ABD ve Çin rekabeti İngiliz hükümetini kısıtlamamalı

ABD ve Çin rekabeti İngiliz hükümetini kısıtlamamalı

Hong Kong olayları, 5G ve ticari anlaşmazlıklar Çin-İngiltere ilişkilerinde gerginlikler yarattı. Covid-19 salgını ile İngiltere'deki muhafazakârlar Çin hakkında şüpheler dile getirdiğinden, bu anlaşmazlıkları daha da arttı. Hatta bazıları, Çin-İngiltere ilişkilerinin "altın çağının" sona erdiğine inanıyor.

Hong Kong olayları açısından, İngiltere hâlâ eski bir feodal devlet olarak üstünlük duygusu taşıyor. Hong Kong olaylarına müdahale etmekten vazgeçmedi. Örneğin, eski Hong Kong valisi Chris Patten pazartesi günü yayımladığı bir makalede, "İngiltere'nin Hong Kong için ayağa kalkması gerektiğini ve Hong Kong halkına borçlu olduklarını" söyledi.

Bu aynı zamanda İngiltere'nin diplomatik stratejisine egemen olan bir ideolojiyi de yansıtıyor. İngiltere sözde "özgürlük ve demokrasiyi" açıkça veya dolaylı olarak savunmak istiyor. Bununla birlikte, Hong Kong ulusal güvenlik yasası, Çin merkezi hükümetinin ulusal egemenliği koruma kararlılığını yansıtmaktadır.

5G ÇIKMAZI ABD TARAFINDAN SABOTE EDİLİYOR

5G teknolojisine gelince, bazı İngilizler özellikle Muhafazakâr Parti'deki aşırı Çin karşıtlığının durdurulması gerektiğine inanıyor. Bu, Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) rekabeti bağlamında ABD'nin İngiltere üzerinde baskı oluşturduğunu görülmekte. ABD'nin Batı'daki diğer Çin karşıtı siyasi güçlerle örtüşmesi de bir eğilim haline geldi. İngiltere'nin Brexit'ten sonraki tüm büyük ülkelerle ilişkileri dengelemesi gerektiğinden 5G konusunu dikkatle tartması gerekecek .

Aynı şekilde İngiltere, ticaret konularında Çin ve ABD arasında bir denge bulacaktır. Trump yönetimi, ikili ticaret görüşmelerinde İngiltere'yi Çin ve ABD arasında seçim yapmaya zorladı. Aslında İngiltere, İngiltere-ABD serbest ticaret anlaşmasına değer veriyor çünkü Avrupa Birliği'ne (AB) baskı yapmak için bir araç ve aynı zamanda İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın "Global İngiltere" tezinin bir parçası olacak. ABD ayrıca anlaşmayı Çin'e karşı çıkmak için bir araç olarak görüyor. Bununla birlikte, Johnson'ın ABD'ye ile aynı fikirde olmadığını gösteren işaretler var. Ne de olsa Çin, Brexit sonrası dönemde İngiltere için büyük önem taşıyan büyük bir pazar.

Covid-19 salgını Batı ülkelerinin zihin yapılarını bir ölçüde şok etti. Çin'in ve bazı Batılı ülkelerin Covid-19 tepkilerindeki fark bariz şekilde ortada. Bu onların üstünlük duygularını hayal kırıklığına uğrattı. İngiltere de dâhil olmak üzere bazı Batı ülkelerinde Çin karşıtı muhafazakâr güçlerin yükselmesi bekleniyor. Bu arada, Çin'in artan küresel rekabet gücü İngiltere'nin azalan gücüyle keskin bir tezat oluşturuyor. ABD ise, müttefiklerinin Çin'e karşı harekete geçmesi için elinden geleni yapıyor. Bütün bu gerçekler Johnson'a baskı uyguladı.

Çin ve İngiltere jeopolitik açıdan birbirlerinden çok uzaktalar. Çin'in yükselişi hiçbir ülke için bir tehdit değil. Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin Çin'in desteğini kazanması gerekiyor. İngiltere, farklı büyük ülkelerle hassas bir diplomatik denge kurmalıdır, aksi takdirde ikileme sürüklenir.

Kaynak: Global Times