Huawei'e karşı D10 teklifi ne anlama geliyor?

Huawei'e karşı D10 teklifi ne anlama geliyor?

İngiltere'de Boris Johson hükümeti, Çinli teknoloji şirketi Huawei'e ülkedeki 5G internet bağlantısının tesisi için sınırlı bir rol verme kararının üzerinden altı ay geçti. Buna karşın Johnson hükümeti şimdi bu karar sırt çevireceğinin sinyallerini veriyor.

2023 yılına kadar 5G ağ inşasında Huawei'in rolünü tamamen devre dışı bırakmak isteyen İngilizlerin cuma günü, G7 ülkelerinin de dahil olduğu "D10 Demokratik Ortaklar Klubü" kurulmasını önerdiği açıklandı. Huawei'e bağımlılığı azaltmayı öngören grubun içinde Avustralya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) ve Hindistan'ın da olacağı ileri sürülüyor.

KARARIN İKİ NEDENİ

İngiltere'nin Huawei konusundaki savruluşu beklenmedik bir gelişme değil. Öncelikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere'ye Huawei'i 5G tedarikçi listesine alan kararını yeniden gözden geçirmesi için baskı yapıyor. Diğer neden ise, Çin hükümetinin ulusal güvenliği tehlikeye attığı gerekçesiyle Huawei anlaşmasının hurdaya çıkarılmasını isteyen Londra'daki şüpheci siyasetçilerin varlığı.

D10 önerisi, Huawei'in 5G ekipman ve teknolojilerinin alternatif bir havuz oluşturmak için 10 demokratik ülkenin katılımını bekliyor. Bu proje aslında İngiltere'deki karar mekanizmasının ABD'nin baskısına boyun eğdiğinin bir başka işareti. Zira bu plan aynı zamanda benzer fikirleri paylaşan 10 ülkeyi Çin'e karşı buluşturmayı amaçlayan Soğuk Savaş tarzı bir tasarım. Buna karşın bugünün dünyasının Soğuk Savaş tarzı bir ideolojik bakış açısı ile kontrol edilemeyeceği ortada.

KURULSA BİLE ZAYIF KALACAK

Güney Kore, Almanya ve İngiltere'nin de dahil olduğu D10 ülkelerindeki iletişim operatörlerinin çoğunluğu Huawei ile derin bir iş birliği içerisindedir. Huawei dışlanırsa bu ülkelerin 5G gelişimi ertelenecek ve uluslararası alanda rekabet güçleri kırılacaktır. Bu nedenle, D10 isimli grubun tesis edilip edilmeyeceği söylemek şu an için zor. Böyle bir grubun hayat bulması halinde dahi etkin bir şekilde çalışıp çalışmayacağı noktasında belirsizlikler mevcut.

Kimi Batı ülkeleri, teknolojik meseleleri halen siyasi gözlüklerle okumayı tercih ediyor ve Çin'in bu konuda dünyaya liderlik ettiği gerçeğini görmezden geliyor. Kimi Batılı politikacılarının aksine Çin yönetimi Batı'nın geliştirdiği teknolojileri benimsedi ve güvenlik tehdidi söylemlerine prim vermedi. Çin'in 5G teknolojisinin kimi Batı ülkelerinde endişeyle karşılanmasının nedeni de sahip oldukları ideolojik önyargılar ve üstünlüklerini kaybetmelerinden başka bir şey değil.

MERKEL'İN SÖZÜNE KULAK VERİLMELİ

ABD'nin Huawei konusunda baskını hızlandırması ve Çin ile ihtilafları derinleştirmesinin geniş çapta sonuçları olacaktır. İngiltere'nin Huawei karşıtı bir ittifak oluşturması dünyanın en büyük iki ekonomik gücü arasında taraf tutmak ve Çin ile yaşanan teknolojik savaşta körü körüne Amerika'yı takip etmek anlamına geliyor. İngiltere böyle bir durumda Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerin eskisi gibi olmasını bekleyemez. İngiltere, ABD tarafınca manipüle edilmekten ve tıpkı Avustralya gibi ona hizmet etmekten kaçınmalıdır.

Almanya lideri Angela Merkel, ocak ayı içinde Çin'in "ekonomik açıdan başarılı olduğu" için tehdit olarak görülmeyeceğini tavsiye etti. Avrupa ülkelerinin bu tavsiyeyi dikkate almaları akıllıca olacaktır. Gelişmiş teknolojiye adil ve rasyonel yaklaşım günün sonunda bu ülkelerin yararınadır.

Kaynak: Global Times