Çin neden bir “tehdit” olarak görüldü?

Çin neden bir “tehdit” olarak görüldü?

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) "Çin tehdidi" teorisiyle ilgili ateşli söylemlerin çoğu, Doğu Asya ülkelerinin ABD tarafından etki altında tutularak bölgesel planlarını uygulamak istemesinin bir sonucu. Bu çıkarım birçok araştırma merkezi ve uzman analizi ile de örtüşüyor.

ABD Dış İlişkiler Konseyi, geçtiğimiz günlerde "Çin'e Karşı Büyük Stratejinin Uygulanması" başlıklı bir rapor yayınladı. Washington, "Beijing'in ekonomik, diplomatik, teknolojik ve askeri genişlemesinin tehlikelerini sınırlamak için kapsamlı bir çaba başlatılmalıdır. ABD'nin Asya ve dünyadaki çıkarları yok oluyor." ifadeleri rapordaki dikkat çeken satırları oluşturuyor.

Beijing büyük bir stratejik plana sahip mi? Kesinlikle sahip. Ancak stratejisi esas olarak iç politika için geçerlidir. Strateji, ABD veya diğer güçlere yönelik bir etki alanı oluşturmak yerine ve Çin'in kalkınma hedefine şekil vermek için tasarlandı. Rekabet piyasasını geliştirerek, küresel ekonomide çok taraflı bir yapı oluşturmak isteniyor.

SOĞUK SAVAŞ ZİHNİYETİ GERİ GETİRİLMEK İSTENİYOR

Çin'in kalkınma stratejisini ABD için bir meydan okuma olarak ele almak, sıfır toplamlı zihin yapısını ve ülke politikasının yanlış anlaşılmasını yansıtır. "Çin tehdidi" ile uğraşmak bahanesiyle ABD, Hint-Pasifik Stratejisini bölgede aktif hale getirerek Çin'i çevreleme planı izliyor. Açıkçası, Beijing de benzer bir ittifaklar kurabilir. Fakat bunu yapmak, Asya-Pasifik bölgesinde ve dünyadaki bölünmeyi hızlandırarak, Soğuk Savaş günlerini tekrar canlandırmadan öteye gidemeyecektir. Bu, Çin'in iç kalkınma planları ile tutarlı değildir. 

ABD'nin bu korkusunun altında kaybetmeye başladığı hegemonyasını yeniden güçlendirme kaygısı yatıyor. Yükselen bir güç karşısında çaresiz kalan ABD, bu tür girişimler ile güç kullanmak istiyor. Mesele şu ki Çin bu mantığı takip etmeyecek.

ÇİN BU TUZAKLARA DÜŞMEYECEK

Çin'in Batı kalkınma yolunu izleyemeyeceği bilindiği gibi, ABD'nin "Thucydides tuzağına" da düşmeyecektir. ABD ve Batı için diğer bir zorluk ise, Çin'e karşı baskı yapmaya devam ederlerse sonunda kendileriyle yüzleşen bir Çin yaratacaklarından emin olamamaları. Değişen dünyada Çin'i küreselleşme ve çok kutupluluk perspektifinden değerlendirmek, Beijing'in küreselleşme sürecinde sürdürülebilir istikrar ve barışa nasıl yol açtığını anlamaya yardımcı olacaktır.

Kaynak: Global Times / Ding Gang