Çinli diplomatları yaftalamak Batı'nın karakterini gösteriyor

Çinli diplomatları yaftalamak Batı'nın karakterini gösteriyor

İnsanları etiketlemek, basit karakterli insanların bir yöntemidir. Bu yüzden bazı Batılı politikacılar Çinli diplomatları "kurt savaşçıları" ve Çin'in diplomasisini "virüs diplomasisi" olarak etiketlemek istiyor.

Bunu yaparken, Çin'i uluslararası topluma, rahatsız edici bir ülke gibi lanse etme girişimindeler. Ama asıl dertleri, uyuyan devin yeniden uyanmasından korkmalıdır. Covid-19 salgınında ortaya koydukları başarısızlıklar ve fiyasko politikalar Çin'e karşı olan nefretlerini iyice körükledi.

ÇİN SAKİN BİR DURUŞ SERGİLİYOR

Çin diplomasisi agresifleşmedi, ancak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde oluşturulan kamp Çin'den gelen herhangi bir tepkiden rahatsızlık duyuyor.

ABD ve müttefikleri Çin'in Taiwan Adası, Hong Kong, Tibet ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki ayrılıkçılığını açıkça onayladıklarında, Çin'in ortak kalkınma ve refahını artırma çabalarını utanmadan sabote ettiler. Ülkenin egemenliğini, temel çıkarlarını ve kalkınma beklentilerine saygı duymak diğer ülkelerin uluslararası hukuktaki ödevidir. Batılı güçlerin aksine Çin, diğer ülkelerin yükselmesine engel olacak hiçbir eylemde bulunmuyor.

TARİHTEN DERSLER ALINMALI

Siyasi tarih, her zaman önemli bir ders vermiştir. Yüzleşmelerin ülkeleri hiçbir yere götürmediği ve barışçıl bir ortamın sağlanmasına engel olduğu dersi. Bu nedenle Çin provokasyonlara ve zorluklara verdiği yanıtlarda uzlaşmacı bir tavır sergiledi. Çin'in diplomasisinde, bağımsızlık, barış ve kalkınma ilkeleri her zaman yer almıştır. Artan diplomatik gücün ardında da bu ilkeler yatmaktadır.

Covid-19 salgını, Çin'in dünyanın ortak bir geleceği olan bir topluluğa ihtiyacı olduğu vizyonunu doğruladı. Geleceğin iyi ya da kötü olup olmayacağı, toplulukların birbirlerine nasıl davrandığına bağlıdır.

Kaynak: China Daily