Hindistan gerçekten Amerika'nın ortağı mı?

Hindistan gerçekten Amerika'nın ortağı mı?

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) rakibi olmak farklı ortağı olmak farklı anlamlara gelir. Örneğin ABD Başkanı Donald Trump, Çin'in yükselişinden dolayı onu bir rakip olarak tanımladı ve ticaret savaşına girişti. Buna karşın Hindistan örneğinde ise kapsamlı bir ortaklık bahsetmek doğru olmayacaktır çünkü Washington yönetimi, Yeni Delhi'yi kendi bölgesel amaçlarını desteklemek için seferber etmek isterken bunun karşılığında diğer alanlardaki çıkarlarına gölge düşmesini istemiyor.

Hindistan, Amerika'nın bu politikanın izdüşümünü hisseden ilk ülke değil. 980'lerde Japonya da Amerika ve Avrupa Birliği (AB) kurduğu ticaret ortaklıklarına benzer deneyimleri yaşamıştı. Denilebilir ki, ABD'nin kullandığı havuç ve sopa politikası dost ve düşman arasında çok fazla ayrım yapmıyor.

HİNDİSTAN'A "VİZYONSUZLUK" SUÇLAMASI

2019 Haziran ayında ABD ve Hindistan arasında "cicim ayları" sürerken Washington yönetimi bir anda Yeni Delhi'yi gümrük vergilerinden muafiyet sağlayan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi'nden (GPS) çıkardı. Trump yönetimi kayıpları milyonları bulan Hindistan'ı hale Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi'ne dahil etmekte isteksiz davranıyor.

ABD'nin Hindistan Büyükelçisi Kenneth Juster, geçen hafta düzenlenen çevrimiçi bir konferansta Hindistan'ın halen serbest ticaret konusunda gereken adımları atmadığından yakındı. Oysa serbest ticarete verilecek ani bir izin Hint hükümetini sıkıntılı bir duruma sokabilir. Neticede, Hindistan'ın üretim gücü Çin ile aynı düzeyde olsa dahi çok uluslu şirketler için sahadaki durum çok farklı. Daha da ileri giden ABD'li diplomat iki ülkenin ticaret ilişkilerinde eşit adımlar atmadığını iddia etti ve tarafların yeterin kadar büyük bir vizyona sahip olmadığını savundu. Bu açıklamalar, Trump'ın 2018'de Hindistan'ın "gümrük kralı" olarak ilan etmesiyle örtüşüyor.

SORUŞTURMA AÇILDI

ABD ayrıca, Hindistan aşırı korumacı yönetmeliklerinden rahatsız. Öyle ki geçen ay Amerika, şirketlerine ayrımcı dijital vergiler konulduğu iddiasıyla Hindistan hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmadan çıkacak sonuç taraflar arasında yer tarifelere ve hatta ilişkilerin daha da fazla gerginleşmesine neden olabilir.

Hindistan ve ABD'nin yasaları uygulama biçimleri odlukça farklı. Amerikan sistemi daha katı bir görüntü çizerken Hindistan'ın ise icra mekanizması oldukça yumuşak. Bu hukuka olan güveni zedelemekle birlikte davaların sonucunda birçok şirket ya da kişi cezasız kalabiliyor. Bununla birlikte her iki ülke de olayları "siyasileştirme" eğiliminde ortaklaşıyor. Trump yeniden seçilmek için agresif biçimde her enstrümanı kullanırken Hindistan Başbakanı Narendra Modi de Çin ile yaşadığı sınır gerilimini kamuoyu desteği için manipüle etti.

Batı'da koruma bekleyen Hindistan uzun süre boyunca yakın çevresini görmezden geldi. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP), Güneydoğu Asya Uluslar Birliği ile Serbest Ticaret Anlaşması gibi birçok projeden çekilen Hindistan yönetimi kendisini Asya pazarından ayırmış oldu. Gerçekte ise yirmi birinci yüzyıl Asya'nın olacaktır. Hindistan'ın politikası Batı'dan istediği sonucu alamadığı gibi Asya'nın da nimetlerine sırt çeviriyor.

TENİS AYAKKABISI ÜRETMEKLE OLMUYOR

Trump yönetimi, Amerikan şirketlerini Çin pazarından çıkarmak istiyor ancak bunun Hindistan'a bir faydası olmayacak. Beijing ve Shanghai Ticaret Odaları'nın katıldığı nisan ayı anketine göre şirketlerin büyük bir kısmı Çin'i terk etmeyi ve tedarik zinciri stratejisini değiştirmeyi düşünmüyor. Zira Amerika'ya geri dönmek ekonomik olarak mümkün olmadığı gibi Hindistan rotasının ise sorunları bulunmakta. Hindistan tenis ayakkabısı ve tişörtünde çok iyi olabilir ama endüstriyel yetenekler noktasında Yeni Delhi'nin gitmesi gereken uzun bir yol var.

ÇİN'İN SUNMADIĞINI ABD VE HİNDİSTAN VEREMEZ

Son olarak, Hindistan ve ABD birbiriyle de doğrudan rekabet halinde. Modi yönetimi "Hindistan'da yap" kampanyası düzenlerken Trump ise daha fazla istihdam için "Amerika'da üretildi" sloganını daha çok seviyor.

Ticaret sorunları derinleştikçe iki ülkenin uyumlu müttefiklikten uzaklaştığı görülüyor. Farklı önceliklere sahip taraflar ticaret konusunda nadiren ortak bir zemin yakalayabilirler. Her iki ülke de yatırımcılara Çin'in vermediği bir şeyi sunmak istiyor lakin basitçe söylemek gerekirse böyle bir şey yok.

Kaynak: CGTN