Aynada “güvercin” gerçekte “şahin”

Aynada “güvercin” gerçekte “şahin”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Donald Trump liderliğinde geçirdiği dört yılın ardından Washington yönetimi uluslararası topluma şoke eden, Soğuk Savaş sonrası inşa edilen sistemi baltalayan, barış ve refahı tehdit eden diplomatik bir yola girdi.

Donald Trump, Beyaz Saray için adaylık kampanyası sırasında şahin olarak bilinen eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a kıyasla kendisini bir güvercin olarak resmetmeyi başarmıştı. Buna karşın Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasının ardından dünya daha tehlikeli bir yer haline geldi. ABD'nin İran'la varılan nükleer anlaşma olarak bilinen Ortak Kapsamlı Eylem Planı'ndan ayrılması, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile başlayan müzakerelerin başarısızlığı, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler ve Yeni Stratejik Silahları Azaltma Anlaşması ile Açık Semalar Anlaşması'ndan çekilmesi bu bağlamda örnek olarak gösterilebilir.

İLHAK PLANI MI, BARIŞ MI?

Trump yönetimi ayrıca Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kurumlara vurdu darbeler ile ilim, insan hakları ve halk sağlığına darbeler indirdi. Trump, koltukta oturduğu süre içinde insanlığı böylesine tehdit etmesine rağmen kasım seçimleri yaklaşırken tekrar barışçıl imajını tazelemek istiyor.

Bu yıl Beyaz Saray tarafından birkaç "tarihi" barış anlaşması duyurdu. Örneğin 13 Ağustos tarihinde İsrail ve Birleşik Arap Emirlileri (BAE), 11 Eylül'de de İsrail ve Bahreyn arasındaki normalleşme duyuruldu. Oysa aynı İsrail, resmi olarak Filistin'in kontrolü altında Batı Şeria'nın kayda değer bir kısmını sadece Trump'ın desteği ile değil aynı zamanda iş birliği sayesinde ilhak etme niyetini gizlememişti.

VUCIC VE OVAL OFİS FOTOĞRAFI

Tarihi bir "barış anlaşması" olarak resmedilen ilhak planı Filistinli liderler tarafından reddedildi ve uluslararası toplumdan kayda değer şekilde destek bulmadı. Seçimleri kazanmak isteyen Trump, eski planı bu kez Körfez'deki kimi Arap ülkeleri aracılığıyla resmileştirmek için aracılığa soyundu. Benzer şekilde Washington'ın rol aldığı Sırbistan ve Kosova anlaşması da açıkça ABD iç siyaseti tarafından motive ediliyor.

Sırp Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in Oval Ofis'te "aşağılayıcı" bir duruşla resmedildiği bir videonun tek taraflı olarak neden olduğu söylentiler ortada olmasına karşın gerçekte ne olduğunu ve saklı tutulan niyetleri kimse bilmiyor. Taraflar anlaşmayı imzalamasına karşı Sırbistan daha sonra yaptığı açıklamada bunun üçlü değil ikili bir mutabakat olduğunun altını çizdi. Dolayısıyla gelecekte daha fazla sorun yaratması ihtimal dahilinde olan imzaları "barış anlaşması" olarak aktarmanın herhangi bir gerekçesi bulunmuyor.

GERÇEKLER KENDİ ADINA KONUŞUYOR

Trump tuhaf bir şekilde önce Orta Doğu ardından Balkanlar'da barışa aracılık ettiği bahanesiyle 2021 Nobel Barış Ödülü'ne iki adaylık koydu. Trump yeniden seçilme gayreti içinde hem Afganistan hem de Irak'tan askerlerini sonbaharda çekeceğinin de altını çiziyor.

Amerika'da son seçim farklıydı. Zira hiçbir zaman kamu görevi yapmamış olan aday Trump, savaşları destekleme konusunda kötü bir şöhrete sahip Hillary Clinton'a kıyasla kendini kolayca barış yanlısı olarak resmedebildi. Oysa 2020 yılına gelindiğinde gerçekler kimsenin onu çarpıtamayacağı şekilde ortada.

Kaynak: CGTN