatırımların azaltılmasına ve iş sahalarının daralmasına neden olacak bir savaş kimsenin lehine değil.

Kaynak: China Daily / Seymur Mammadov, EurAsiaAz isimli düşünce kuruluşunun yöneticisidir.