Çin'in başarısı dünyaya hangi dersleri veriyor?

Çin'in başarısı dünyaya hangi dersleri veriyor?

Dünya hiçbir zaman çeşitli etnik kökenlere, dinlere, medeniyetlere ve siyasi sistemlere sahip olan düz bir oyun alanı olmamıştır. 1990'lardan bu yana serbest ticaret ve çok taraflılık küreselleşmenin temel taşı olmuştur. Ancak, gelişmiş ülkeler daha fakir aktörlere çok az saygı göstererek kuralları belirlerken, dünya piyasası tüm oyunculara asla eşit davranmadı.

Küçük devletler, küreselleşmenin temel kurallarını şekillendirme konusunda neredeyse hiç bir şey söylemedi veya hiç söylemedi. Bu göze çarpan kapsayıcılık yokluğu, küresel düzende milliyetçilik ifadesinin artmasına neden oldu. Birçok ülke, ulusal çıkarlarını korumak için iddia edildiği gibi korumacılığa ve tek taraflılığa güvenmeye çalışıyor.

Güçlü ekonomiler gelişmekte olan ülkeleri sömürmeye zorladıkça zengin ve fakir ülkeler arasındaki ekonomik eşitsizlik her zamankinden daha belirgin hale geldi. Üçüncü dünya, altyapı bağlantısının yetersizliği nedeniyle zayıf ve gelişmemiş durumda. Serbest ticaretin vaat ettiği ilerleme ve refah, tedarik zincirine ulaşılabilirliği zayıf bağlantı tarafından engellendiği sürece fakir ve zayıf uluslara yabancı kalır.

KUŞAK VE YOL'A KATILIM ARTIYOR

Çin'in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin çözüm olmasa da, bu ülkelere altyapı bağlantı girişimlerini başlatmaları için uygun bir seçenek sunabileceğinden kuşku yok. Dünya genelinde Kuşak ve Yol İnisiyatifi 30 uluslararası kurum ve 130 ülkeye dokundu. Bu, Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin genel kabul düzeyinin sağlam bir kanıtıdır.

Nisan ayında Beijing'de düzenlenen Uluslararası İşbirliği Kuşak ve Yol Forumu, bu yıl büyüyen havuza işaret ediyor. Ne yazık ki gerçekte, dünya dinamikleri iyi bir küresel yönetişime yardımcı olacak yönde hareket etmiyor gibi görünüyor. İklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma gibi küresel kaygıları ele almakla görevli uluslararası kuruluşlardan bazıları, etkinliğini hâkim güçlerin lehine kullandı.

Mevcut uluslararası düzenin, giderek artan bir küresel meydan okuma listesine seçenek sunmada etkisiz kaldığı böyle kasvetli bir ortamda Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin insanlık için ortak gelecek çağrısında bulunması şüphesiz oyun değiştiricidir.

ÇİN DÜNYAYA NE SUNABİLİR?

Çin, büyük ve gelişmekte olan bir ülke olarak dünyaya ne sunabilir?

Hiç şüphe yok ki Çin şimdi ABD'den sonra ikinci en büyük ekonomidir ancak kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) hâlâ gelişmiş ekonomilerin gerisinde kalıyor.

Bununla birlikte, Çin'in 850 milyon vatandaşını, yoksulluktan kurtarmadaki devasa başarısı, insanlık tarihinde rakipsizdir. Çin hikâyesi, dünyaya ilham vermesi açısından bir modeldir. Deng Xiaoping'in öncülüğünü yaptığı reform ve dışa açılma, modern Çin'in ilerleyişinde tarihsel bir sürece işaret ediyor. Çin kendisini 40 yıl sonra ekonomik bir güce dönüştürdü. Üretimde alt yapıda ve teknolojik yeniliklerde dünya liderliğini üstlenerek 1,4 milyar nüfusu beslemek elbette ki inanılmaz bir mücadele.

YOKSULLUKLA MÜCADELEDE ÇİN ÖRNEĞİ

Çin'in devasa bir nüfus tarafından yüklenen zayıf bir planlı ekonomiden, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine dönüşü kimilerinin iddia ettiği gibi yalnızca Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) kabul edilmeyle ilişkilendirilemez. Çin'in başarısının, Çin'in teknolojik ilerlemesinin ve insanların ihtiyaçlarına cevap veren bir yönetim biçiminin geliştirilmesinin sonucu olduğu gerçeğini görmezden gelemezler.

Çin'in acil durumlarını ele alma konusundaki bilgeliği ve tecrübesi, belki de dünyaya yeni çözümler sağlayabilir. Bunun bir örneği en acil küresel durumlardan biri olan yoksulluğun azaltılmasında noktasındaki başarısıdır. Zira yoksulluk sorunu bugün dünyadaki barışı kırılgan hale getirmektedir.

KORUMACI DEĞİL KAPSAYICI OLALIM

Buna paralel olarak, yıllar boyunca, Çin'in teknolojik gelişimi dünyadaki birçok insanın yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olmuştur. ABD, Çin'in 5G telekomünikasyon ve uçağı gibi en son teknolojilere pazar erişimini engellerken, dünya bunun yerine yenilikleri teşvik etmek için kapsayıcı bir ilkeyi benimsemelidir.

Çin'in artan küresel rolü durdurulamaz. Ülkeler arasındaki iş birliğini ve iletişimi arttırmak için, ortak bir kader topluluğu oluşturmak için diyaloğa öncelik verilmelidir. Bu, kültürler arasında hoşgörü ve anlayışı geliştirmenin ve iş birliğine elverişli bir ortam hazırlamanın temelini oluşturur.

Çok kutuplu bir dünyada yükselen bir güç olarak Çin'in bu girişimde öncü bir rol üstlenmesi bekleniyor. Bu amaçla, mayıs ayında Beijing'de düzenlenen Asya Medeniyetleri Diyaloğu güzel bir örnekti ve bu örnek diğer ülkelerde de çoğaltılmalıdır.

Kaynak: Global Times, Ong Tee Keat Malezya Temsilciler Meclisi eski üyesi, Malezya federal kabinesinde eski ulaştırma bakanı eski başkanı. Ara başlıklar CRI'ya aittir.