Londra'nın Huawei kararı ne anlama geliyor?

Londra'nın Huawei kararı ne anlama geliyor?

Birleşik Krallık salı günü yaptığı açıklamada Çin'in teknoloji devi Huawei'in ülkedeki 5G ağının inşasına kimi kısıtlamalarla birlikte katılabileceğini duyurdu. Çinli şirket, nükleer alanlar ve askeri üsler gibi kritik önemdeki "güvenlik alanlarından" uzak tutulacak. Buna ek olarak Huawei'in inşa edeceği ağ ve istasyon oranı ülkedeki 5G pastasının yüzde 35'i ile sınırlı tutulacak.

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) müttefikleri arasında Huawei teknolojisinin kullanımını engellemekte başarısız olduğu söylenebilir. Özelde Birleşik Krallık ise ABD'nin Avrupa genelindeki en yakın müttefiki olarak öne çıkmaktadır. Washington daha önce istihbarat paylaşımının durabileceği ve ticaret görüşmelerinin zarar görebileceğini ileri sürerek Londra'yı tehdit etmişti. Buna karşın ABD'ye meydan okuyan Birleşik Krallık, Huawei teknolojisine "sınırlı erişim" hakkı tanıdı.

İNGİLTERE STRATEJİK DENGE PEŞİNDE

Birleşik Krallık'tan gelen karar iki mesaj taşıyor. Bunlardan ilki 5G sektörünün lideri Huawei, Birleşik Krallık'ın yeni nesil internet ağı için kritik önemde. Huawei'in yasaklanması halinde ülkenin ağ inşasında iki yıl gecikme meydana gelebilir ve 5G daha maliyetli olur. Özetle, Birleşik Krallık'ın çok fazla alternatifi yoktu. Belki de bundan daha önemlisi Amerika'nın bu konudaki ısrarı hiç rasyonel değildi çünkü Soğuk Savaş dönemindeki gibi ABD'nin müttefikleri Washington'a tüm güvenlik alanlarında göbekten bağlı değil.

ABD'nin müttefiki olan Londra yönetiminin çok yönlü çıkarları ve her iki ülke ile özel ilişkileri var. Birleşik Krallık, kendi ulusal çıkarlarını güvence altına almak için Çin ve Amerika ile stratejik denge siyaseti hayati önemde.

İNGİLTERE'Yİ AVRUPALI DEVLETLER İZLEYECEKTİR

Amerika ve müttefiklerinin Huawei'in güvenlik alanında tehdit oluşturduğu ise abartılı bir yalan. Örneğin, Huawei'in ekipmalarını 4G inşasında kullanan hiçbir ülkede güvenlik sorunu ortaya çıkmadı. Kimi ülkeler Huawei'i yasaklamak için Washington'a sözler veriyor. Buna karşın sözlerin arkasında ulusal güvenlik mazeretleri değil Amerika'nın siyasi baskısını uzaklaştırma gayretleri yer alıyor.

Huawei'in teknolojisini kullanmak isteyen pek çok ülke ise ABD'nin baskısı karşısında sorunlar yaşayacak. Elbette, Birleşik Krallık'ın aldığı karar bu baskıyı hafifletmede etkili olacak. ABD ile en üst düzeyde istihbarat paylaşımı yapan Beş Göz İttifakı'nın üyesi olan Birleşik Krallık Huawei'e izin veriyorsa Avrupalı diğer ülkelerin de Çinli şirket ile iş birliği yapması için daha fazla nedeni olacaktır. Washington, Londra'yı Huawei konusunda durduramadıysa Belin ve Paris'te daha fazla zorlanır.

"ÇİN'İ KUŞATMAK" İÇİN YANLIŞ YOL SEÇİLDİ

Trump yönetiminin ricası üzerine Huawei'i yasaklayan Avustralya 5G konusunda şüphesiz ki geride kalacak ve bunun sosyal ya da ekonomik kalkınmaya etkisi gözle görünür olacaktır. Avustralya yüksek teknoloji devriminin diğer köşesinde yalnız başına bekliyor.

Amerika, Huawei konusundaki sıkıntıyı tek başına yarattı ve Birleşik Krallık özelinde aldığı yenilgiden sonra bu politikasını gözden geçirmesi gerekiyor. ABD hükümetinin Huawei karşıtı siyasetini hala tersine çevirme ve iş birliğini artırma şansı var. Mevcut politika yalnızca ABD'nin 5G konusunda geride kalmasına yol açacak. ABD, "Çin'i kuşatmak" için kesinlikle yanlış yolu seçti.

Kaynak: Global Times