Çinli öğrenciler yurt dışında okumak istemeli mi?

Çinli öğrenciler yurt dışında okumak istemeli mi?

CGTN / Bradley Blankenship

South China Morning Post gazetesinin 18 Aralık tarihli bir haberi, Çin'in, koronavirüs salgınını kesinlikle kontrol etmesi ve Batılı ülkelerin fırsatı tamamıyla kaçırması yüzünden birçok Çinli ailenin açıkçası çocuklarını yurt dışında eğitim almaya göndermekten korktuğunu gösterdi. Çinli öğrenciler bir zamanlar, özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) daha iyi bir eğitim almak için giderlerken, şu anda böyle bir emek harcamak kazançtan daha çok kayıp olacak gibi görünüyor.

İlk olarak, aileler, çocuklarını eğitim için yurt dışına göndermenin tehlikesinin yüksek olduğunu görmeye başladılar. Özellikle şimdi Covid-19 salgınının olduğu ve neredeyse hiçbir ülkenin Çin'in yanı sıra salgını kontrol altına alma tekniklerinde ustalaşmadığı gerçeği göz önüne alındığı zaman. ABD ile Avrupa'nın virüsü esasında kontrol altına alamadığı ve başlamasından bu yana yaygın olarak toplumda yayılmaya devam ettiği gerçeği dikkate alındığında, bu korkuyu mantıksız olarak damgalamak çok zor olacaktır.

BİRÇOK ÇİNLİ AİLE YURT DIŞINDA EĞİTİM KONUSUNDA ENDİŞELİ

Aileler, çocuklarının güvende olmasını istiyor ve çocuğunu yabancı bir ülkeye eğitim için göndermek zor bir karar olduğu için bu şimdi karar verilmesini daha da önemli hale getiriyor. Ölümcül bir salgın dışarıyı kasıp kavuruyor ve sözüm ona "gelişmiş" dünya aşı haricinde salgını sona erdirmek için çok az bir olasılık görüyor. Aileler için bir el kitabı yoktur, ancak çocuğunu küresel salgın sırasında sıcak bir noktaya göndermek muhtemelen seçenekler içinde bulunmayacak.

Benzer şekilde, çocukları yurt dışında eğitime hazırlamayı amaçlayan uluslararası okullar, salgın yüzünden yabancı öğretmenleri istihdam etme sorunları nedeniyle güçlüklerle karşı karşıya bulunuyor. Yabancı öğretmenler de bu zor dönemde diğer herkes gibi bir dizi güçlükle uğraşıyor, özellikle göçmen bürokrasisi ve buna benzer sorunlarla.

Bir başka gerçek de ABD'deki Çinli öğrencilere -ülkedeki en büyük öğrenci grubu- son zamanlarda yönelik saldırıların açıkça ayrımcı uygulamalar konusunda ciddi öfkeye yol açmış olmasıdır. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bütün Çinli öğrencilerin casus ya da kendi ülkelerini zenginleştirmek için muhtemelen ABD'den öğrendiği "sırları" almaya gönüllü kimseler olduğu yönünde genel bir düşünce ortaya attı.

ABD'DEKİ ÇİNLİ ÖĞRENCİLERE YÖNELİK SALDIRILAR ÖFKEYE YOL AÇTI

Yine, bu, bazı ülkelerin bu eğitim değişim programlarını tam olarak bir tür beyin göçü olarak gördükleri anlayışını ortaya koyuyor. Onlar, Çin'den gelen en iyi ve parlak öğrencileri eğittiklerine, böylece onların, korkunç derecede anlaşılması güç ABD göçmen sistemi altında bile olsa ortalama Amerikalının yapamayacağı karmaşık işleri alabileceğine inanıyorlar. Ancak birçok durumda bu öğrenciler Çin'e dönüyorlar.

Bu ailelerin bazılarının geçmişte söylediği gibi, Çin, kendi başına güçlü bir ülke haline geliyor ve öğrenciler, dünyadaki en iyi eğitimlerden bazılarına doğrudan evlerinde ulaşabildiği zaman onları yurt dışına göndermeye ciddi biçimde ihtiyaç bile olmayabilir. Bu devam eden bir süreç ve dünya, en azından gelecek birkaç nesilde bu sürecin sağlam sonuçlarını görebilir.   

Şimdiye kadar Çin, bu yıl yabancı yatırımda yeni bir rekor kırma yolunda ilerliyor ve ABD'den gelen tehditlerin ikiye katlamasına rağmen, sadece kasım ayı itibariyle yabancı yatırım geçen yılın yüzde 94'üne ulaştı. Ve aslında, Çin yönetimin yatırıma ilişkin engelleri kaldırma çabası, bu yıl büyümesi beklenen tek büyük ekonomi Çin olduğu için yatırımların gelecekte daha da fazla artması bekleniyor. Bu yıl zaten Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasının imzalanması, merakla beklenen ve çalışmaları devam eden Avrupa Birliği (AB)-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI), küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) yarısından fazlasını kontrol eden şirketlerin piyasaya girişini daha fazla artıracak gibi duruyor.

ÖĞRENCİLER ÇİN'DE EĞİTİM GÖRMEYİ TERCİH EDİYOR

Gerçek şu ki Çin, -Batı değil- yakında dünyanın kozmopolit başkenti olmaya doğru gidiyor, çünkü uluslararası işletmeler ve sermaye yerleşiyor, öğrenciler Çin'de eğitim görmeyi tercih ediyor ve rekor ekonomik büyümesini sürdürüyor. Yani öğrenciler, "daha iyi" ya da daha "dünyevi" deneyim elde etmek için Çin'i terk edecek gibi görünmüyorlar, çünkü dünya kaçınılmaz olarak, Covid-19 salgını sırasındaki güçlü performansının hemen ardından kendisi Çin'e geliyor.

Bu Çin'in, uzun süredir yüksek kaliteli eğitim ile yenilikçilik konusunda tekel olmayı sürdüren ve uzun süredir az gelişmiş ülkelerden yetenekli kimseleri alarak, onları daha fazla yoksulluğa mahkum eden Batılı ülkeler arasında, kendisini eşit hale getirme uğraşında kaçınılmaz olarak atacağı diğer bir adım olabilir.

Sonuçta, daha az Çinli öğrencinin yüksek eğitim için ülkesini seçmesi gerçekte kötü bir şey olmayabilir. Bu, ülkeniz refah içinde büyüdüğü zaman olacakların doğal bir sonucudur. Aslında bu, Çin'in, "çifte dolaşım" stratejisi yoluyla yenilikçiliğe odaklanan yeni stratejisiyle de mükemmel bizimde uyumlu oluyor. Öğretim için Çin'de kalan öğrenci sayısının artışı aynı zamanda ülkenin kendi kendine yeterli ve kendi çabasıyla yenilikçe hale geldiğinin başka bir kanıtı olacak.