ABD'nin Xinjiang söylemleri ne kadar güvenilir?

ABD'nin Xinjiang söylemleri ne kadar güvenilir?

Xinjiang hakkındaki son söylemler, Tipik bir Amerikan istihbarat operasyonunun izlerini taşıyor. Hükümet belgeleri medyaya "sızdırılıyor" medya, hükümetin görüşlerini, istihbarat tarafından oluşturulan ve onaylanan kaynaklardan alıntı yaparmış gibi sözde "bilgi vermeden" haber yayınlıyor.

Dahası Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı ve bazı kurumlar dezenformasyon yapan "muhaliflere" milyonlarca dolar "yardım" sağlıyor. Fonlar gizlice ve bazen de yasadışı bir şekilde, şiddeti ve istikrarsızlığı teşvik eden "siyasi muhalefet" gruplarına aktarılıyor.

Demokrasi ve insan hakları konusunda birdenbire kaygılanan ABD'li siyasetçiler, hedef ülkeye karşı ortak çabaya bir ahlak görünümü veren ateşli konuşmalar yapıyorlar.

Genellikle ABD istihbarat topluluğu, politikacılar ve ilgili şirketlerle bağlantıları olan zengin bağışçılara bel bağlayan insan hakları örgütleri anlatıya katılıyor. ABD dış politikasını eleştiriyor veya yeterince anti-komünist veya anti-terörist değilmiş gibi görünmek istemiyorlar. Her iki durumda da, hem muhabirler hem de insan hakları araştırmacıları, bir sonraki Bob Woodward veya Jane Goodall olmak istedikleri için istihbarat anlatılarını yeniden üretiyorlar. Sonunda, genellikle pahalı ama etkili bir istihbarat planına dâhil oluyorlar.

Yukarıdaki senaryo, Çin'in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ile ilgili üretilen ABD suçlamaları için bir değerlendirme tablosu.

"IRAK'TA NÜKLEER SİLAH YALANI VE NEW YORK TIMES GAZETESİ"

Operasyon kalıpları zaman aşımına uğradı. Artık tüm dünya ABD medya kuruluşlarının bu amaçlar için kullanıldığını biliyor. Örneğin, 2002 sonlarında Bush yönetiminin Irak İşgalini başlatma kampanyasının zirvesinde, New York Times'tan ünlü gazeteci Judith Miller, üst düzey hükümet kaynaklarının Irak'ın nükleer silah yapmak için gerekli alüminyum tüpler ürettiğine dair kanıtlara sahip olduğunu bildirdi. Bu hikâye, savaşa verilen desteği sağlamlaştırmaya yardımcı oldu.

Hikâyenin yanlış olduğu ortaya çıktı. Nitekim bunun "kaynakları" doğrudan Bush yönetiminden geldi. Uydurulmuş bilgiler sızdırıldıktan sonra, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, yönetimin savaş talebini haklı çıkarmak için The New York Times hikâyesini kullandı. Bush yönetimi aynı zamanda savaş muhaliflerini terörizmin müttefikleri olarak damgaladı, savurgan politikacılardan, hükümet profesyonellerinden ve hırslı medya kişiliklerinden zorla sadakat aldı.

2004'te on binlerce Iraklının ölümünden sonra nükleer silah tesisi bulunamayınca, bu istihbarat operasyonunun bir medya kişiliğini manipüle etmeye bağlı olduğu gerçeği ortaya çıktı.

SAĞ KANAT MEDYA KURULUŞLARI OPERASYONLARDA YER ALIYOR

Fairness and Accuracy in Reporting tarafından yapılan analize göre, istihbarat topluluklarının büyük medya kuruluşlarındaki rolü, sağcı yayın yapan web siteleri üzerindeki büyük etki gösterdi. Sağcı medya kuruluşları ve web siteleri, dış politika anlatısını yaymak ve muhaliflere baskı yapmak için düzenli olarak kullanılmaktadır.

Bush yönetiminin Irak savaş operasyonları ile Sincan operasyonu arasındaki hayati bir ayrım, ABD istihbarat topluluğunun bazı kısımlarının Irak savaşında çok az stratejik avantaj görmesidir. Bölünmüş olarak, savaşın bazı muhalifleri kendi halkla ilişkiler operasyonlarını konuşlandırdılar ve Miller hikâyesini geçersiz kılan bilgileri sızdırdılar.

Bugün, ABD istihbarat örgütleri Çin'in küresel siyasette ekonomik bir lider olarak yeni rolünden duyduğu korkuyla çırpınıyor. ABD kapitalizminin büyük kısmının bağlı olduğu teknoloji ve ihracatta Çin'in liderliği, ABD elitlerini paniğe sürükledi.

ÇİN'İN YÜKSELİŞİ ABD İSTİHBARATI VE MEDYASINI KORKUYA SEVK ETTİ

Çin'in küresel etkisi ve liderliği, ABD'nin hak ettiği şekilde lekelenmiş imajını daha da belirginleştiriyor. ABD devletinin iç krizi ve gayri meşruiyeti (sistemik ırkçılıkla birleştirilen başarısız Covid-19 tepkisi), ABD siyasi sınıfını kendi inşa ettiği tek kutuplu egemenlik aşamasından kaynaklı.

Bu kriz bağlamında, ABD istihbarat topluluğu geleneksel müdahale ve küresel manipülasyon yöntemlerine geri döndü. Gazeteci Vincent Bevins, ABD'nin 1965'te 1 milyon Endonezyalı'nın toplu katliamındaki rolünün dikkatle bildirilen ve tarihsel olarak incelenmiş bir çalışması olan yeni kitabı "The Jakarta Method", bu tür bir operasyonun ABD istihbarat topluluğunun temelini oluşturduğunu kanıtlamış durumda.

Bevins, kitabında her zaman yukarıda anlatılanlar gibi örtülü operasyonlar ve Endonezya'nın model teşkil ettiği toplu katliam kampanyalarının ABD tarafından yönetilen darbe ve müdahalelerde CIA'nın tarafından gerçekleştiğini anlatıyor. Soğuk Savaş'a odaklanan Bevins, "Komünizm karşıtı ilkelerle düzenlenen ve gerekçelendirilen bu imha programları ağının ABD zaferinin önemli bir parçası olduğunu" belirtiyor.

Bevins, yasadışı müdahalelerin ve toplu katliamların ABD gücü için ne kadar temel olduğunu göstererek, dünya için demokratik ve insan hakları lideri olma iddialarının yalanını ortaya bir kez daha ABD'nin yüzüne vuruyor.

Kaynak: CGTN