Fetüslerin ışığı sandığımızdan daha erken algıladığı keşfedildi

Fetüslerin ışığı sandığımızdan daha erken algıladığı keşfedildi

Yeni bir araştırmayla birlikte ortaya çıkan bulgular, fetüslerin aslında ışığı sandığımızdan çok daha erken algılamaya başladığını ortaya çıkardı. Böylece gözün gelişim aşamasındaki karmaşıklık daha da arttı.

Bilim insanları, yıllardır retinadaki ışığa duyarlı hücrelerin bir tür açma kapama düğmesi olduğunu düşünüyorlardı. Tabii bu tanım olduğu şekilde böyle aktarılmıyordu ancak en özet şekilde bunu söyleyebiliriz. Bu sayede bebekler gece ve gündüzü anlayabiliyorlardı.

Bu konuda ortaya çıkan yeni bir bulgu, bu hücrelerin birbirleriyle iletişim halinde olduğunu ortaya çıkardı. Hücreler, birbirine bağlı ağlar üzerinden iletişim kuruyor ve bu sayede retinalar ışığa önceden düşünülene göre çok daha duyarlı hale geliyor.

GANGLİYON HÜCRELERİNDE YENİ KEŞİF

Gelişmekte olan bir gözde gangliyon hücrelerinin %3'lük kısmı ışığa duyarlıdır. Gangliyon hücrelerini kısaca açıklamak gerekirse bu hücreleri; retinada bulunan, optik sinir yoluyla beyne mesaj gönderen hücreler olarak tanımlayabiliriz.

Günümüze kadar bilim insanları, beyindeki çeşitli yerler ile iletişim kuran 6 farklı alt tip bulmuşlardı. Bazıları biyolojik saatimizi gece gündüz döngüsüne ayarlamak için üst kiyazmatik çekirdek ile iletişim kurarken diğerleri, parlak ışıkta göz bebeğimizi ufaltmak için sinyaller gönderiyor.

Diğer türler, ruh halini düzenleyen habenula ve duygularla ilgilenen amigdala ile iletişime geçiyor. İşte son bulgulara göre bu gangliyon hücreleri, aynı zamanda "ara bağlantı" olarak bilinen elektriksel bağlantılar yoluyla birbirleri ile konuşuyor. Böylece henüz gelişmemiş kemirgen ve primatların gözleri hakkındaki bilgiler, hayal edilenden çok daha karmaşık hale geldi.

California Üniversitesinde moleküler biyoloji profesörü Marla Feller, bulguyu açıkladıkları makalelerinde olayın ilginçliğinden şu şekilde bahsetti:

"Gangliyon hücrelerinin çeşitliliği göz önüne alındığında, bu hücrelerin retinanın beyne bağlantısında rol oynayıp oynamadıkları beni merak ettiriyor. Daha önce fare ve insan fetüslerinin gelişimin bu aşamasında kör olduklarını sanırdık. Gangliyon hücrelerinin gelişmekte olan gözde beyne bağlı olduklarını ancak retinanın diğer bölgeleriyle bağlantılı olmadıklarını düşünürdük fakat şimdi görüyoruz ki bu hücreler, şaşırtıcı bir şekilde birbirlerine bağlı."

Işıktan hoşlanmama, yavruların ilk zamanlarında gelişen bir şey ve ışığın yoğunluğuna bağlı. Yenidoğan retinalarındaki gangliyon hücresi alt tiplerinden hangisinin bu davranışa gerçekten katkısının olduğu bilinmiyor. Bu yüzden de araştırmacılar, tüm bu alt türlerin rolünün ne olduğunu görmeyi hedefliyorlar.

Geçmişte bu ışığa duyarlı hücrelerin retinadaki kan damarlarının gelişimi gibi şeyler için önemli olduğu söyleniyordu ancak bunlar, ışığı aç kapa gibi tepkilerdi yani ya ışık gerekiyordu ya da hiç gerekmiyordu. İşte yeni bulgular, bu hücrelerin birçok farklı ışık yoğunluğunu kodlamaya çalıştıklarını ortaya çıkarıyor.

Kaynak: www.webtekno.com