Gelir dağılımı ekonomik beklentileri etkiler

Gelir dağılımı ekonomik beklentileri etkiler

CGTN / Ken Moak

Çin'in gelir eşitsizliğini azaltmayı, sosyal ağı ve toprak kullanımını veya ev sahipliği reformunu genişletmeyi amaçlayan talep yönlü reform politikaları, ülkenin uzun dönem ekonomik büyümesini ve sosyal istikrarını devam ettirmeye hazırlanıyor. Bunlar, iktisadi ve sosyal olarak arzu edilen politikalardır, çünkü geleneksel teşvik politikalarının yaptığı gibi halkı kararsız bir ekonomiden korurken felç edici borçlara maruz bırakmazlar.

Örneğin, Çin hükümetinin Covid-19 salgınından kaynaklanan durgunlukta işletmeleri ve tüketicileri ayakta tutmak için yaptığı harcamaların, gelecekte zorluklar çıkarabilecek borç-Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) oranını artırması bekleniyor. Aynı amaca, hükümetin mali yükünü artırmadan gelirin zenginden fakire yeniden dağıtılmasıyla da ulaşılabilir.

Devlet teşvik paketleri genellikle, hükümetin borçlandığı ve merkez bankasının ekonomik iyileşmeyi finanse etmek için para arzını artırdığı genişlemeci mali politikalarının bir karışımıdır. Devlet borcunun artması maliye politikasının etkinliğini sınırlar, çünkü gelecekteki ekonomik sıkıntıları gidermek için daha az kaynak kalır.

DEVLET BORCUNUN ARTMASI MALİYE POLİTİKASININ ETKİNLİĞİNİ SINIRLAR

Para arzını artırmak yurt içi enflasyonu tetikler çünkü talep arzı aşar ve muhtemelen istifçilik veya ekonomik bozulmaya yol açar. Her iki durumda da maliye ve para politikalarının ekonomik sıkıntıları tersine çevirmedeki etkinliği sorgulanabilir.

Çeşitli ülkelerin ulusal borçlarını ve diğer ekonomik göstergelerini takip eden bir kurum olan Statista, Çin'in borç-GSYİH oranının 2020'de yüzde 61,7 olduğu tahmininde bulundu. Bu oran, Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ticaret savaşı ve daha sonra Covid-19 salgını nedeniyle ekonomik düşüşü rahatlatmak için hükümetin büyük ölçüde yaptığı harcamalar nedeniyle 2017'deki yüzde 46,36 oranından daha yüksek çıktı.

Diğer büyük ekonomilerin borç-GSYİH oranıyla karşılaştırıldığında küçük olmasına rağmen, ortalama yüzde 100'ün üzerinde olsa da, artış oranı gelecekteki olası mali belirsizlik endişelerini artırdı. Yüzde 61,7 oranı, Maastricht ulusal borç-GSYİH oranında olası mali tehlike ya da yükü işaret eden "kırmızı bayrak" denilen yüzde 60 üst sınırın üzerinde bulunuyor.

Bu bağlamda, merkezi hükümetin talep yönlü formları doğru atılmış bir adımdır, çünkü bunlar, zorunlu olarak büyük hükümet harcaması gerektirmeyen ekonomik büyümeyi teşvik edebilir. Hükümetin zenginleri vergilendirdiğini ve fakirlere daha fazla tüketim gücü verdiğini ima eden gelirin yeniden dağıtılması, en azından önemli ölçüde ek harcama gerektirmez.

DAHA ADİL GELİR DAĞILIMI ÇİN'İN UZUN VADELİ EKONOMİK BEKLENTİLERİNİ İYİLEŞTİRECEKTİR

Kırsal ve göçmen işçilerin düşük gelir bildirimleri nedeniyle Çin için geçerli olmasa da, ekonomistler genellikle gelir eşitsizliğini ölçmek için Gini katsayısını kullanırlar. Katsayının değeri 0 ile 1 arasında değişir, 1 mutlak gelir eşitsizliği ve 0 mutlak eşitliktir.

Statista'ya göre, Çin'in Gini katsayısının, 2009'da 0,49 iken 2019'da düşerek 0,46 olduğu tahmin ediliyordu ki, bu yine de Birleşmiş Milletler'in (BM) "tehlike" rakamı 0,40'ın çok üzerinde bulunuyor.

Bu amaçla, daha adil gelir dağılımı, Çin'in uzun vadeli ekonomik beklentilerini iyileştirecektir. Ülkedeki 1,4 milyar insanın tüketici tabanını genişletmek, toplam talebi artıracak, GSYİH büyümesini ve önümüzdeki yıllar için istikrarı geliştirecektir. Pazarın büyüklüğü ek yerli ile yabancı yatırımları çekebilir ve Çin'in doğrudan yabancı yatırımının 2019'da neden arttığını açıklayabilir.

Toprak kullanımı ve mülkiyet reformlarıyla ilgili olarak, hükümetin spekülasyonu caydırıcı politikası, konut fiyatlarını istikrara kavuşturabilir veya hatta düşürebilir, bu da konut fiyatlarını yerli alıcılar için daha uygun hale getirebilir.

Örneğin, Kanada'nın British Columbia eyaleti, alıcıların (çoğunlukla zengin yabancı uyrukluların) spekülasyon yapmasını ve fiyatları yükseltmesini önlemek için birkaç yıl önce boş evlere spekülatif ve boş yer vergileri getirdi. O zamandan beri, özellikle birden fazla birim satın alan yabancı alıcılar büyük ölçüde yok oldu ve bu da konut fiyatlarının düşmesine yol açtı.

TALEP YÖNLÜ REFORMLARIN UYGULANMASI İSTİKRARI ARTIRABİLİR

Dahası, ev sahipliği reformu aslında "çifte dolaşım" stratejisini tamamlıyor, çünkü bunun politikalarından biri kentleşme yoluyla geliri artırmaktı. Ülke çapında devasa konut inşaatı ile altyapıları, ev eşyası üretimi ve diğer üçüncül endüstrilere yeni veya ek yatırımları cezbederek önemli çarpan etkileri yaratacaktır.

Kentleşme insanları çiftliklerden şehirlere taşıdığından, kırsal-kent gelir eşitsizliği daraltılacak ve dolayısıyla gelir eşitsizliği azalacaktır. Buna ek olarak, yeni şehirlerin ve altyapıların inşasında ortaya çıkan devlet borçları, muhtemelen konut satışlarıyla dengelenecek ve ekonomik büyümeden elde edilen vergi gelirlerini artıracaktır.

Sosyal ağın genişlemesi, daha fazla kamu mal ve hizmetinin halka ücretsiz veya uygun fiyatlarla sunulması anlamına gelir. Örneğin, yeterli ve uygun fiyatlı eğitim ile sağlık hizmetleri sağlamak ekonomik büyümeyi teşvik eder. Eğitim, işgücünün kalitesini artırarak işçileri daha üretken hale getirir. Maliyetli sağlık hizmetleri ödemek zorunda kalmamak, tüketicilerin başka mal ve hizmetleri satın almasına izin vererek ekonomik beklentileri geliştirir.

Talep yönlü reformların uygulamaya konulması, hükümet borçlarını zorunlu olarak felce uğratmadan Çin'in uzun dönem ekonomik ve sosyal istikrarını artırabilir ve sürdürebilir. Reformlar gerçekten de, hükümetin iç talebi ekonomik büyümeyi yönlendirmeye yönelik "çifte dolaşım" stratejisini tamamlayacak.