ABD'nin temel altyapısı 1932 yılına göre daha kötü durumda

ABD'nin temel altyapısı 1932 yılına göre daha kötü durumda

CGTN / William Jones

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) başkanlık seçimleri sona erip toz bulutları dağıldığında geriye bazı temel sorunlarda çok fazla bölünmüş bir ülke kaldı. ABD Başkanı Donald Trump tarafı, seçimden zaferle çıkan Joe Biden'ın kazandığı birkaç eyalette seçim sahtekârlığı yapıldığı iddiasıyla yasal soruşturma süreci başlattı. Bazı örneklerde bir takım yolsuzluk tespit edilse bile bunun sonuçları ciddi biçimde etkilemesi mümkün gözükmüyor.

Ancak Joe Biden 20 Ocak'ta yemin ederek görevine resmen başladığında kendini, iyice bölünmüş bir ülkede bulacak. Ve bu bölünmüşlük en fazla da diğer ülkelere kıyasla ABD'de ciddi seviyelere ulaşmış Covid-19 salgınıyla mücadele yöntemi konusunda olacak. Trump'ın kendi sağlık ekibindeki birçok kimsenin soğuk havayla birlikte geleceği yönünde uyarılar yaptığı salgının ikinci dalgası, Başkan Trump'ın karar verme sürecinde büyük ölçüde görmezden gelindi.

TRUMP UZUN BİR SÜRE KAMUOYU ÖNÜNE MASKE TAKMADAN ÇIKTI

Koronavirüs salgını Çin'i etkilediğinde, sıkı kapama tedbirleri ve maske takma zorunluluğu gibi önlemler alınmıştı. Trump, maskelerin yıpranabileceğini, zorunlu olmadığını konusunda ısrarcı oldu. Trump, uzun bir süre kamuoyu önüne maske takmadan çıktı, bununla hava attı ve destekçileri de maske takmayı reddederek, onlar da gösteriş yaptı. New Hampshire eyaletinin sloganı "Özgür yaşa ya da öl" oldu ve bu bir dereceye kadar Amerikan ruhuyla bağlantılı bir durum. Bu tavır belki, salgından ölenlerin sayısı çeyrek milyonu geçtiği ve artmaya devam ettiği için değişebilir.

Maske konusu, Trump'ın liderliğini takip eden Cumhuriyetçi valilerin maske takmayı zorunlu hale getirmemesi ya da restoranları ve barları kapatmamasıyla, yıkıcı sonuçlarıyla birlikte eyaletler için siyaseten istismar edilen bir sorun haline dönüştü. Seçim sonuçları, şu anda bu valilerden birçoğuna tavırlarını değiştirmeleri ve kamuya açık alanlarda maske takma zorunluluğu getirmelerine izin vermiyor.

Koronavirüse karşı aşı geliştirilmesi çalışmaları belli bir aşama kaydederken, Trump yönetimi aşıların ülke içinde en hızlı şekilde ulaştırılması için "Warp Speed" adlı aşılama programında anahtar rol oynadı. Aşılama programıyla 10 milyonlarca kişiye aşının hızla dağıtılması hedeflenirken, bazı gözlemciler bunu "Manhattan Projesi" benzeri bir seferberlik haliyle karşılaştırıyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı seferberlik gibi benzer bir girişimi yapabileceğini gösterdi.

ABD'NİN TEMEL ALTYAPISI 1932 YILINA GÖRE DAHA KÖTÜ DURUMDA

ABD, belki de Büyük Buhran'dan daha kötü Covid-19 salgınıyla ilgili ekonomik koşullardan kendini çekip çıkarmaya çalışırken, ABD'nin temel altyapısı karşılaştırıldığında 1932 yılına göre daha kötü durumda. Koronavirüs salgınıyla birlikte ABD'de göklere çıkarılan yüksek teknolojili sağlık sisteminde ciddi eksikler olduğu ortaya çıktı. Hastanelerin yeterli olmaması ve personel eksikliği, özellikle kırsal kesimlerde Covid-19 bulaşmış hastaların tedavisiyle ilgilenmenin önündeki en önemli engeldi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, sağlık sistemiyle ilgili Hill Burton yasasıyla (Hastane İnceleme ve İnşaat Yasası) her bin kişiye dört yatak ve kırsal kesimlerde beş yatak tahsis edilmesi kararlaştırıldı. Son yıllarda, özelleştirme çalışmalarının artması ve sağlık hizmeti için "hissedar değeri" kriterinin getirilmesiyle, özellikle kırsal kesimlerde olmak üzere birçok tesis kapandı. Bu durum da koronavirüs salgınında ölenlerin sayısının artmasına yol açtı. Bu trajik ders görevi üstlenecek başkanın, gelecekte bir salgınla daha etkin biçimde mücadele edebilmek için sistemi adamakıllı modernize etmesi gerekecek.   

Covid-19 aşısı için etkili bir dağıtım sistemi hızla geliştirilebilse de (küçümsenecek bir görev değil), yeni yönetimin, aşılamanın yapılabilmesi için halkı ikna etmede önemli bir çaba sarf etmesi gerekecek. Çünkü, aşıların tehlikeli olduğu ve hatta onların "özgürlüklerini" ellerinden alacağı gibi komplo teorileri halkta çok yaygın bir inanış halinde. Ve eğer yeteri kadar insan aşılanmayı reddederse, salgın başarılı biçimde kontrol altına alınamaz.

"KENDİ İÇİNDE BÖLÜNMÜŞ BİR EV AYAKTA DURAMAZ"

Joe Biden, 20 Ocak'ta görevine başlarsa, Senato Cumhuriyetçilerin kontrolünde olsun ya da olmasın, diğer tarafla fikir birliği sağlamanın araçlarını bulmak için seçim kampanyası programını yeniden ayarlaması gerekecek. Seçimde oylarının çoğunu Trump'ın 2016 yılında kazandığı bölgelerden alan Biden, ABD ekonomisini yeniden inşa etme sözüyle seçmeni cesaretlendirmişti. Eğer Biden programındaki sözlerinin bazılarını yerine getiremezse, o da bu seçmenleri kaybedecek.

Bu koşullar altında, salgının üstesinden gelmeyi ve ABD ekonomisini iyileştirmeyi isteyen herhangi bir başkan ortadan yönetmeli. Trump seçimi kazandığını ilan etse bile aynısı söz konusu olacaktı. Eski ABD Devlet Başkanı Abraham Lincoln'un çok akıllıca ifade ettiği gibi, "Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta duramaz." Bu söz, Başkan Lincoln'un daha önce ulusun yüz yüze kaldığı krizde olduğu gibi şimdiki ulusal krizde bugün de doğru bir söz.