Geleneksel “yaşlılık” kavramı değişti

Geleneksel “yaşlılık” kavramı değişti

China Daily / Li Jia

Çin halkının ortalama ömür beklentisi geçen yılın sonu itibarıyla 77,3 yıla yükseldi, bu 2015 yılındakinden bir 1 yıl daha fazla. Çin bu hedefe planlanandan bir yıl önce ulaştı ve şimdi Çin halkının ortalama ömür beklentisi küresel ortalamadan yaklaşık 5 yıl daha fazla ve giderek yüksek gelirli ülkelerin düzeyine yaklaşıyor.

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre insani gelişmenin üç merkezi göstergesinden biri olarak, ortalama ömür beklentisi bir ülkenin ekonomik gelişme düzeyi ve halkının genel sağlığının önemli bir ölçüsü.

Çin 12. Beş Yıllık Plan'da (2011-15), ömür beklentisini toplumsal gelişmesinin yanı sıra, Çin halkının sağlığı ve hayat standartlarının yeni göstergelerinden biri olarak kabul etti.  Yine de, uzun bir ömür iyi bir şey olsa da, ömür beklentisindeki sürekli bir artış toplumun önüne yeni zorluklar çıkarıyor. Fakat yeni fırsatlar da sunuyor.

GELENEKSEL "YAŞLILIK" KAVRAMI DEĞİŞTİ

Bireyler için, ömür beklentisinin sürekli artması ömür döngüsünde değişiklik demek. Geçmişte 60'tan sonra yaşamak, diğer şeylerin yanı sıra kötüleşen sağlık ve sürekli tıbbi bakım ihtiyacı nedeniyle göreli olarak sınırlıydı. Ortalama ömür beklentisinin şimdi 77,3 olması gerçeği kişilerin 60'dan sonra 17 yıl daha yaşayacağı anlamına geliyor ki, bu uzun bir süre. Ve ortalama insanın 60'dan sonraki ömür süresi çocukluktan daha fazla olduğu için, insanların geleneksel "yaşlılık" kavramını değiştirmesi ile emeklilik sonrası hayatlarını daha iyi planlamaları gerekir.

Bir toplum için, uzun ömür beklentisi yaşlı insanların sürekli artması ve geleneksel nüfus yaş yapısında değişiklik anlamına gelir. Bu da başka bir deyişle yaşlanan bir toplum demektir. Örneğin, geçmişte Çin nüfusunun yaş yapısı bir piramide benziyordu, çalışma yaşındaki nüfus ortada, 0-4 yaşındaki çocuklar piramidin temelini oluşturuyordu ve yaşlı nüfus da piramidin tepesini tamamlıyordu.

Bugün Çin nüfusunun yaş yapısı bir zeytin gibi, yaşlı nüfus giderek çocukların nüfusuna erişiyor. Ve gelecekte nüfusun yaş yapısı, yaşlı nüfus çocukların iki katı olacağı için, ters bir piramide benzeyecek.

NÜFUS TEMEL VE STRATEJİK BİR FAKTÖR

Nüfus, bir ülkenin ekonomik ve toplumsal gelişmesinde temel ve stratejik bir faktördür. Dolayısıyla, bir ülkenin nüfusunun yaş yapısındaki büyük bir değişiklik yaşlı bakımı gibi çeşitli alanlarda bütün yönleriyle ve uzun dönemli değişikliklere neden olmak zorundadır ve bu toplumun en önemli endişe kaynaklarından biridir.

Geçmişte yaşlı nüfus görece küçükken, buna uygun olarak, yaşlı vatandaşlar toplumsal ve ekonomik sorunlarda katılımcı olarak küçük bir role sahipti ve emeklilik aylıkları sadece küçük bir grup insanın sorunu olarak halledilebiliyordu. Ancak, yaşlı nüfus artmaya devam ettiği zaman, bunlar artık toplumsal hesaplamaların dışında tutulamazlar, çünkü onların ihtiyaçları sadece emeklilik haklarından daha fazla bir şeydir. Yaşlı insanın yaşamı basit asıl olarak yerel bir meseleden ekonomi ve toplumun sürdürülebilir kalkınmasıyla ilişkili sistemik, kapsamlı ve uzun dönemli bir faktör haline geldi. Hızla yaşlanan bir toplum olunca, aşılması gereken zorluklar artan emek gücü kıtlığından artan biçimde sürdürülemez emekli maaşlarına ve yetersiz tıbbı ve bakım kaynaklarına kadar uzanır.

Ama kötümser olmak için bir neden yok, çünkü yaşlanan bir toplum aynı zamanda yeni gelişmiş fırsatları da yaratır. Örneğin yaşlı bakımını ele alalım. Eldeki verilere göre, evde yaşlı bakımının doğrudan pazar değeri şimdi 3 trilyon kadar (469,5 milyar dolar) kadar yüksek. Ve yaşlılara mal sağlayan sektörlerin değeri 2025'te muhtemelen 5 trilyon yuandan büyük olacak. Öyleyse, yaşlı insanlara hizmet sanayii sadece Çin'de değil, dünyanın birçok başka bölümünde de yükselen bir sanayi olduğunu söylemek bir abartma olmayacaktır.

Japonya ve Almanya gibi hızla yaşlanan toplumlarda birçok şirket yaşlı vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanmasında yeni iş fırsatları buldu. Dolayısıyla hükümetler ve pazarlar yaşlı insanlara hizmet etmek için kaynakları tümüyle kullanmanın yeni yollarını bulmalı, ekonomik modeli, sanayinin yapısı ile dağıtım sistemini düzeltmeli. Ayrıca bunları değiştirmek için pazarda, kamu politikası ile yönetişimde yenilikleri teşvik etmeli, sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal gelişmeyi desteklemelidir.