Büyük filmlerin küçük kahramanları

Büyük filmlerin küçük kahramanları

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi D7 amfisinde "Büyük Filmlerin Küçük Kahramanları" adlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe konuşmacı olarak, Senarist ve Yönetmen Atalay Taşdiken, Tıp Fakültesi Çocuk ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nursu Çakın Memik, İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Velioğlu ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

"BAŞARI İÇİN ÇOK ÇALIŞMAK GEREKLİ"

Tıp Fakültesi Çocuk ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nursu Çakın Memik, "Sosyal Medyada ve Ekranda Çocuk" başlığı altında konuşarak, " Şöhret herkes tarafından bilinmek ve tanınmaktır. Genellikle herkes şöhret olmak ister. Çünkü şöhret olmak güç, ayrıcalık ve ekonomik anlamda faydalar sağlar. Şöhret, bu kadar iyi yönlerin yanında büyük bir yükü de beraberinde getiriyor. Hayatın daha başında şöhret olan çocuklar ise kendilerine gösterilen ilgiden büyük ölçüde etkileniyor. Hep daha fazlasını istiyorlar. Bu ilgiyi alamadıkları zaman da  kendi içlerinde yoksunluk yaşıyorlar. Çocuklar bu ilginin yanında ailesini, arkadaşlarını,  yönetmen ve yapımcılarını mutlu etmek, onlara kendilerini göstermek istiyorlar. Bu durum da onları stres ve depresyona itiyor. Çok fazla emek harcamadan kolay yoldan şöhret olan çocuk; eğitim, bilgi, kültür, gibi konularda kendilerini çok fazla ortaya koyamıyor." ifadelerini kullandı.

"ÇOCUK DEYİP GEÇMEMEK LAZIM"

İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Velioğlu, çocuğun sinemadaki yerine değinerek "Yeşilçam'a baktığımızda çocuklar aslında çocuk gibi değil, birer minyatür yetişkin gibilerdi. Çoğu zaman yetişkinlere yol gösterirlerdi. Çocuklar yaramazlardı ama ahlaklı ve iyi yüreklilerdi. Bu kapsamda hepimizin bildiği ve severek izlediği birçok film mevcut. Öte yandan düşünmemiz gereken şey ise ekranda gördüğümüz, sevdiğimiz, minik, tatlı çocukların kamera arkasında ne yaşadığı ve neler hissettiğidir. Çocuk deyip geçmememiz gerekiyor, onlar da bir birey. Çocuk oluşları onların sette normal insanlara göre daha fazla yorulmalarına ve uykusuz kalmalarına sebebiyet veriyor. Aynı şekilde beslenmeleri ve eğitimleri de bu durumdan kötü etkileniyor. Çocukları bu gibi temel ihtiyaçlardan mahrum etmek, aslında çocuklara uygulanan bir istismardır. Bunlar dikkat edilmesi gereken noktalar." diye konuştu.

"YÖNETMENİN ANLATMASI MAKBUL DEĞİLDİR"

Senarist ve Yönetmen Atalay Taşdiken,  amacının kendi sinema dilinin oluşturmak olduğunu belirterek "Filmi izlemeden önce size yaşanmış bir hikaye anlatmak istiyorum. Yeşilçam'da çok önemli bir yönetmen bir gün, yazdığı senaryoyu alıp bir yapım şirketine gider.  Yapımcıya senaryosunun çok güzel olduğunu ve güzel bir iş çıkarabileceklerini söyler.  Yapımcı kabul eder ve yönetmene bir miktar para verir. Yönetmen filmi çeker. Film vizyona girdiğinde hiç kazanç sağlamaz. Yönetmen bir süre utancından ortalarda gözükmez. Aradan belirli bir zaman geçer ve yönetmen yine bir senaryo ile yapımcının kapısını çalar. Yönetmen, yapımcıya yine elinde çok güzel bir senaryo olduğunu ve çekmek istediğini söyler. Yapımcı yönetmene inanır ve yine belirli miktarda para verir. Yönetmen istediği filmi çeker. Film vizyona girdiğinde önceki film gibi yine hiç iş yapmaz. Yapımcının yüksek miktarda para kaybetmesi üzerine, yönetmen yine bir süre ortalarda gözükmez. Aradan biraz daha zaman geçer ve yönetmen yine yapımcının yanına gider. Elinde yine çok güzel bir senaryo olduğunu söyler. Yapımcı filmi çekmek istemez ve der ki,  'Benim Kasımpaşa'da bir sinema salonum var. Sen o salonda her akşam çık ve bu hikâyeyi anlat. Daha çok para kazanırız.'  Yani sizin de anlayacağınız gibi yönetmenin anlatması çok makbul bir şey değildir. " dedi.

Etkinlik,  konuşmacılara katılım belgesi takdimiyle sona erdi.

Haber: Buse Karakulak (Radyo K.İ.)

Kaynak: Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Uygulama Radyosu