Benzer kaygılara çözüm iş birliğinden geçiyor

Benzer kaygılara çözüm iş birliğinden geçiyor

Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Li Keqiang, ekim ayının son haftasında Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile yatığı görüşmede taraflar arasında "Çin-Avrupa yatırım anlaşması" için müzakerelere başlanmasını umut ettiğini söylemişti.

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) başlattığı ticaret savaşları ve küreselleşme karşıtlığının gölgesinde gerçekleşen bu hamle dünyaya olumlu bir mesaj veriyor. Sonuç olarak, Çin ve Avrupa ilişkilerinin gelişmesi ticareti arttırdığı gibi halklara da güven aşılıyor.

Mart ayında yayımlanan "Avrupa Birliği (AB) ve Çin ilişkilerine stratejik bakış" başlıklı raporda Çin'in "stratejik rakip ve düşman" olarak tanımlanması örneğinde olduğu gibi Beijing ile AB arasındaki ekonomik ilişkiler kimi zaman sekteye uğradı. Çin ve Avrupa arasındaki ekonomik gelişim arasındaki devasa farkın ışığında AB anti-dumping gibi önlemler alırken aynı zamanda piyasaları rahatlatacak mekanizmalar kurmaya çalıştı. Bu durum Çin'in karşılık vermesini zorunlu kıldı ki AB'nin iş birliği yerine bu mantıksız hamlelerde bulunması sorunların çözümüne hizmet etmedi.

BEŞ ORTAK ZEMİN

Çin ve Avrupa arasındaki yatırım anlaşmasına dönük müzakereler ise ekonomik sorunların ve ticari farklılıkların çözülmesi ve gelişmiş ülkeleri ile gelişmekte olan ülkeler arasında nasıl bir dinamik denge kurulacağı konusunda doğru zemine işaret ediyor. Çin ve Avrupa arasında iş birliği imkânı şu somut noktalara dayanmaktadır:

İlk olarak, Beijing yönetimini "stratejik rakip" olarak tanımlamayan Amerika'nın aksine Çin ve Avrupa arasında yapısal ve jeopolitik ihtilaf gerekçesi bulunmamaktadır.

İkincisi, Çin ile Avrupa Birliği başta küresel yönetişim, iklim değişikliği ile mücadele ve çok taraflılık gibi konular başta olmak üzere çok sayıda benzer yaklaşımlara sahiptir.

Üçüncüsü, iki taraf da sorunların çözümü noktasında ABD'nin aksine izolasyon değil iş birliğini tercih etmektedir.

Dördüncüsü, Çin ile Avrupa arasındaki iş birliği yıllar içinde gelişti. Gelinen noktada Çin-AB Yüksek Düzeyli Ekonomi ve Ticaret Diyaloğu başta olmak üzere taraflar arasında 50'den fazla mutabakat ya da mekanizma bulunmaktadır. Yüksek Düzeyli Ekonomi ve Ticaret Diyaloğu iş birliği sürecinde sağlam bir zemin oluşturmaktadır.

Son olarak ise Çin gelişmiş ülkelerin ticaret konusundaki endişelerini gidermek için pragmatik adımlar atmaktan çekinmemektedir. Fikri mülkiyet hakları ya da serbest ticaret bölgeleri konusunda alınan önlemler bu bağlamda akla ilk gelen örneklerdendir.  Öyle ki, Dünya Bankası'nın 2019 yılı en iyi iş ortamı raporuna göre; 2017 yılında 78. sırada olan Çin bugün 31. sıraya yükselmiştir. 

Küreselleşmenin Amerika'nın siyaseti yüzünden tehlikeye girdiği günlerde Avrupa Birliği'nin Çin'in farklı ekonomik kalkınma aşamasını kabul etmesi ve gelişme hakkına saygı göstermesi yerinde olacaktır. Bu bir kez başarıldığı zaman kurulacak iş birliği tüm tarafların çıkarlarına hizmet edecektir.

Kaynak: Global Times / Ding Chun  Fudan Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi direktörü