ABD'yi paniğe sürükleyen veriler değişiyor mu?

ABD'yi paniğe sürükleyen veriler değişiyor mu?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında bir buçuk yılı geriden bırakan ticaret savaşı aylar süren müzakerelerin ardından ilk aşama anlaşma ile neticelendi. Tarafların gelecek ay anlaşmayı imza altına alması bekleniyor.

Çin ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere dair en az iki görüş var. Bunlardan ilkine göre, ticaret anlaşması Çin ve ABD arasındaki ticari tansiyonu düşürecek. İkinci görüş ise Çin ve ABD arasındaki birinci faz anlaşmanın geçici bir ateşkes olduğunu ve Kasım 2020'deki ABD Başkanlık seçimlerinden sonra ticaret sürtüşmelerinin artacağını öngörüyor. 

Her iki görüşte ön yargılı ve Çin ile ABD arasındaki ticari ilişkinin özünü kavramaktan uzak. Çin ve ABD arasındaki ticaretin nereye gideceğini öngörmek için öncelikle taraflar arasındaki sorunun kaynağını tespit etmek gerekiyor.

BAŞLANGIÇ NOKTASI ÇİN'İN YÜKSELİŞİ

Sorunun başlangıç noktasında Çin'in yükselişinin ABD ve kimi Batılı ülkelerde yarattığı panik duygusu yer alıyor. Çin'in ekonomisi ABD'ninkine oranla son yirmi yılda üç kat daha fazla büyürken kimi tahminlere göre Çin ekonomisi ABD'yi 2030 hatta 2025 yılında geride bırakacak.

Tarihsel olarak var olan güçler tarih ve ekonomi sahnesinde yükselen aktörleri her daim kontrol etmek istemiştir. Şimdi de ilk İspanya, Birleşik Krallık ya da ABD'nin aksine ilk kez Batılı olmayan ve farklı bir ekonomik sisteme sahip güç yükseliyor. Çin'in son 40 yıldır reform ve dışa açılma politikası sonrasında özel şirketler büyümüş ve piyasalara yön vermişseler de bu şirketlerin çoğunda hala "devlet geni" var.

BATI'NIN SABRI NE ZAMAN TÜKENDİ?

Çin ekonomisi görece daha küçük olduğu dönemlerde Batı, Çin'in farklı sistemiyle birlikte yaşamakta beis görmüyordu. Ne zaman ki Çinli şirketler büyük miktarda gelirler elde etmeye başladı, Çin ürünleri standartlarını yükseltip küresel arenada talep gördü ve Batılı teknoloji şirketleri ile yarışa başladı işte o zaman sabırlar tükendi.

Batı, adil rekabet için katı tanımlamalara ve düzenlemelere sahip. Batı pazarlarında pazar gücüne sahip ve devlet sübvansiyonundan özel avantaj sağladığı tespit edilen bir işletmenin piyasaya erişimi engellenecektir. ABD'nin Çin ürünlerine karşı direnişinin mantığı da burada yatmaktadır. Bu tür bir savunmaya sadece üst kademelerden değil aynı zamanda piyasadaki rakipleri de destek geliyor.

ABD EKONOMİSİ DE İYİYE GİDİYOR

Çin ve ABD sistemleri arasındaki farklar, ticaret savaşının kısa vadede hafifleme olasılığının düşük olduğunu ortaya koyuyor. Başka bir deyişle; Çin ve ABD arasındaki ekonomik ve ticari sürtüşmeler çeşitli düzeylerde devam edecektir. Buna karşın Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşı yeniden yoğunlaşacak mı? Mümkün ama muhtemel değil.

Washington kısa vadede Çin ekonomisini geride bırakma hesaplamalarının o kadar da gerçekçi olmadığının farkına varıyor. Çin ekonomisi yüksek büyüme döneminden sürdürülebilir kalkınma dönemine kaymaya başladı. Bu büyüme oranlarından da açıkça görülebilmekte. Çin ekonomisi 2007'de yüzde 14,23, 2010'da yüzde 10,62, 2014'de yüzde 7,9 ve 2019'un üçüncü çeyreğinde yüzde 6 olarak büyüdü. Finansal risklerden kaçınmak için Çin'in büyümesi üç ile beş yıl içinde daha da yavaşlayabilir.

Çin'in mevcut duruma rağmen ABD ekonomisi on yıllık büyüme grafiğini devam ettiriyor ve işsiz oranı düşük enflasyonla yüzde 4'ün altına kadar gerilemiştir. ABD zaman zaman düşük enflasyon ve işsizlik oranına sahip oldu ancak 1950'den yana bu seviyeyi hiç görmemişti. Şimdi tam kapasite istihdam ile büyümeyi devam ettirmesi öngörülebilir.

DEFANSİF MANTIK SON BULABİLİR

Çin'in gelişmekte olan en büyük ülke olarak tanımlanması doğru ancak Beijing'in Washington'ı ekonomik anlamda geride bırakacağı teorisi ekonomide büyümenin patladığı verileri esas alıyor. Bu verilerin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor zira Çin'in Batı'yı yakalaması uzun zaman alabilir. Bu durum Batı'nın defansif mantığını bir köşeye bırakmasına yardım edebilir.

Çin'in reformları derinleşirken ABD de farklı sistemlere karşı esnek hale gelecektir ve Beijing'in Washington'ı ekonomik anlamda uzun zaman alacaktır. Bu gelişmeler iki ekonominin barış içinde yaşaması düşünülebilir.

Kaynak: China Daily / Profesör Eugene Y. Leeroy, Maryland Üniversitesi