ABD'de rekor sayıda vaka

ABD'de rekor sayıda vaka

CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen ilk onaylı Covid-19 aşısını 14 Aralık'ta piyasaya sürmeye başladı.

ABD Sağlık Bakanı Jerome Adams, o gün CNN'e yaptığı açıklamada, "Bu muazzam oldu ve uzun zamandır bu kadar mutlu olmamıştım, çünkü ben de dâhil olmak üzere pek çok insan için zor bir yıl oldu." dedi.

Aşının geliştirilmesine yardımcı program olan Warp Speed ​​Operasyonu, aşı hâlihazırda 50 eyalete, Columbia Bölgesi ile Porto Riko'ya dağıtıldığından ve sağlık çalışanları bunu almaya başladığından gerçek bir başarı oldu. Böyle bir şey normalde aylar değil yıllar alırdı.

Moderna ve Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından geliştirilen başka bir aşı hakkında, Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA) ön analizinde etkinliğini ve güvenliğini onaylamasıyla 15 Aralık'ta iyi haberler geldi. Uzman bir heyet, bu aşı için 17 Aralık'ta tavsiyesini sunacak ve FDA bundan kısa bir süre sonra nihai kararını verecek. Ancak tahminler, ülkenin gidecek uzun bir yolu olduğunu, işlerin "normale" dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceğini ve ülkenin koronavirüs kâbusunun bitmediğini gösteriyor.

ABD'DE REKOR SAYIDA VAKA

Ülkenin önde gelen uzmanlarından Dr. Anthony Fauci, maskelerin ve sosyal mesafenin bir süre, en azından sonbahar veya gelecek kışa kadar daha kullanılacağını tahmin ediyor. ABD'nin şu anda rekor sayıda hastaneye yatışa sahip olduğu ve ilk aşının resmi olarak piyasaya sürüldüğü gün, 300 binden fazla doğrulanmış Covid-19 ölümüyle yeni bir kilometre taşı kaydettiği göz önüne alındığında bu iyi bir tahmindir. Hâlâ gidecek çok uzun bir yol var ve bazı tahminler şu anki hızda 2021'in ilk çeyreğinin sonunda 200 bine kadar daha fazla ölümün gerçekleşebileceğini gösteriyor.

ABD, ölümler hızla artarken ve iyi haberler yayılırken, insanları zaten yorgun düştükleri kısıtlamalara ayak uydurmaya nasıl ikna edebileceği şeklinde yeni bir meydan okumayla karşı karşıya. Kamuoyu, krizi yönetmede şimdiden büyük bir sorun oldu ve daha karmaşık bir hale gelecek. Hemen akla birkaç nokta geliyor. Örneğin, insanlar aşı olmaya başladığında, ABD'de zaten sorun olan birçok insanın yüz maskelerinden vazgeçmesi bekleniyor. Zaten aşılananlar, maske takmalarına lüzum kalmadığını, çünkü sonuçta virüse karşı bağışık olmaları gerektiğini savunacaklar. Böyle bir durum, kurallarda istisnalar yaratacak ve bu da daha fazla insanın bu kuralları basitçe çiğnemesine ve dolayısıyla yeni salgınlara yol açacaktır.

AMERİKALILARI AŞIYI ALMAYA İKNA ETMEK BİLE BAŞLI BAŞINA BİR MEYDAN OKUMA OLACAK

Öngörülebilir bir diğer sorun, genç ve sağlıklı insanların, tüm sağlık çalışanları ile en savunmasız gruplar aşılarını yaptıktan sonra önlemleri tamamen terk edecek olmaları gerçeğidir. Bu grup, en az risk altında olduklarını ve sağlık sisteminin muhtemelen ciddi bir engelle karşılaşmayacağını, bu nedenle yeni düzenlemelere sahip olmanın bir anlamı olmadığını savunuyorlar. Yine bu grup, nispeten düşük riski nedeniyle aylardır virüsün yayılmasına neden oluyor.

Komplo teorilerinde, aşının işe yaramadığının kanıtı olarak kamu görevlilerinin tepkisi ya da başlangıçta sadece bir aldatmaca olduğu kolayca kullanılabilir. Kulağa çok zor gelebilir, fakat bu noktada hayal güçleri için gerçekten sınır yok gibi görünüyor. Belki de yorgun bir nüfusu kısıtlamalara bağlı tutma kampanyasından daha büyüğü ki, Amerikalıları ilk etapta aşıyı almaya ikna etmek bile başlı başına bir meydan okuma olacaktır. 

Söylemeye gerek yok, bu Amerika'nın koronavirüsle hesaplaşmasının sonunun başlangıcı olsa da, önümüzde uzun bir yol var ve kesinlikle yeni zorluklar olacak. Lojistik zorluklar açıkça emsalsizdir. Aşılamayı desteklemeye yönelik kamuoyu kampanyası da eşit derecede emsalsiz olmalı ve yetkililer, her zamanki gibi normal hayata dönmek için çok istekli bir halkla uğraşmak zorunda kalacak. Tünelin sonundaki ışık her zamankinden daha parlak olsa da, Amerikalılar kendilerini çevreleyen karanlığı gözden kaçırmamalıdır. Her gün, gelecek nesiller için kalıcı izler yaratacak daimi bir ulusal trajedidir. Yetkililer, uzmanlar ve medya halkın bunu unutmasına izin vermemelidir.