İki farklı propaganda ve iki farklı sonuç

İki farklı propaganda ve iki farklı sonuç

Yeni tip koronavirüs salgını sırasında ve sonrasında dünyadaki büyük güç rekabetinin artacağı ve hepimizin bundan etkileneceği söyleniyor. Salgınının dünyamızda halk sağlığı, çevre, ekonomi ve jeopolitika da dahil olmak üzere birçok alanda etkilediği geniş olarak kabul görmektedir. Küreselleşmeyi son on yıldaki ekonomik ve politik küresel değişimleri kapsayan süreç olarak düşünürsek, hali hazırda kriz içinde olan başlıkların salgınla birlikte derinleştiğini düşünebiliriz.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin arasındaki mevcut gerilimlerin Avrupa'ya yansımaması imkansızdır. Dolayısıyla Avrupa'daki büyük güçler de bu kilit sorunları gündemine almalı. Yeni bir Soğuk Savaş ihtilafı kaçınılmaz mı? İkili ilişkilerin gerilimi devam eden krizlerin önlenemez sonucu mu? İnsanlık, çatışmaları doğuran devasa ölçekte rekabetleri yaşamaya mahkum mu? Bu teorinin aksine dünya halklarının geleceği barış içinde paylaşmaları için iş birliği mümkün mü? 

PROPAGANDA ARAYAN KORONA KİTABINA BAKSIN

Birçoğumuz tüm enerjimizle iş birliği ve barışı destekliyoruz. Buna karşın çabaları baltalamaya çalışan bölücü güçler de mevcut. Bu bağlamda "propagandaya" özellikle dikkat edilmelidir. Propaganda genellikle siyasi elitlerin desteğini kazanmak ve fikir birliği yaratmak için bilgi manipülasyonu şekilde düşünülerek düşman kuvvetlere atfediliyor. Oysa, bu bakış açısı önyargılı ve yanlış. Propaganda aslında birkaç siyasi rejimin değil aslında tüm ülkelerin kullandığı bir teknik.

Modern bilimsel propaganda hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız 1922'de yayınlanan Walter Lippmann'ın "Kamuoyu" kitabını ve ilk kez 1927 tarihli Harold Lasswell'in Dünya Savaşı'ndaki Propaganda Tekniği eserini anlayarak okumalısınız.  Son olarak bu konuya örnek ABD Senatosu'daki Cumhuriyetçi isimlere dağıtılan ve koronavirüs nedeniyle Çin'e agresif biçimde saldırılmasını öğütleyen "Korona Büyük Kitabı" da propaganda faaliyetlerini incelemek için okunmalıdır.

242 YILLIK TARİHTE BARIŞA 16 YIL AYRILDI

Propaganda türlerini yardımsever ve manipülatif olarak ikiye ayırmak mümkün. Birinci tip propaganda iş birliği ve dayanışma gibi değerlerin yayılmasını teşvik ederken, ikincisi ise düşman ve dost kuvvetler ayırımı çerçevesinde çatışma ve savaş üretir. Uluslararası propagandanın en güçlü biçimini ise bu anlamda "liberal demokrasiler" temsil ediyor. Örneğin, ABD'nin "terörle savaş" kampanyası bir dizi savaş suçunu haklı çıkarmak için sırtını büyük bir propaganda makinesine dayamıştı. Bununla beraber Trump yönetiminin Çin ile tehlikeli hesaplaşma arayışlarının arkasında modern iletişim bilimini kuran parlak gazeteciler ve akademisyenlerin özenle hazırladığı propaganda teknikleri var.

Batılı gelişen güçler savaşı bir enstrüman olarak gelişim dinamikleri arasında dahil ederken Çin böyle bir duruşu dışlar. Bu karakteristik özellik taraflar arasındaki karşılaştırmalarda genelde görmezden gelinir. Oysa eski ABD Başkanı Carter bu durumu "Çin'in 1979'da kurulmasından bu yana kaç kere savaştığını biliyor musunuz? Hiç. ABD ise 242 yıllık tarihinde sadece 16 yılını barış içinde geçirdi." ifadeleri ile özetledi. Bu durum Amerika'yı en savaş sevdalısı toplum haline getirdi çünkü Washington yönetimi diğer uluslara kendi ilkelerini dayatmak istiyor.

SALDIRGANCA SÖYLEMLER KENARA BIRAKILMALI

Çin'in barışçıl duruşu Batı'nın bu ülkenin yeni statüsünü sarsmasını engelliyor. Batılı otoritelerin yeni bir atmosfer yaratması daha akılcı olacaktır. Çin, ABD ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki iş birliği istikrar sürecinin zeminin oluşturacaktır. Foreign Affairs ve Financial Times gibi birçok etkili Batılı yayın organı da benzer fikirleri dile getirmişti. Eski ABD Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger gibi yetkililer de Çin ile iş birliği yaklaşımını benimsiyor. Tüm bunların ötesinde Çin ve ABD arasındaki iş birliği tüm dünya içinde acil derecede önem arz ediyor. Bilgece tekliflerin amacı barışçıl yeni dünya düzenini kurmaktır.

İş birliğini hedefleyen anlatılar desteklenmeli ve saldırgan propagandalar radikalleştirilmelidir. Bu bir kamu görevidir.

Kaynak: Global Times