Çin ve Avrupa yakınlığı ABD'yi dengeleyebilir

Çin ve Avrupa yakınlığı ABD'yi dengeleyebilir

Çin-Avrupa arasındaki bağların güçlendirilmesi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin ilişkilerinin istikrarsızlığına karşı denge sağlayabilir.

Çin ve ABD gerilimi ile Çin ve Avrupa arasındaki diyaloğun yoğunluğu arasındaki zıtlık çarpıcı ve açıklayıcıdır. Avrupa Birliği (AB) ve Çin kimi konularda farklı yaklaşımlara sahip olabilirler. Buna karşın karşılıklı mutabakata varma ve iş birliğini derinleştirme hedefi ile yoğun temaslarını sürdürüyorlar.

Yeni tip koronavirüs salgınından önce kötüleşen Washington ve Beijing arasındaki ilişkiler yaklaşan ABD seçimleri ile tehlikeli bir seviyeye ulaştı. ABD yönetimi tarafından başlatılan ayrışma politikasının en üzücü etkisi insanlar arasındaki temaslara dönük oldu. İnsanlar arasındaki güvensizlik duygusu iki ülkenin ihtilaflarını artıran bir kısır döngü olacaktır. Çin ve Avrupa arasındaki ilişkilerin istikrarı işte bu bağlamda Çin ve ABD arasındaki ilişkilerin belirsizliğine karşı bir denge unsuru olacaktır.

ÜÇ ÖNEMLİ ETKİ

Mevcut koşullarda, Çin-Avrupa diyaloğunun üç önemli etkisi vardır:

Birincisi, AB ve Çin birlikte çalışmayı başarırsa bu önümüzdeki yıllar için yeni bir Soğuk Savaş paradigmasını geçersiz kılar. Bununla birlikte tarafların yakınlığı Çin ve Batı karşıtlığının kaçınılmaz bir gerçek değil kimilerinin zihin yapısının bir tercihi olduğunu kanıtlar.

İkincisi, Çin-Avrupa diyaloğu belirsizliklerle kuşatılmış bir dünyada öngörülebilirliği getiriyor. Genel bağlam ne kadar kaotik olursa, güvensizlik ve ayrışmanın kısır döngüsü o kadar yıkıcı olacaktır.

Üçüncüsü, Çin ve Avrupa arasındaki temaslar ABD-Çin ilişkilerinde normalle dönüşün önünü açıyor. Zira 1960'larda ve 1970'lerde Henry Kissinger ile Richard Nixon'a Beijing'e giden yolu gösteren Avrupalı ​​bir devlet adamı olan Charles de Gaulle idi. 21. yüzyıldaki uyumlu ve özerk Avrupa, Çin ile Batı arasındaki yeni ilişkinin öncüsü olabilir.

TEMEL MESELELERDE YAKINLAŞMA VAR

Avrupa ve Çin, temel güncel meselelerde yakınlaşıyor. Avrasya kıtasının iki ucu da çok kutuplu bir dünya gerçekliğini tanıyor. Her ikisi de iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilirlik konularını hayati öneme sahip görüyor. Avrupa, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in önerdiği, insanlık için ortak bir gelecek vizyonunu daha iyi anlayabilir. Neticede ortaya konan vizyon, bir dereceye kadar Avrupa'nın kendi entegrasyon sürecini anımsatıyor. Bu bağlamda Avrupa ve Çin, ilişkilerini geleceğe aktif olarak yansıtmalıdır.

Yaklaşan AB-Çin Zirvesi, iki taraf için çapraz yatırımlar, ticaret, kıtalar arasında ekonomik ve teknolojik gelişimin paylaşılması, çevrenin korunması, çok taraflı mekanizmaların desteklenmesi gibi konularda ideal bir platform sunuyor.

21. yüzyıl için daha etkili bir küresel yönetişim çerçevesi tasarlayan Avrupa ve Çin, kısır bir güvensizlik ve ayrışma potansiyelini erdemli bir güven ve iş birliği anlayışıyla değiştirebilir. Böylesine bir durum sadece Avrupa ve Çin halkılarına değil tüm insanlığın ilerlemesine hizmet edecektir.

Kaynak: China Daily