“Arka bahçede” Trump huzursuzluğu

“Arka bahçede” Trump huzursuzluğu

Eski Şili Cumhurbaşkanı Lagos geçen hafta ülkenin ana akım medya organları arasında yer alan La Tercera'ya yazdığı makalede Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) "Önce Amerika" politikasıyla somutlaşan uluslararası anlaşmalardan çekilme ve anlaşmaları parçalama politikasını eleştirdi. Latin Amerika hükümetlerini, ABD'ye karşı tetikte kalmaya çağıran lideri bölge ülkelerini hegemonik eylemlere karşı direnmeye çağırdı.

ABD'nin küresel stratejisinde Latin Amerika her zaman önemli ve özel bir yerin edinmiştir. ABD uzun zamandır Latin Amerika'yı kendi eşiz egemenlik alanı ve "arka bahçesi" olarak tanımlıyor. Buna karşın Washington yönetimi görünürde Latin Amerika'ya karşı izlediği siyaseti terk etti.

LATİN AMERİKA ACIMASIZ BASKI ALTINDA

ABD Başkanı Donald Trump, ilk döneminde Latin Amerika'ya resmi ziyaret yapmayan lideri olarak kayıtlara geçti. Başkanlık yarışındaki mücadelesine son sürat devam eden Trump, şimdiye kadar Latin Amerika'ya dair yazılı strateji de yayımlamadı. Latin Amerika ülkeleri 2018'deki Peru ziyaretine katılmayan Trump'ın kendilerini hor gördüğünü düşünüyor.

Tüm bunlara ek olarak ABD, kötü bir şekilde anılan "Monroe Doktrini" çerçevesinde Latin Amerika ülkelerine baskı uyguluyor. Latin Amerika ülkelerinin kendi çıkarlarını gerçekleştirmesine izin vermeyen Trump yönetimi ayrıca Çin'i bölgeden uzak tutmanın telaşında.

TİCARET KURALLARINI YENİDEN BELİRLEDİ

Göçmenlik sorunlarını ticaret politikaları, tarifeler ve dış yardımları kesme tehditleri ile çözmek isteyen Beyaz Saray yönetimi istediklerini alamadığı takdirde Meksika ile sınırlarını doğrudan kapatacak. ABD, geçen yıl da El Salvador, Guetemala ve Honduras'ın göçmenlik meselesinde yeteri kadar irade göstermediğini ileri sürmüş ve bu üç ülkeye yaptığı yardımları askıya almıştı. Salgın boyunca ise ABD göçmeleri sınır dışı ederek ilgili ülkelerin sağlık sistemleri üzerindeki yükü ağırlaştırdı.

Ticaret politikaları açısında Beyaz Saray ilk olarak Meksika Şili ve Peru'yu istemeyecekleri bir duruma sokarak Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması'ndan (TPP) çekildi. Bununla da yetinmeyen Amerika, ticaret açığı bahanesi ile sınır duvarları inşa etti ve Meksika'yı Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nı yeniden müzakere etmeye zorladı. Nihayetinde bu ay ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) yürürlüğe girdi ve tahmin edileceği üzere en büyük kaybeden Meksika oldu.

DARBE GİRİŞİMLERİNİ DESTEKLEDİ

Venezuela'da muhalefeti alışılmadık önlemlerle destekleyen AB birçok resmi görevliyi yaptırım listesine dahil etti. Birçok yetkiliyi sözde "yolsuzluk" ve "uyuşturucu kaçakçılığı' ile suçlayan Washington yönetimi Venezuela'da hükümetin muhalefet ile iktidarı paylaşması amacıyla "Demokratik Geçiş Çerçevesi" yayımladı.

ABD, benzer şekilde Nikaragua'daki muhalefete destek sağladı. Bu ülkedeki Ortega yönetimini devirmek için bölgesel örgütler kurmanın yanı sıra devlet yetkilerini ve ailelerinin varlıklarını dondurdu.

HALKIN ÖFKESİ ARTIYOR

Son Gallup anketine göre Trump göreve başladıktan bu yana 20 Latin Amerika ülkesinde halkın ABD'ye verdiği onay oranı yüzde 21 oranında düşüş kaydederek yüzde 24'e geriledi. Örneğin Meksika halkının sadece yüzde 16'sı (20 puan düşüşle) ABD'den memnun olduğunun altını çiziyor. Haiti ve Peru gibi ülkelerde de Beyaz Saray'ın itibarı tarihsel düşüş kaydetti.

Her ne kadar az sayıda Latin Amerika ülkesi açıkça ABD'ye medyan okumaya cesaret edebilse de halk sarasındaki öfke giderek artıyor. ABD hâlâ Batı Yarımküre'deki liderliğini korumak istiyorsa Latin Amerika'ya dönük stratejisini gözden geçirmek zorunda.

Kaynak: CGTN