ABD işareti verdi Avustralya takip etti

ABD işareti verdi Avustralya takip etti

Büyük bir gücün dengesiz bir lideriyle nasıl başa çıkılacağı, son dört yılda diğer büyük güçleri şaşırtan önemli bir soru haline geldi. Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği (ABD) bu soruya uygun yanıtlar bulmak için uzun süredir mücadele veriyor.

Avustralya gibi orta büyüklükteki bir gücün aynı durumla nasıl başa çıkacağı ise ayrı bir tartışmanın konusu. Zira tüm karmaşıklığa ek olarak Avustralya hem Amerika Birleşik Devletleri'ni (ABD) ana müttefiki olarak hem de ana ticaret ortağı Çin ile ilişkilerini düzenlemek zorunda. Avustralya'nın durumu zor çünkü ne yaparsa yapsın tam bir tatmin sağlayamayacak. Bir başka ifadeyle bir adım attığı zaman bir taraf alkışlarken diğer taraf sert biçimde eleştirecek.

GÜNEY ÇİN DENİZİ AÇIKLAMASI KIRILMA OLDU

Tüm komplikasyonlar Avustralya'nın Güney Çin Denizi'nde tarafsızlığını kaybedeceği sinyalleri ile daha görünür hale geldi. Canberra yönetimi Washington'ın baskısına paralel olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı (UNCLOS) kararını dört yıl sonra gündeme taşıdı. Üstelik Avustralya'dan gelen açıklamalar tamamen ABD Dışişleri Mike Pompeo'nun çizgisinde ilerledi.

Kuşkusuz, Avustralya politika yapımındaki şahinler, bu açıklamayı Amerika'nın Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddiaları konusundaki desteğinin kanıtı olarak selamladılar. Kimi uzmanlara göre atılan adım Avustralya dış politikasının dramatik bir dönüşümünü temsil ediyor.

Oysa bugün Avustralya'nın refahı "Önce Amerika" sloganında hayat bulmuyor ya da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Birleşmiş Milletler'e (BM) dönük saldırlar Canberra yönetiminin çıkarına değil. Tam aksine Avustralya'nın geleceği Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü'nün de içinde yer aldığı küresel normların belirleyici olduğu düzendedir. 

CANBERRA KENDİ ÇIKARINA HİZMET ETMİYOR

Avustralya ise tam zıddı bicinde ABD'nin Asya'dan çekilmesinden korktuğu için onu bölgede tutmak adına elinden geleni yapıyor. Bu noktada Avustralya'nın Güney Çin Denizi'nde seyahat özgürlüğü açıklamalarını dikkatle izlemek gerekiyor. Canberra yönetimi bu zamana kadar saygı duyduğu 12 millik sınır hattına gölge düşürürse bu da Washington'ın çizgisine bir adım daha yaklaştığının kanıtı olarak okunabilir.

Öte yandan Avustralya birçok konuda ABD'ye boyun eğse de Washington yönetiminin Birleşmiş Milletler yasalarını ihlal ettiği durumlarda onu takip etmedi. Avustralya lideri Trump'ı yanına almak için Çin'i kışkırtacak kimi adımlar atmak zorunda olduğunun farkında ancak bu ülkedeki iş dünyası siyasetin aldığı kararlardan dolayı son derece endişeli.

Kaynak: CGTN