Çağ daha fazla akıl ve aydınlanma istiyor

Çağ daha fazla akıl ve aydınlanma istiyor

Dünya günümüzde derin bir değişim geçiriyor. Bu değişimler yeni koronavirüs salgınıyla hız kazandı. Bu durum karşısında Çin-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri hem fırsatlar hem de zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Çin ve AB virüsle mücadelede birbirlerine etkin bir şekilde destek verdi ve yardımcı oldu. Ancak Avrupa'daki bazı sesler, Çin'i "cömertlik politikası" ve "rivayet savaşları"yla meşgul olmakla suçluyor. Yeni şartlar altında Çinli ve Avrupalı sektörler, salgın dönemi sonrası Çin-AB ilişkilerini nasıl tanımlayacakları ve nasıl ikili iş birliğini ilerletecekleri üzerine ciddi bir şekilde düşünüyorlar. 

Çin her zaman Avrupa'yı dünyadaki önemli bir güç olarak saydı. Avrupa, Aydınlanma ve Rönesans'ta somutlaşan bir mantık gücü, Sanayi Devrimi'nin gösterdiği gibi bir inovasyon gücü ve bölgesel entegrasyonu teşvik etmeye yönelik aralıksız çabalarıyla küreselleşme için bir güç olarak biliniyor. Böyle bir algıya dayanarak Çin, Avrupa'yı açılımı için büyük bir ortak olarak görüyor ve çok yönlü iş birliği ile barış, büyüme, reform ve medeniyet alışverişi için çalışıyor. Bugün, AB'nin DNA'sının bir parçası olarak değer verdiği çok taraflılık ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlılık daha da önemlidir. Bu DNA'nın, tek taraflılığın ve korumacılığın cazibesine ve zorlamasına direnecek kadar esnek olduğunu umuyoruz.

ÇİN, AFRİKA İLE ORTA DOĞU'DA KUŞAK VE YOL İŞ BİRLİĞİNE GİRDİ

Çin, Avrupa için yalnızca en tahmin edilebilir ve en ödüllendirici yatırım destinasyonu ve büyüme kaynağı değil, aynı zamanda kritik anlardaki değerli destek sağlayıcısıdır. 10 yıl önce küresel mali kriz ve Avrupa borç krizi büyük bir darbe indirdiğinde Çin, kendisi de bu krize maruz kalmasına rağmen kararlılıkla yardım elini uzattı. Avrupa 5 yıl önce Paris Anlaşması ve Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) için ısrar ettiğinde Çin, aktif katılımıyla güçlü bir destek göstermişti.

Avrupa'nın en büyük müttefiki, Avrupalıların gurur duyduğu bu iki büyük diplomatik başarıyı yok etmeye çalışırken, yukarıdaki anlaşmalardan çekildiğinde, Çin, tarihin doğru tarafında sağlam bir şekilde Avrupa ile durdu. Yıllar sonra Çin, Avrupa'nın komşularındaki istikrara katkıda bulunarak Afrika ile Orta Doğu'da Kuşak ve Yol iş birliğine girdi.

Bugün Avrupa'daki bazı insanlar Çin ile sözüm ona sistemik bir yarışa girilmesini savunuyor; bir dış rakip yaratarak Avrupa'nın stratejik özerkliğini güçlendirmeye teşebbüs ediyor ve hatta bazıları AB'nin ve değerlerinin savunulması adı altında Çin'in iç işlerine müdahale ediyor. Bu tür görüşler şu an için çarpıcı görünebilir. Ancak uzun dönemde Çin-AB ilişkilerinin büyümesini engelleyecek ve AB'nin karşı karşıya bulunduğu çeşitli riskler ile zorluklar için hiçbir zaman bir çözüm önermeyecek.

Bunlar birbirimizin doğru algısını kazanmaya yardımcı olacak temel gerçekler. Sağlam temeller üzerine inşa etmemiz gerekir ve gelecekteki iş birliğimiz için üç ilkeyi izlemeliyiz. Birincisi farklılıkları ayırırken ortak bir zemin bulmamız gerekir. Eşit temelde diyalog yoluyla karşılıklı anlayışın güçlendirilmesine; samimi değişimler yoluyla karşılıklı güveni arttırmaya ve yapıcı tutum içerisinde farklılıklarla başa çıkmaya devam etmeliyiz. İkincisi karşılıklı çıkarlar için çalışmalıyız. İlişkilerimize olumlu ve gelişen perspektiften bakmalıyız; kısa dönem kazanç hesaplamalarını aşmalıyız ve çeşitli alanlarda iş birliğini yüksek seviyeye getirmeliyiz. Kalkınmadan kaynaklanan sorunlara kalkınmayı daha geliştirerek eğilmeliyiz. Üçüncüsü, adalet, dürüstlük ve çok yanlılık ruhu içinde uluslararası politika, ekonomi ve çevre konularındaki küresel zorluklarla ortak mücadelede sorunları paylaşmalıyız.

ÇİN VE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA YENİ BİR ROTA MI ÇİZİLİYOR?

Çinli ve Avrupalı liderlerin kabul ettiği üzere her iki taraf aynı gemide ve krizleri fırsata çevirmek için birlikte çalışmalı. Hem Çin hem de AB küresel sağlık krizi sırasında yeni fırsatları belirlemek için sıkı çalışmalı ve değişimlerin arasında yeni gelişmeler aramalı. Çin, hâlâ yayılmayı sürdüren virüsün bulaştığı ilk ülkeler arasında yer alıyor ve Gayri Safi Milli Hasılası'nın olumlu momentum kazandığını gören ilk büyük ekonomi oldu.

14. Beş Yıllık Plan dönemi (2021-2025) yaklaşırken Çin, reformları destekleyerek ulusal ve uluslararası dolaşım döngülerine dayalı yeni bir kalkınma modeli yapmak konusunda kararlı. Tüm bunlar gelecekteki Çin-AB ilişkileri için daha geniş alan yaratacak. Çin, Almanya ile AB liderleri arasında yapılan video konferansında çeşitli alanlarda uzlaşmaya varılması ve Çin-AB ekonomik ve ticari ilişkilerinin kalkınmasında olumlu sinyal gönderilmesi bekleniyor. Ayrıca virüsle mücadelede iş birliğinin artırılması ve küresel sanayi ile tedarik zincirlerinin istikrarına yardımcı olunması; yeşil ve dijital iş birliği için olasılıkların daha çok araştırılması ve çok taraflılığın güven altına alınması ile küresel idarenin geliştirilmesi konularında bir ortak mesaj çıkması bekleniyor.

Salgın sonrası dönemde, Çin-AB iş birliği ve insan ırkı için ortak geleceğe katkıda bulunabilmek amacıyla ortak bir rota çizilmesi gerekli.

Kaynak: China Daily / Zhang Ming