Amerika'nın Çin'e karşı kutsal olmayan haçlı seferi

Amerika'nın Çin'e karşı kutsal olmayan haçlı seferi

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) birçok beyaz evanjelik, uzun zamandır Amerika'nın dünyayı kurtarmak için Tanrı tarafından verilmiş bir misyonu olduğuna inanıyor. Bu haçlı zihniyetinin etkisi altında, ABD dış politikası genellikle diplomasiden savaşa saptı. Bunu tekrar yapma tehlikesi var.

Geçen ay, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu kez Çin'e karşı bir başka evanjelik "Haçlı Seferi" başlattı. Konuşması aşırılıkçı, basit ve tehlikeliydi.

Pompeo'ya göre, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Çin Komünist Partisi (ÇKP) "onlarca yıldır küresel hegemonya arzusu" besliyor. Bu açıklama ironik. Yalnızca tek bir ülke Hint-Pasifik, Avrupa, Orta Doğu ve Batı Yarımküre'de "dünyanın önde gelen askeri gücü" olmaya çağıran bir savunma stratejisine sahiptir. Bilindiği üzere ABD.

Çin savunma konulu Beyaz Kitabı'nda, "Çin büyük güçlerin izlerini asla takip etmeyeceğini" ve "Ekonomik küreselleşme, bilgi toplumu ve kültürel çeşitlilik gittikçe artan çok kutuplu bir dünyada geliştikçe, barış, kalkınma ve kazan-kazan iş birliği, zamanın geri dönüşü olmayan eğilimleri olmaya devam ediyor." diyerek hegemonya arzusunun olmadığını defalarca dile getirdi.

ABD askeri harcamaları 2019'da 732 milyar ABD doları olarak gerçekleşti, bu da Çin'in harcadığı 261 milyar ABD dolarının neredeyse üç katı.

Üstelik ABD'nin 800 denizaşırı askeri üssü varken, Çin'in sadece bir askeri üssü (Cibuti'de küçük bir deniz üssü) var. ABD'nin Çin'e yakın birçok askeri üssü var. ABD'de 5 bin 800 nükleer savaş başlığı var. Çin ise 320 tane. ABD'de 11 uçak gemisi var. Çin'de bir tane. ABD, son 40 yılda birçok denizaşırı savaş başlattı. Çin hiç savaş başlatmadı.

ABD, son yıllarda UNESCO, Paris İklim Anlaşması ve son olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de dâhil olmak üzere Birleşmiş Milletler anlaşmalarını ve BM kuruluşlarını defalarca reddetti veya geri çekildi. Çin ise BM süreçlerini ve kurumlarını destekliyor. ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce Uluslararası Ceza Mahkemesi personelini yaptırımlarla tehdit etti.

Pompeo'nun Çin'in hegemonik hırsına dair iddialarını destekleyecek hiçbir kanıt sunmayan konuşması çok az dikkat çekti. Çin'in ABD hegemonyasını reddetmesi, Çin'in kendisinin hegemonya aradığı anlamına gelmez. Aslında, ABD dışında, Çin'in küresel hakimiyeti amaçladığına dair çok az inanç var. Çin'in açıkça belirtilen ulusal hedefleri, 2020'ye kadar (ÇKP'nin yüzüncü yıl dönümünden önce) "her yönden orta dereceli müreffeh bir toplum" ve 2049'a kadar (Çin Halk Cumhuriyeti'nin yüzüncü yılı) "modern sosyalist ülke" olmaktır.

KASIM SEÇİMLERİ SÜRECİN GİDİŞATINI BELİRLEYECEK

Trump'ın Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde kaybedeceği varsayılırsa, Pompeo'nun konuşması büyük olasılıkla başkası tarafından devam ettirebilir. Demokratlar kesinlikle Çin'i eleştirecekler, ancak Pompeo'nun küstah abartıları kadar değil. Yine de, Trump kazanırsa, Pompeo'nun konuşmaları kaosun habercisi olabilir. Pompeo ve beyaz evanjelikler bugünkü Cumhuriyetçi Parti'nin siyasi temelini oluşturuyor.

