ABD'nin Çin'i çevreleme ve yalnızlaştırma politikası

ABD'nin Çin'i çevreleme ve yalnızlaştırma politikası

CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Beijing bu tür sorumsuz maceracılıkları "Taiwan'ın bağımsızlığı" davasının taraftarlığını yapanlara "cilveyle göz kırpmalar" diye nitelerken, Çin ordusu geçen cumartesi bir Amerikan savaş gemisini Taiwan Boğazı'ndan geçerken izledi. Bu, herhangi bir Amerikan savaş gemisinin son geçişi değildi ama güdümlü füze destroyeri olan USS Mustin, uçaksavar güdümlü füze atma kapasitesine sahip. Bu geçiş ayrıca Trump yönetiminin, ani alevlenmeler ve kışkırtmalarla sonuçlanan Güney Çin Denizi'ndeki daha önceki maceracılıklarının Washington'ı bir kez daha benzer bir rota izlemekten nasıl caydırmadığını gözler önüne serdi. Bu bölgede barış ve istikrar ümidinin yanı sıra Çin ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında gerginliği azaltma çabalarına bir darbe ve Trump yönetiminin Taiwan'ı herhangi bir meşruluk aramadan destekleyerek Beijing'e etkili bir darbe vurma isteğinin teyidi.

Taiwan'ın USS Mustin'in geçişinden bir gün sonra hava kuvvetlerini ve donanmasını intikal ettiği de hemen ortaya çıktı. Bu dramatik tırmanma caydırıcılık istikrarını tehdit eden ihlallerin bir ürünü ve Çin ordusunun Doğu Cephesi Komutanlığı'nın ifadesi ile ABD'nin bu tür misyonları "Taiwan sorununun ateşini bilerek artırıyor ve Boğaz'da barış ve istikrara ciddi biçimde zarar veriyor." ABD savaş gemisinin bu geçişini Güney Çin Denizi'nde seyrüsefer ve ticaret güvenliğini sağlama girişimi olarak övse de, Taiwan'ın "bağımsızlık" çabalarına Amerikan müdahaleleri ile yardım etme kabiliyeti de gözüne alınması gereken faktörler arasında.

ABD'NİN ÇİN'İ ÇEVRELEME VE YALNIZLAŞTIRMA POLİTİKASI

Çin-ABD ilişkilerinin Trump yönetiminin Xinjiang, Hong Kong ve Taiwan gibi konulardaki kışkırtmaları nedeniyle aşağıya doğru gitmesi nedeniyle açıktır ki, USS Mustin'in Taiwan Boğazı'ndan geçmesi seyrüsefer özgürlüğünden çok, gerginlik çıkarma ve Amerika'nın stratejik hedeflerini yerine getirmekle ilgilidir. Mevcut senaryoda Çin'i çevreleme ve yalnızlaştırma politikasını uygulamak "Taiwan'ın bağımsızlığını" kullanmayı gerektiriyor.

Taiwan ile Hong Kong'a yakın bölgelerde askeri angajman için serbest ve açık bir Hint-Pasifik'i anma stratejisi Trump doktrininin ayrılmaz bir parçasıydı. Daha bu yılın temmuz ayında iki ABD uçak gemisi USS Ronald Reagan ve USS Nimitz, ABD Hava Kuvvetleri'nin B-1 bombardıman uçakları ile geniş bir hedef izleyiciye mesaj verme görevini yerine getirmek için Güney Çin Denizi'ne girdi.

ABD'NİN GİZLİ HEDEFLERİ

Düşman gemileri tam bir kesinlikle vurmak için tasarlanmış karşı gemiler Çin'in yakınlarındaydı ve bu Beijing'i kışkırtabilir olmasına rağmen, o zamanki neden "serbest ve açık Hint-Pasifik" bölgesini desteklemekti. Bu kuvvet yığma Washington'ın, Çin'e baskı uygulanmasına bağlı gizli hedeflerine işaret ediyor ve Trump'ın iddia ettiği "müdahaleci olmayan" dış politikasıyla çelişiyor.

