ABD kendi kurduğu düzeni baltalıyor

ABD kendi kurduğu düzeni baltalıyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin'i haydut bir devlet olarak nitelendirdi. Pompeo'ya göre Çin'in uluslararası günahları arasında Güney Çin Denizi'ndeki politikaları ve eylemleri var.

Haydut devlet terimi, 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD'nin öncülüğünde ve onun lehine olacak şekilde inşa edilen uluslararası düzeni ihlal edenleri kınamak için icat edildi. 1994'te Bill Clinton'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tony Lake, Küba, İran, Irak, Libya ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (KDHC) haydut devletler olarak niteledi.

Bir devletin "haydut" olarak nitelendirilmesi için kitle imha silahları elde etmeye, "terörizmi" desteklemeye ve vatandaşlarının insan haklarını bastırmaya çalışması gerekiyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, sözde resmi olarak bu terimi kullanmayı 2000'li yıllarda bıraktı.

POMPEO KAVRAMI DİRİLTTİ

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu terimi yeniden canlandırdı ve Çin üzerinde tatbik etti. Pompeo, Çin'in yasa dışı bir şekilde deniz alanı talep ederek Denizi "askerileştirdiğini", rakip davacılara zorbalık yaptığını ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit ettiğini ileri sürüyor.

"Uluslararası düzen" ABD'nin büyük stratejisini mümkün kılma üzerine odaklanmıştı ve bu özelliğini bugün de korumakta. Bu düzen ABD'nin merkezinde bulunduğu ve ona hizmet ticareti, askeri ittifakları, kendilerinin koyduğu "hukuki" normları ve diğer Amerikan değerlerinin ihraç edilmesini kapsıyor.

ULUSLARARASI TOPLUMU BALTALADI

ABD kendisinin merkezinde olmadığı diğer tüm formları Washington yönetimine dönük bir meydan okuma olarak kabul ediyor. Beyaz Saray bu zihniyetin doğal bir ürünü olarak egemen aktör olduğu mevcut statükoyu savunuyor ve daha da güçlendirmek istiyor. Buna karşın ironik olan şu ki; Donald Trump ve Pompeo yönetimindeki ABD, bir zamanlar kendilerinin inşa ettiği mevcut uluslararası düzeni ve "uluslararası toplum" kavramını baltaladı.

Washington'ın bu kaprisli tarzı uluslararası yönetimindeki merkezindeki ABD'ye dair olan inancı büyük ölçüde azalttı. Örneğin Amerika, birçok müttefik ile yabancılaştı, NATO'ya karmaşa getirdi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Afganistan'daki savaş suçolarını soruşturmalarını engellemeye çalıştı ve üst düzey yetkililere yaptırım uygulayarak ülkeye girmelerini yasakladı.

FARKLI ÇIKARLAR VE FARKLI YORUMLAR

Paris iklim Anlaşması'ndan, Trans-Pasifik Ortaklığından, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşmasından ve İran nükleer mutabakatından da çekilen Trump yönetiminin kendisiydi. Washington şimdilerde ise Taiwan konusunda Çin ile varılan anlaşmaları ihlal etmeye çalışıyor ve Güney Çin Denizi ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni onaylamayı reddediyor. Söz konusu sözleşmeyi imzalamayan tek büyük ülkenin ABD olduğu düşünülürse ne derece ender bir durumla karşı karşıya kalındığı anlaşılır.

ABD ve Çin'in Güney Çin Denizi'nde "kuralların" nasıl uygulandığına dair tamamen farklı yorumlara sahip olması şaşırtıcı değildir. Aslında, bu farklı yorumlar farklı temel stratejik temel çıkarları yansıtır. Çin Halk Cumhuriyeti'ni Güney Çin Denizi'ndeki politikaları ve uygulamalarıyla ilgili olarak şeytanlaştırmak moda olsa da orada mevcut uluslararası hukuka aykırı hareket eden ülke Çin değildir.

Kaynak: Global Times