ABD'nin tekno-milliyetçilik kavramını ortaya çıkarışı

ABD'nin tekno-milliyetçilik kavramını ortaya çıkarışı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Çinli üst düzey diplomat Yang Jiechi ile bir araya geldiği Hawaii'deki son çabalara rağmen, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı zorlu bir strateji izlemeye devam ediyor. Ülkede yaşanan iç bölünme ve salgın krizini dış politika ile yok etmek isteyen Trump büyük bir başarısızlığın eşiğinde duruyor.

Milliyetçilik krizlerle büyüyerek, Trump yönetiminin siyasi güvenirliğini yok etmeye başlamış durumda. Çin'e karşı yapılan teknoloji savaşında, Amerikan yaklaşımı büyük jeopolitik dinamikleri nasıl etkileyebileceğini konusunda teknoloji sektörünü izlenmesi gereken önemli bir alan haline getirmektedir.

ABD VE TEKNO-MİLLİYETÇİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ

Yeni pandemi sonrası uluslararası düzende, teknoloji ve inovasyon alanında üstünlüğü sağlama yeteneğinin küresel rekabetin kilit bir özelliği olacağı neredeyse kesindir. Bu düşünceler nedeniyle, "tekno-milliyetçi" yaklaşımların geliştirilmesi, devletin bu sektörün özelliklerini şekillendirmede önemli bir rol oynamasıyla bu güdüyü hızlandırabilir. Bu, Trump yönetiminin, Çinli şirketlere karşı yasal önlemleri uygulayarak sözde ulusal çıkarları savunmak için çeşitli önlemler ve mekanizmalar oluşturduğu ABD örneğidir. Müttefiklerini büyük Çinli şirketlerle olan ilişkilerinde ABD hattını takip etmeye zorlamak ve özel şirketleri stratejik projelere yatırım yapmamaya teşvik etmelerinde olduğu gibi.

HUAWEI İLE BAŞLAYAN SÜREÇ

İlk olarak ABD Ticaret Bakanlığı'na bağlı Sanayi ve Güvenlik Dairesi (BIS) ABD'nin ulusal güvenliğini korunmak için Huawei'ye yönelik yurt dışında yarı iletken tasarlayıp üretmek için ABD teknolojisi ve yazılımları kullanma kabiliyeti sınırlandırma kararı aldı. Buna ek olarak, 30 Haziran'da ABD Federal İletişim Komisyonu'nun Kamu Güvenliği ve İç Güvenlik Bürosu resmi olarak Huawei ve ZTE'yi "kara listedeki" şirketler olarak tanımladı.

5 Haziran itibarıyla, ABD Sanayi ve Güvenlik Bürosu tarafından yayınlanan 320 sayfalık raporda, "Çin'den tüzel kişilere adanmıştır ve şirketler, üniversiteler ve Çin Komünist Partisi ile bağlantıları olduğuna inanılan kurumlar. Bunların yaklaşık 97'si, sübvansiyonlarıyla birlikte teknoloji sektöründe faaliyet gösteren ve belirtilen ürünlerin ihracatı, yeniden ithalatı ve transferi için özel lisans koşullarına tabi olan şirketler ve kurumlarına" yaptırım kararı alındı.

İkincisi, ABD müttefiklerinden Huawei'yi 5G ağlarının geliştirilmesine dâhil etmemeye başladı. İngiltere, İsrail, Avustralya, Yeni Zelanda, Romanya ve Polonya, ABD diplomatik çabalarının Çin telekomünikasyon devinden bir teknoloji ayrılması fikrini geliştirmek için odaklandığı ülkeler arasında birkaç örnektir. Amaç, Çinli şirketlerin önemli verileri casusluk ve tahmin etmek amacıyla yabancı ağları tehdit ettiği Washington'la uyumlu bir devlet aktörleri koalisyonu oluşturmak.

Üçüncüsü, Taiwan Yarı iletken Üretim Şirketi (TSMC) ABD tarafından yarı yolda bırakıldı. ABD Ticaret Bakanlığı Çin telekomünikasyon şirketi Huawei'ye karşı yeni kısıtlamalar getirdi ve ABD tarafından üretilen teknoloji ve yazılımları kullanan tüm şirketlerin yarı iletkenler ve Huawei'ye parça satmasını yasakladı.

ABD-Çin teknoloji ayrıştırması sektörde güven düşüşü etkisi yaparak tarafları ittifak seçmeye zorlayacak.

Kaynak: CGTN