Aslında, saldırgan kuvvet yığma ABD'nin daha yayılmacı ve saldırgan duruşunu ortaya koyuyor, bu USS Mustin'in Mayıs 2020'de Xisha Adaları açıklarından geçmesiyle karşılaştırılabilir. USS Mustin bir kez daha eylemde görülüyor.

Bu geçiş ayrıca, Taiwan'ın şu anki lideri Tsai Ing-wen'in Beijing'in kırmızı çizgisine geldiği bir zamana denk geliyor, bu Washington'ı ilgilendiren bir şey olmaktan çok, Çin'in iç işlerini ilgilendiren bir durumdur. Tsai Ing-Wen kıta Çin'i ile iş yaparken Taiwan ordusunun operasyonel hazırlığını güçlendirmeye öncelik veriyor, bu ancak zarar gören taraflar arasında diyalog ve iç uzlaşma ile ortadan kaldırılabilir.

Üçüncü tarafların müdahalesi, özellikle ABD'nin müdahalesi, sadece güvensizliği artırabilir ve şüpheciliği besler, zarar gören tarafların barış için bütünsel, maddi çözümler bulmasını engeller. Bu yüzden, ilk nesil Çin uçak gemisi Shandong'un sadece USS Mustin geçtikten sonra buna cevap olarak Taiwan Boğazı'ndan geçtiğini not etmek gerekir. Bu hareket Tayvan tarafının Çin gemisinin hareketlerini gözlemek için 6 savaş gemisi ve 8 savaş uçağı göndermesine yol açtı.

Yanlış hesaplama eğilimleri önemli ölçüde artabilir, bunların hepsi, Trump yönetimi ABD'nin güdümlü füze destroyerini bölgeye göndermeseydi önlenebilirdi. Beijing'e "Taiwan'ın bağımsızlığını" tanıması için baskıyı artırmak dikkate alındığında tarih kendisini tekrar ediyor ve Taipei'ye yapılan devlet ziyaretleri ile kırmızı çizgileri aşmak Covid-19 ortamında tam da yeniden başlatılması gereken bir ilişkiyi kopardı.

HİNT-PASİFİK BÖLGESİNDE TİCARET VE BÜTÜNLEŞME FİİLEN ÇİN YOLUYLA DESTEKLENİYOR

ABD donanması güdümlü füze destroyerinin uluslararası kurallara göre rutin olarak Boğaz'dan geçtiğini iddia ederken, Beijing'deki merkezi hükümete karşı isyan için silah satışlarını artırmak da devlet egemenliğinin ağır bir ihlalidir.

Çin eğer kendini savunmak için tepki vermeyi seçerse, Beijing'in hemen Trump yönetimi tarafından Hint-Pasifik bölgesinde seyrüsefer özgürlüğüne zarar vermekle suçlanma ihtimali var. Böyle fark gözetmeyen genellemeler, Çin'in bölgedeki bütün devletlerle ticaret, ilişki ve kalkınmaya bağlılığının kanıtı olarak, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Anlaşması'nın 15 Kasım'da dünya nüfusunun yüzde 30'unu oluşturan 15 ülke tarafında imzalandığı dikkate alınırsa, tartışmalı olacaktır.

Bu anlaşma Çin, Japonya ve Güney Kore arasındaki ilk ticaret anlaşması ve birçok uzman bu anlaşmanın, ABD'nin Asya'daki etkisinin azalmasının kaçınılmaz olması ile birlikte ekonomik çekim merkezini tekrar Asya'ya getireceğini tahmin ediyor. Hint-Pasifik bölgesinde ticaret, bağlantılılık ve bütünleşme fiilen, ABD anlatısının aksine, Çin yoluyla destekleniyor.

Ancak, Trump yönetimi Güney Çin Denizi'ndeki daha önceki maceralarının tehlikelerini gerektiği gibi dikkate almadan, askeri intikalin bölgenin özgürlüğünü sağlamak için kilit öneme sahip olduğu konusunda tavizsiz olmaya devam ediyor. İlk kurban, ABD'nin korumak istediği aynı Hint-Pasifik bölgesinin güvenliği olacaktır.