Pompeo'nun gayretli aşırılıklarının Amerikan tarihinde derin kökleri vardır. İngiliz Protestan yerleşimciler, yeni vaat edilen topraklarda Tanrı'nın lütuflarıyla yeni bir İsrail kurduklarına inanıyorlardı. 1845'te John O'Sullivan, Kuzey Amerika'nın şiddetli ilhakını haklı çıkarmak ve kutlamak için "Kader Manifestosu" ifadesini icat etti. 1839'da "Bütün bunlar bizim gelecekteki tarihimiz olacak," diye yazdı, "Yeryüzünde insanın ahlaki haysiyetini ve kurtuluşunu -Tanrı'nın değişmez hakikatini ve iyiliğini tesis etmek. Kapanmış olan dünya uluslarına bu kutsanmış misyon için. Hayat veren gerçeğin ışığından dışarıya, Amerika seçildi... " ifadeleri insanların zihinlerine kazındı.

"KADER MANİFESTOSU"

ABD, böylesine yüce görüşlere dayanarak, İç Savaş'a ve ardından kitlesel köleleştirmeye girişti. 19. yüzyıl boyunca Kızılderili olarak adlandırılan Amerikan Yerli topluluklarını katletti ve ardından onları boyun eğdirdi. Batı sınırının kapanmasıyla "Kader Manifestosu" denizaşırı ülkelere yayıldı. Daha sonra, Soğuk Savaş'ın başlamasıyla birlikte anti-komünist ateş, ABD'yi 1960'larda ve 1970'lerde Güneydoğu Asya'da (Vietnam, Kore, Laos ve Kamboçya) feci savaşlar yürütmeye yöneltti.

11 Eylül terörist saldırılarından sonra evanjelik şefkat, hepsi bugüne kadar felaketler olarak kalan dört ABD savaşıyla Afganistan, Irak, Suriye ve Libya'da "radikal İslam" ya da "İslami faşizm"e yöneldi. Birdenbire, radikal İslam'ın sözde varoluş tehdidi unutuldu ve yeni haçlı seferi ÇKP'yi doğru yola çıktı.

Pompeo'nun kendisi, iyi ve kötü arasındaki kıyamet savaşının bitiş zamanının yakın olduğuna inanan bir İncil edebiyatçısıdır. Pompeo, 2015 yılında Kansas'tan bir kongre üyesi iken yaptığı bir konuşmada inançlarını açıklarken: "Amerika, tarihteki en büyük Yahudi-Hristiyan ülkesidir ve görevi, İsa'nın ve Tanrı'nın savaşlarına katılmaktır." cümlelerini kurmuştu.

Beyaz Evanjelikler, ABD yetişkin nüfusunun yalnızca yaklaşık yüzde 17'sini temsil ediyor, ancak seçmenlerin yaklaşık yüzde 26'sını oluşturuyor. Çoğunlukla Cumhuriyetçi Parti için oy kullanıyorlar. Bu da onları partinin en önemli oylama bloğu yapıyor ve Cumhuriyetçi politika üzerinde ve özellikle Beyaz Saray ve Senatoyu kontrol etme gücü sağlarken dış politika üzerinde de etki gösteriyor.

OBAMA'DA HAÇLI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMİŞTİ

Elbette Demokratlarda Amerikan haçlı savaşları başlatan bazı politikacıları barındırıyor Örneğin, Barack Obama'nın Suriye ve Libya'ya müdahaleleri. Bununla birlikte, genel olarak, Demokrat Parti, ABD hegemonyası iddialarına Cumhuriyetçi Parti'nin evanjelik üssünden daha az bağlı.

Pompeo'nun Çin karşıtı kışkırtıcı söylemi önümüzdeki haftalarda daha da kıyamete dönüşebilir. Trump seçimi kaybederse, muhtemelen ABD'nin Çin ile yüzleşme riski azalacak. Ancak, seçim hilesi veya hatta bir darbe yoluyla iktidarda kalırsa, Pompeo'nun "Haçlı Seferi" muhtemelen devam edecek ve dünyayı beklediği bir savaşın eşiğine getirebilir.

Kaynak: CGTN