75 yaşındaki BM bugün nerede duruyor?

75 yaşındaki BM bugün nerede duruyor?

Editörün Notu: Yeni tip koronavirüs salgını ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) mevcut yönetim günümüzün küreselleşme eğilimine meydan okuyacak şekilde siyasetten ticarete kadar tek taraflı pratikleri güçlendirdi. Birleşmiş Milletler'in (BM) 75 yılını kutladığı günlerde dünya çapında uzmanlar uluslararası kurumların geleceğini ve muhtemel rollerini Çin'de tartıştı. BM Çin Dernekleri ve Çin Halk Dışişleri Enstitüsü tarafından düzenlenen etkinlikte öne çıkan yorumları Global Times gazetesi derledi. Ara başlıkların tarafımızca seçildiği yorumları kurlarımızın dikkatine sunuyoruz

Singapur Ulusal Üniversitesi Asya Araştırma Enstitüsü Seçkin Araştırmacısı ve eski Singapur Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Kishore Mahbubani:

Birleşmiş Milletler'i (BM) güçlendirmek için ne yapabiliriz?

İlk olarak BM'ye zorunlu finansman aktarımını artıralım. Çin Halk Cumhuriyeti, böyle bir kuruluş için neden daha fazla ve uzun vadeli finansmana ihtiyacımız olduğunu açıklamaya önderlik edebilir. Bence bu Çin'in öncü rolü oynayabileceği bir alan çünkü bu ülke uluslararası örgütleri destekleme konusunda cömert olduğunu gösterdi.

İkincisi, dünyadaki 7,8 milyar insanın görüşlerini anlamak istiyorsanız yapmamız gereken şey BM Genel Kurulu'nu canlandırmaktır. Kurumun rolünü yeniden düzenlediğimiz takdirde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer ülkeler dünyanın geri kalanın ne düşündüğünü net bir şekilde duyabilir.

"İLK İŞ YANGINI SÖNDÜRMEK"

Yeni tip koronavirüs salgını tüm ülkelerin aynı gemide olduğunu bizlere öğretti. Buna karşın ABD ise virüsle savaşmak yerine onu kimin başlattığını ve sorumlu olduğunu tartıştı. İnsanlar yangın başladığı zaman onu kimin başlattığını tartışır ama önemli olan ilk olarak yangını söndürmektir.

ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin dünyanın dikkatini dağıtmasını istemiyorsak çok taraflı kurumları güçlendirmemiz gerekiyor.

Ruan Zongze, Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Başkan Yardımcısı:

Dünya artık tarihin bir kavşak noktasında duruyor. Küresel yeni tip koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte, dünya muazzam ayaklanmalara ve kapsamlı yeniden düzenlemelere tanık oluyor. Bu BM için bir test anıdır.

Eskiden büyük güçler terörizme veya finansal krize karşı savaşmak için birlikte çalışırlardı. Buna karşın yeni tip koronavirüsle mücadele etmek için dünya el ele vermedi. Uluslararası toplumun geri kalanıyla mücadele için herhangi bir iş birliğine yönelmeyen ABD suçlama oyunlarında daha da ileri gitti.

"TEK TARAFLILIK KILIK DEĞİŞTİRDİ"

Açıkçası iki virüsle karşı karşıyayız: Bunlardan ilki Covid-19, diğeri ise politik virüsler. Karmaşık uluslararası ilişkiler bağlamında, çok taraflılık ile tek taraflılık arasındaki rekabet ve çatışma giderek şiddetleniyor. Bu mücadele gelecekteki dünya düzenini büyük ölçüde yeniden tanımlayacak.

Kabul edilmelidir ki, çok taraflılık yeni zorluklarla karşı karşıya. Hızla ilerleyen küreselleşme sayısız bölgesel ve küresel çok taraflılık mekanizmasının ortaya çıkmasına neden olurken, ülkeler arası temasın kolaylaşması uluslararası toplumun çıkarlarını daha da yükseğe taşımıştır. Buna karşın, "Önce Amerika" sloganı tek taraflılığın kılık değiştirmiş halinden başka bir şey değildir ve ABD'yi kendi yolunu seçen yalnız bir bekçiye dönüştürür.

Tek taraflılık bugüne kadar uluslararası toplumun geniş kesini tarafından reddedildi ve çok taraflılığın zorlukların üstesinden gelmek için etkili araç olduğu kabul edildi.

Çin Avrupa İşleri Özel Temsilcisi Wu Hongbo (Eski Ekonomik ve Sosyal İşler BM Genel Sekreteri):

Dünya benzeri görülmemiş bir değişim geçiriyor. Peki değişimlerin arkasındaki faktörler neler?

Birincisi, küresel yönetişime katılan ülkelerin sayısı önemli ölçüde arttı. İkincisi, dünyanın siyasi yapısı değişti. Küresel yönetişimde Batı eskiden çekirdek konumundaydı ancak orta güçlerin gelişmesiyle Batılı ülkeler yetersiz yetenek ve irade gösterdiler. Üçüncüsü, ekonomik küreselleşme benzeri görülmemiş zorluklarla karşılaştı. Gelişmiş ülkeler ekonomik küreselleşmeyi teşvik etti ve bundan faydalandı. Dünya kalkınmanın getirilerini paylaşma çağrısında bulunurken ABD ticaret savaşları ekonomik küreselleşme ve çok taraflı ticarete ağır bir darbe indirdi.

NSANLIĞIN ORTAK KADERİ" TARTIŞILMALI

Dördüncüsü, küresel ekonomik kalkınmaya katkıda bulunanlar değişti. Sanayi Devrimi'nden bu yana, gelişmiş ülkeler küresel ekonomik kalkınmanın başlıca itici güçleri olmuştu. Buna karşın 2018'de, gelişmekte olan ülkeler dünyanın ekonomik büyümesinin yüzde 80'ine katkıda bulundu ve Çin'in katkısı 30'u aştı. Özetle, gelişmekte olan ülkelerin toplu yükselişi dünyanın ekonomik odağını değiştirdi. Beşincisi, bulut bilişim, yapay zekâ ve blok zincirleri gibi ön cephe teknolojileri insanların çalışmalarını ve yaşam tarzlarını hızla değiştiriyor.

Ortak kalkınma hedefi için ülkeler ideolojik farklılıkları bir kenara bırakıp iş birliğini tercih etmişlerdi. BM bu amaçla 75 yıldır faaliyet yürütüyor ancak bugünler uluslararası kurumun temeli zayıflamakta. BM'nin temelini sağlamlaştırmak için yeni değerlere hayati önemde ihtiyacımız var. Bu bağlamda Çin "İnsanlığın ortak kaderi" söylemi ile önemli bir seçenek sunuyor. İnsanlığın ortak kaderi kavramı çağımızın kalkınma ihtiyaçlarına uyuyor ve küresel düzen fikrinin özünü oluşturuyor.

Kaynak: Global Times