Büyükler müzakere ederken küçükler eziliyor

Büyükler müzakere ederken küçükler eziliyor

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Çin'e karşı başlattığı ticaret savaşı sadece iki ülkenin değil üçüncü tarafların da ekonomisini olumsuz etkiliyor ve bu küresel ekonomik büyümedeki belirsizliği tetiklemekte. Dolayısıyla, çok taraflı ticaret sisteminden en fazla fayda sağlayan Çin ve Avrupa Birliği (AB) sistemi kurtarmaya liderlik etmelidir.

Ticaret savaşının Çin ve ABD üzerindeki etkileri şu ana kadar sınırlı kalmıştır. ABD attığı adımlar kilit sektörlerde Çin'in ABD'ye ihracatını azaltmıştır. (Eylül 2019'da yıllık % 12 düşüşle) ve Çin'in Asya'daki tedarikçilerinden gelen talebi etkilemiştir. Buna karşın ABD'nin cezai önlemleri iş dünyasındaki güveni ve ekonomik büyüme görünümünü bozacaktır. Dolayısıyla ticaret savaşı, dünya ekonomisindeki belirsizliği artırıyor. Bu bağlamda Dünya Ticaret Örgütü ve Uluslararası Para Fonu, ekim ayında yayımladığı raporda artan endişelere dikkat çekiyor.

AVRUPA'NIN ENDİŞELERİ VAR

Ticaret savaşlarının Avrupa Birliği üzerinde, piyasalardaki güveni azaltmasının dışında doğrudan etkisi az olmuştur. Buna karşın ticaret savaşları devam ettiği takdirde dört nedenden ötürü Çin ve AB arasındaki rekabet artacaktır:

Bu nedenlerden ilki Çin'in ihracatının ABD'den AB'ye yönelecek olmasıdır.

İkinci neden, Çin'in Avrupa'yı endişelendiren robotik, endüstriyel üretim gibi konularda doğrudan yatırımlarıdır.

Üçüncü neden, ABD pazarındaki zararlarını kapatmak isteyen Çin'in üçüncü pazarlara yönelmesidir ki bu da Avrupa'nın ihraç şansını azaltacaktır.

Dördüncü ise Çin'in ABD pazarlarına ayrıcalık girmesi durumunda AB şirketlerinin rekabet gücüdür.

İKİLİ ANLAŞMALAR DÖNEMİ BAŞLADI

Ticaret savaşının AB'ye olan etkisi çok taraflı ticaret sistemindeki hasara oranla daha az olacaktır. ABD tarafından başlatılan ticaret savaşı diğer pek uluslararası ticaret anlaşmazlığının en tehlikeli yanını oluşturmaktadır. Bu ticaret savaşında sonuca ulaşmak için tek taraflı gümrük vergileri kullanılıyor, uluslararası kurallar rafa kaldırılıyor ve müzakerelerin seviyesi aşağı çekiliyor.

Avrupa da dahil olmak üzere Çin'in dışa açılma sürecinin kendi rekabet gücünü azaltmasından endişe ediyor. Avrupa Birliği'ne göre dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'in uluslararası pazarlara erişmesinin önüne geçilmeyecek. Uluslararası piyasaya açılmak ise Çin'in büyüme ve ekonomik kalkınma amacına hizmet ediyor ve şimdi Beijing hem kendisinin hem de küresel ortaklarının kazanacağı "kazan kazan" temelindeki reformlarına hız vermiş durumda.

Küresel ticaret kurallarını umursamayan Amerika'nın tek taraflı yolda ilerlemesi çok taraflı ekonomik sistemi kurtarmak isteyen Avrupa'nın Çin'in de dâhil olduğu ortaklar ile çalışması gerektiğinin altını çizdi. Buna rağmen Avrupa Birliği merkezde hala Washington ile bir anlaşma yolu arıyor.

BÜYÜKLERİN MÜZAKERESİ KÜÇÜKLERİ YUTMASIN

Dünyanın en büyük üç ekonomisi olan ABD, Avrupa Birliği ile Çin'in birbirleri ile ikili anlaşma yapmak için şimdiden yarışa başladılar ancak bu süreç küresel piyasaları genişletmek için etkisiz ve yavaş kalıyor. Her ne kadar devasa ekonomiler de olsanız aynı anda yapabileceğiniz anlaşmaların bir limiti var. Zira bu anlaşmalara varmak ve uygulamak için yapılan müzakereler belirli bir zamanı gerektiriyor. Daha da önemlisi yalnızca ekonomik anlaşmalar dünyanın karşı karşıya kaldığı baskılar azaltamaya, özellikle de yoksulluğun giderilmesi ve çevresel sürdürülebilirlik gibi sorunları çözmeye yetmiyor.

Büyük güçler tüm enerjilerini kendi aralarındaki müzakerelere ayırırken görece küçük ve zayıf ekonomiler daha arka sıralara itiliyor. Bu rasyonel bir tercih olabilir ama adil olmadığı kesin.

Diğer yandan çok taraflı anlaşmalar ise daha zayıf ülkelerin süreçlere katılmasını sağlıyor ve ikili anlaşmaların yetmediği iklim değişikliği gibi sorunların çözümünde gelecek vadediyor. Dolayısıyla küresel sorunlar bu kadar derinleşirken tüm aktörlerin müzakerelere katılması hiç olmadığı kadar önem taşıyor.

EKONOMİ REFORMLARLA GÜÇLENİR

Özellikle Avrupa Birliği ve Çin, uluslararası ticarete yükse derecede bağlı iki ekonomi olarak çok taraflı anlaşmaları tercih etmek zorundadır. İki aktöründe bu kapsamda Dünya Ticaret Örgütü'nün reforme edilmesinden kazanç sağlayacaklardır. Benzer şekilde iki tarafın da sürdürülebilir ekonomik kalkınmadan kazanç elde edeceklerini söylemek gereklidir.

Sonuç olarak, Dünya Ticaret Örgütü'nün reformlar yoluyla güçlendirilmesi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler tarafından desteklenmelidir ve Çin ticaret ortaklarının endişelerine yanıt vermeye devam etmelidir.

Kaynak: China Daily