Çinli uzmanlar ticaret anlaşmasını yorumluyor

Çinli uzmanlar ticaret anlaşmasını yorumluyor

Editörün notu: Yaklaşık iki yıl süren müzakerelerin ardından Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) çarşamba günü ilk faz ticaret anlaşmasını imzaladı. Anlaşmanın iki ülkenin ekonomisine olduğu kadar küresel istikrara da katkı sağlaması bekleniyor. China Daily gazetesine konuşan iki uzmanın görüşlerini okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz:

Çin Uluslararası Ekonomik Değişimler Merkezi Avrupa ve Amerikan Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Zhang Monan:

"EKONOMİLER İÇİN GÜVEN ANLAŞMASI"

Birinci faz ticaret anlaşmasının güven verici olduğunu düşünüyorum çünkü bu sayede Çin ve ABD arasındaki anlaşmazlıklar ile ortaya çıkan güvensizlik azalacak ve bu yatırımcıların daha cesur hareket etmelerini beraberinde getirecek.

Ticaret savaşının sürdüğü dönemde çok sayıda üretici ABD'nin ek gümrük vergilerinden kaçındığı için üretimini Çin'den Doğu Asya ya da benzer muhtelif bölgelere taşımıştı. Hatta bazı firmalar ABD'nin yaptırım tehdidinden önce üretimi azaltmıştı. Karşılıklı misillemelerle ilerleyen ticaret savaşı yalnızca ABD ve Çin'i sarsmakla kalmamış aynı zamanda küresel piyasalardaki beklentilerin de daralmasına neden olmuştu.

İki ülkenin fikri mülkiyet haklarının korunması, piyasalara erişim, teknoloji transferi ve Çin'in ABD'den daha fazla tarım ürünü ithalatı gibi zorlu meseleler üzerinde anlaşma imzalanması gerçekten de büyük bir olumlu gelişme.

Buna karşın ikinci aşama ticaret müzakerelerinin sorunsuz olması beklenmiyor. Zira ülkeler arasındaki ticaret dengesizlikleri ya da farklı kalkınma modelleri arasındaki rekabet yeni tur müzakerelere damga vurabilir.

Birinci aşama ticaret anlaşması yararlı görünüyor. En azından kısa vadede hem Çin'in hem de ABD'nin bazı hedeflerine ulaşmasını sağladı. Birinci aşama, Çin için uzun vadede ekonomi üzerinde olumlu bir etki ve nispeten istikrarlı bir dış ortam yaratacaktır.

Washington'ın ikinci aşama ticaret anlaşmasını imzalamak için Beijing'den daha istekli olduğunu düşündüğümüz zaman ABD kendi ekonomisini de olumsuz etkileyen 360 milyar dolarlık Çin mallarına uyguladığı ek gümrük vergisini kaldırmayı düşünmelidir.

İkinci aşama müzakerelere ilerlerken Çin ise kurumsal reformu yoğunlaştırmalı, ekonomisini dışarıya açmaya devam etmeli, riskleri değerlendirmeli ve bunları en aza indirmek için gerekeli önlemleri almalıdır. Çin sadece kendi ekonomisini güçlendirerek ve ulusal gücünü artırarak dış zorluklara karşı dirençli olabilir.

Çin Sosyal Bilimler Akademisi ABD Çalışmaları Araştırmacısı Tao Wezhao:

ÇİN VE ABD İLİŞKİSİNİN GELECEĞİ HAKKINDA KARAMSAR OLMAK ADİL DEĞİL

Çin ve ABD nihai bir anlaşmaya varmasalar bile, eşitlik ve karşılıklı saygıya dayalı müzakereler yoluyla farklılıkları yönetebileceklerini gösteren aşamayı imzaladılar. Buna karşın anlaşmadan çok da fazla şey beklememeliyiz çünkü birinci aşamanın verimli şekilde sonuçlandırılması kolaydı. İkinci aşama ise muhtemelen çok daha zorlu konulardan oluşacaktır.

İkinci aşamada müzakere edilecek daha zorlu konular arasında Çin devlet işletmelerine sağlanan sübvansiyonlar, yabancı sermeyenin piyasaya daha büyük ölçülerde erişimi ve mali piyasaların açılması yer alıyor.

Her şeye rağmen, Çin ve ABD ticaret ilişkileri tökezlese bile iki ekonominin birbirinden ayrılması imkânsız. Nihayetinde iki ülke küresel sanayi ve tedarik zincirinin ayrılmaz parçaları haline gelmiştir. Bu nedenle, Çin-ABD ticaret ilişkileri, Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) reformu ile birlikte sürdürülmelidir. DTÖ'nün koyduğu yeni kurallar Çin ve ABD ticaretine de yön vermelidir.

Beijing ve Washington arasındaki ilişkinin ABD seçimleri dolayısıyla kötüleşebileceğine dair kimi endişeler var. 200 yılında da ABD'de seçimler vardı ancak Çin bir sonraki sene Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı. Bu nedenler Çin'i baskılayan bir siyasetin ABD seçimleri açısından iyi bir kart olmadığını hatırlamakta fayda var.

Kaynak: China Daily