Çin Asya-Pasifik bölgesindeki ticaretin merkezinde

Çin Asya-Pasifik bölgesindeki ticaretin merkezinde

China Daily / Chen Bo

Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşması Çin'in uluslararası ekonomik ve ticari iş birliği için büyük bir atılımı temsil ediyor.

8 yıl aralıksız devam eden çabalarda sonra, RCEP anlaşması 15 Kasım'da resmen imzalandı. Anlaşmaya 10 Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ülkesi ile ASEAN'ın 5 büyük ticaret ortağı -Avustralya, Çin, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore- dâhil. 15 üye ekonominin toplam nüfusu ve Gayrı Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) sırasıyla dünyanın toplam nüfusunun yüzde 30'unu ve toplam GSYİH'sinin yüzde 29'unu oluşturuyor. Ama Çin, ASEAN, Avustralya ve Güney Kore dâhil, 17 ülke ile ikili serbest ticaret anlaşmaları imzaladığına göre, RCEP onun için niye bu kadar önemli?

Her şeyden önce, RCEP anlaşması Çin'in uluslararası ekonomik ve ticari iş birliği için büyük bir atılım. RCEP dünyanın ekonomik olarak en canlı piyasasına, Asya-Pasifik, sahip, bu sadece Çin'in küresel endüstriyel zincir iş birliğinin asıl alanı değil, aynı zamanda Çin malları ve hizmetleri için en önemli piyasa. Endüstriyel zincir iş birliğinin maliyetlerini azaltarak ve ticaret bloku içindeki ticaret engellerini azaltarak RCEP Çin'in sınır ötesi endüstriyel ile tedarik zincirlerinin sağlamlaştırılması ve gelişmesine katkıda bulunacak, yatırımcıların Çin'in endüstriyel küreselleşmesine güvenini artıracak ve dış piyasaların Çin malları ile hizmetlerine talebini artıracak.

RCEP YÜKSEK DÜZEYDE BİR DIŞA AÇILMAYI GEREKTİRİYOR

İkincisi, RCEP Çin'in büyük bir ekonomik ve ticaret gücü olarak desteklediği ilk üst düzey bölgesel ekonomik ve ticari iş birliği anlaşmasıdır. Ama Çin'in küresel ekonomik ve ticari kuralların yeniden şekillendirilmesinde sesinin ve çağrısının duyulmasını sağlamak için önemli olduğu kadar, eşit ölçüde Çin'in RCEP anlaşmasını iç reformlarını hızlandırmak için kullanması bakımından da önemlidir. Dünya köklü değişiklikler yaşıyor, bunlar arasında küresel ekonomik ve ticari kuralların yeniden şekillendirilmesi de var. Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) geleneksel ticaret kuralları sadece ticaret üzerindeki (asıl olarak gümrük vergileri olmak üzere) sınır engellerini ortadan kaldırmaya odaklanırken, yeni ekonomik ve ticari kurallar yüksek düzeyde dışa açılmayı gerçekleştirmek için, yatırım piyasasına erişim, rekabet ve standartlarla ilgili yeni gereklilikler getiriyor. Çin bir yandan böyle değişikliklerin etkilerine uyum sağlarken, öte yandan kendi kalkınma koşulları ve çıkarlarının gerektirdikleri temelinde bu yeni kuralların formülasyonuna etki yapıyor. Ayrıca, RCEP yüksek düzeyde bir dışa açılmayı gerektiriyor, bunun Çin'in, 2001'de DTÖ'ye üye olduktan sonra yaşadığı iç reformlar ve dışa açılmasına yardımcı olması bekleniyor. Özel kısa vadeli ve orta vadeli hedeflerle birlikte, dışa açılmayı ülke içi reformları sağlamak için kullanmak bir kez daha Çin'de yaşanacak.

Son olarak, RCEP anlaşmasının imzalanması Çin'in ulusal stratejisinin hiçbir şekilde kendiliğinden olmadığını aksine daha çok ülke içi dolaşımı güçlendirme temelinde küreselleşmeye katılma ve desteklemeye aktif katılım olduğunu tümüyle gösteriyor. RCEP anlaşmasının başarılı bir şekilde imzalanması Çin'in erken bir zamanda üzerinde uzlaşma sağlamak için sürdürdüğü ikili ve çok taraflı yüksek düzeyli ekonomik ve ticari görüşmeleri daha da ilerletecektir.

