CGTN / Robert Kelly

Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) Başkanı Moon Jae-In geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile görüşmek için Washington’a gitti. Görüşme samimi bir ortamda geçti. Biden Güney Kore’ye orduda kullanması için Covid-19 aşısı vermeyi kabul etti. Güney Kore, geçen yıl salgını başarılı biçimde kontrol altına aldı ama aşılama konusunda aynı başarıyı gösteremedi. İki müttefik arasındaki merkezi konuda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore-DPRK) ve nükleer ile füze programları konusunda, politika farkı halen büyük.

Moon, Güney Kore tarihinde benzeri olmayan bir başkan. İlerici ve DPRK ile ilişkileri yürütmeye kalpten bağlı. Güney Kore’nin geçmişte sadece iki liberal başkanı oldu ve hiçbiri Moon kadar iyi ilişkiden yana değildi. Moon, Kuzey Kore ile bir diplomatik atılım yapmak için liberal ilericiler dâhil, bütün seleflerinden daha çok çalıştı. Moon’un çabaları arasında Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile eski ABD Başkanı Donald Trump arasında bir görüşme için arabuluculuk yapmak, bitmeyen Kore Savaşı’nı resmen bitirmek ve DPRK ile birçok ekonomik iş birliği projesi de var.

Bu girişimlerden çok az sonuç alındı ama bunlar DPRK konusunda ABD-Güney Kore statükosundan önemli bir farklılaşmayı temsil ediyordu. Şimdiye kadarki Güney Kore başkanlarının büyük çoğunluğu DPRK ile ilgili sert görüşleri olan muhafazakârlardı. ABD bu temel sert tutumu paylaştı. Güney Kore muhafazakârlarının ABD dış politika topluluğu ile uzun, derin bir ilişkisi var ve DPRK’nin en iyi durumda, tıpkı Doğu Almanya’nın 1990’da Batı Almanya tarafından ilhak edilmesi gibi Güney Kore tarafından ilhak edilmesi gereken başarısız bir komünist deneyim olduğu konusunda ortak bir ideolojik uzlaşmaya sahipler. Güney Kore-ABD ittifakının tarihinin büyük bölümüne bu sertlik yanlısı uzlaşma egemen oldu.

BIDEN KUZEY KORE’YE UYGULANAN YAPTIRIMLARI DESTEKLEDİ

Pyongyang’ın kuşatılması, caydırılması, yaptırımlara maruz alması ve izole edilmesi gerekiyor. ABD ile Güney Kore karşılıklı olarak uyum sağlamak ve yarımadadaki gerginliği azaltmak için ilişkiye geçebilirdi. Ama DPRK’nin normal bir ülke olmadığı, ayrı bir Kore devleti olarak tanınmaması gerektiği ve Doğu Almanya’nın yaptığı gibi sonunda ortadan kaybolması gerektiği şeklindeki temel anlayış asla ciddi biçimde sorgulanmadı.

Fakat Güney Kore ilericileri bu geleneksel sertlikten ayrıldılar. DPRK ile çatışmanın yarımadadaki gerginliği daha da kötüleştireceğinden korkuyorlardı. DPRK’nin çok yakında çökmeyeceğinden de korkuyorlardı, dolayısıyla sert ABD-Güney Kore yabancı politikasının DPRK’yi sadece daha fazla paranoyak yaptığından korkuyorlardı. Bunun yerine Güney Kore solu DPRK’ya ulaşmak ve bir yumuşama sağlama peşinde koşmak, Pyongyang’ı küresel yalıtılmışlıktan çıkarmak ve normal bir ülke gibi küresel ekonomiye taşımak istiyordu. Bu kalıcı olarak birbirinden ayrı iki Kore devletinin tanınması anlamına da gelebilirdi.

Bu yaklaşım yarımadada devrimsel bir şey olacaktı. DPRK’nin var olma hakkını ve -büyük ihtimalle nükleer silahlara sahip olma hakkını da- tanıyordu. DPRK’ye yakın ülkelerin nükleer silahlarının meşrulaştırılmasını nasıl karşılayacakları açık değil. Çin, Rusya ve Japonya bu silahlarla ilgili olarak DPRK’ye yaptırım uygulanmasına oy verdiler ve şimdi hiçbiri ABD kadar sertlik yanlısı değil, hepsi de daha az tutarsız ve daha ılımlı bir DPRK görmek isterler.

Ama en önemlisi, ABD-Güney Kore liberallerinin DPRK’yi kabul etme vizyonuna sert biçimde karşı. Hata Amerikan solu bile -Demokrat Parti- DPRK konusunda şahin. Biden bir Demokrat ve uzun zamandır DPRK’nin izole edilmesini ve yaptırımlara maruz kalmasını destekledi.

Bu nedenle, Biden-Moon zirvesi merkezi konularda çok az bir harekete neden olacak. Moon, ABD-Güney Kore ittifak tarihinde çok büyük bir aykırılık. Yarımada ile ilgili vizyonu ABD dış politika topluluğunun ve ABD müttefiklerinin çoğunun görüşlerinden büyük ölçüde farklı. (Moon, Avrupa ülkelerini DPRK üzerindeki yaptırımların kaldırılmasını sağlamak için yanaştı ve bu konuda da başarısız oldu.) Moon neredeyse kesin bir şekilde Biden’ın Trump’ın yaptığı gibi Kim Jong Un ile görüşmesi için yalvardı. Büyük ihtimalle Biden’dan DPRK üzerindeki yaptırımları hafifletmesini de istedi. Biden’ın bunlara yanıtı neredeyse kesin biçimde hayırdı.

Bu ittifak içinde bir kriz değil. Moon’un görev süresi bir yıl içinde doluyor. Biden muhtemelen basitçe Moon’un gitmesini bekleyecek, girişimlerini kibarca göz ardı edecek. Ayrıca Biden, DPRK konusunu yapabildiği kadar idare edecek; yönetiminin DPRK konusundaki politika değerlendirmesi, basitçe “idareyi maslahat” etmeyi öneriyor.

Moon derin ilerici ideolojik inançlarına uygun olarak başkanlığını DPRK ile bir anlaşma üzerine oynadı. Başarısız oluyor ve Biden’ı böyle bir risk almaya ikna etmesi de ihtimal dışı.