Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu

Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle: 

"Elazığ ve Malatya depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşlarımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Ocak ayı yeni bir başlangıç ancak ocak ayının bizim için ayrı bir önemi var. Onat Kutlar, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Muammer Aksoy, Hrant Dink gibi aydınlarımız, gazetecilerimiz ocak ayında öldürüldü.

Vicdanı olan herkes Osman Kavala'ya haksızlık yapıldığını biliyor. Böyle bir adalet olabilir mi? AİHM serbest bırakın dedi, tercüme edilmedi diyerek geri cezaevine yolladılar. Hiç tercüme edilmezse ömür boyu cezaevinde mi kalacak? Bugün görülen davada inşallah adalet tecelli eder ve Osman Kavala yuvasına kavuşmuş olur.

"DEVLETİN DİNİ ADALETTİR"

Devlet süreklidir ve bakidir. Vatanımızın sınırları vardır. Tasada ve kıvançta bir arada olmamızı sağlayan bir anayasamız vardır. 1921'den beri egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir ilkesi egemendir. Huzur içinde barış içinde yaşamak istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan güven içinde yaşayan bir ülke istiyoruz.  Adaletli bir devlet istiyoruz. Devletin dini adalettir. Bu adaleti sağlamak bütün siyasal partilerin, STK'ların görevi olmak zorundadır.

Hakkı, hukuku ve adaleti kendi evimize, kendi mahallemize taşımak zorundayız. Adalet olunca herkesin işi, herkesin aşı olacak.

Bizim ülkemizin güzel insanları var. Ülkemiz en güzel yerde. Talebimiz; hiçbir ayrım yapmadan, huzur ve barış içinde birlikte yaşamak istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan, güven içinde yaşayan bir toplum istiyoruz.

"SİYASETİN İNANÇLARLA İŞİ OLMAZ"

Üniversiteler bilim üretsin istiyoruz. Üretsinler ki sanayici faydalansın üretim artsın Türkiye kalkınsın. Soğan üreticileri dertli. Geçen yıl yurt dışından getirmiştik, bugün tarlada çürüyor. Soğan üreticileri alın terinin karşılığını alamıyor.

Siyasetin konusu insanlarımız aç mı tok mu olmalıdır. Kimliklerle, inançlarla siyasetin işi olamaz. Hiç kimse inancından ötürü, kimliğinden, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmesin. Bizim siyaset anlayışımız; insanın mutluluğu üzerine inşa edilen bir siyaset anlayışıdır. Bizim siyaset anlayışımız insanların mutluluğunu önceleyen siyaset anlayışıdır. Bu yüzden ayrımcılığa karşıyız.

"HİÇBİR SİYASETÇİ CEBİNDEN PARA HARCAMAZ, BİZİM PARAMIZI HARCAR"

Daha güzel bir Türkiye inşa etmek için vergi veriyoruz. Hiçbir siyasetçi kendi cebinden para harcamaz, bizim paramızı harcar. Siyasi iktidar her kuruşun hesabını millete vermek zorundadır. Buna devlette şeffaflık diyoruz…

Demokrasinin çıkış kaynağı hesap vermektir. Bu anlamda toplanan vergilerin nereye harcandığının hesabını vermesidir. Uluslararası Yolsuzluk Endeksi'nde 13 basamak (Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2019 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi'ne göre Türkiye 39 puanla 91'inci sırada yer alıyor.  Türkiye, endekste ülke tarihindeki en düşük sırayı almış oldu.) Demek ki hesap verilmiyor. Bilgi verilmiyor. Vergi vermezsem zorla alıyorsun. Bunun anlamı siyasi iktidarın topladığı vergiyi nasıl harcadığının hesabını vermediğidir. Vatandaş verdiği verginin nereye harcandığını bilmeli, öğrenmeli!

"KEFEN BEZİNE KADAR VERGİ VERİYORUZ"

Hepimiz vergi veriyoruz. Doğduğumuz andan itibaren vergi ödüyoruz. Bebek bezinden, kefen bezine kadar vergi veriyoruz.Neden vergi veriyoruz fakirliği yenmek için. Yurttaşlarımıza yol götürelim, uygarlık, çağdaşlık götürelim diye vergi veriyoruz.

Vatandaş deprem vergisini ödedi, önlemi almak siyasi iktidara düşüyor. Ülkeyi bu iktidar yönetiyor. 34 milyar dolar nereye gitti? Vatandaş soruyor, 'Niye soruyorsun?' diyor. Vergiyi ödeyen o, soracak. Kırılan fay hattı değil, saray iktidarının ar damarıdır." 

Kaynak: Sözcü