ÇİN ASYA-PASİFİK BÖLGESİNDEKİ TİCARETİN MERKEZİNDE

RCEP'nin yüksek düzeyde dışa açılma gereklilikleri, ekonomik ile ticari ortaklıklar çevresini daha da genişletmesine ve ekonomik küreselleşmeyi desteklemesine yardım ederek, Çin için gelecek yıllarda ikili ve çok taraflı ekonomik ve ticari görüşmeler sürdürmek için bir temel ile referans noktası sağlayacak.

Yine de RCEP'nin başarılı uygulanmasının önünde bir dizi zorluk olduğunu söylemeye gerek yok.

Başlangıç olarak, anlaşmanın imzalanmış olmasına rağmen, bazı ülkelerde, geçerlilik kazanması ve uygulanması için meclislerin onayından geçmesi veya hatta yeni bir yönetim tarafından tanınması gerekiyor. Uluslararası ekonomik ve ticari iş birliklerinde siyasi faktörlerin bu tür müdahalesi seyrek değildir, örneğin ABD'nin Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması'ndan çekilmesi gibi.

İkincisi, pratikte, büyük ölçekli bir bölgesel serbest ticaret anlaşmasının iş birliği ve kalkınmayı desteklemesinde büyük fayda sağlaması için, bölgedeki bir ülkenin para biriminin bölgede ticaret anlaşmalarında geniş biçimde kullanılması (çapa para birimi olarak da bilinir) gerekir ve bu ülke genellikle serbest ticaret anlaşmasına taraf olan ülkelerin büyük ekonomik ortağıdır. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) egemen olduğu Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (yeni ABD-Meksika-Kanada anlaşmasının selefi) geniş biçimde dünyadaki en başarılı serbest ticaret anlaşmalarından biri olarak kabul edilir. RCEP'nin en büyük destekçilerinden biri olarak Çin, Asya-Pasifik bölgesindeki ticaretin merkezindedir. Ancak onun para birimi henüz bölgedeki ticaret anlaşması parası olamamıştır. Dünya ölçeğinde Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Birliği'nin Haziran 2020 tarihli raporundaki verilere göre, Çin para birimi renminbi değer olarak küresel ödemelerde aktif olarak kullanılan beşinci para birimi. Ancak payı yetersiz bir yüzde 1,76, aşağı yukarı Kanada dolarının küresel ödemelerdeki payı kadar. Renminbi'nin küresel ödemelerdeki durumu Çin'in dünyanın en büyük mal ihracatçısı ve ikinci büyük mal ithalatçısı statüsüne uygun değil.

RCEP ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELERİN RCEP'YE ENGELLER ÇIKARMALARI İHTİMALİ VAR

Dahası, sınırlar arası sermaye akışı üzerindeki katı kısıtlamalar ve sınırlı konvertibilite durumu dikkate alınırsa, renminbi'nin küreselleşme bakımından gideceği daha çok yol var. Renminbi'nin ve RCEP'nin küreselleşmesinin önümüzdeki yıllarda karşılıklı olarak birbirini destekleyeceği tahmin ediliyor.

Son olarak, RCEP üyesi olmayan ülkelerin RCEP'ye engeller çıkarmaları ihtimali var. Bütün serbest ticaret anlaşmalarının ticaret yaratıcı etkileri olduğu kadar ticareti saptırıcı etkisi de vardır. Bu yüzden, RCEP üyesi olmayan ülkeler kendi çıkarları için RCEP'nin gelişmesine engeller çıkarabilirler. RCEP müzakereleri sırasında, TPP RCEP'ye karşı güçlü bir rekabet ve ikame edebilirlik gösterdi. Gelecek ABD yönetimi, bu nedenle TPP'nin yerine alan Kapsamlı ve Yenilikçi Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması'na yeniden katılmayı düşünebilir.