China Daily / Louis Kuijs

Çin ekonomisi 2020 yılında, özellikle sanayideki büyümenin hızlı olmasıyla beklenenden güçlü oldu. Çin ekonomisi mevsimsellikten arındırılmış koşullarda, 2020 yılının son çeyreğinde, çeyrek bazda yüzde 2,9 oranında ve yıllık bazda yüzde 6,5 oranında büyüdü. Büyümede, sanayi katma değeri, yatırım ve ihracatın artmasının önemli etkisi oldu.

Oxford Economics’in tahminlerine göre, geçen yıl dördüncü çeyrekteki güçlü büyüme, 2020 yılında ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 2,3 oranında büyümesini sağladı ve bunun, ekonominin bu yılki büyümesine önemli katkısı olacak.

Çin ana karası, Taiwan ile Güney Kore için güçlü ihracat ve ihracat siparişleri verileri nedeniyle ihracat ve buna bağlı olarak imalat yatırımı görünümü yukarı yönlü revize edildi. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) önemli ek mali teşvik paketi olasılığının desteği de bu ülkenin ekonomik büyüme tahminini yukarı yönlü olarak artırdı.

Çin’in bu yıl ilk çeyrek büyümesi tahminleri, son zamanlardaki (hafif) koronavirüs salgını ve Çin Yeni Yılı dâhil olmak üzere yeni kısıtlamalar yüzünden düşürüldü. Ancak, 2021 yılının tamamı için ekonominin büyüme tahmini yüzde 8,1’den yüzde 8,9 oranına çıkarıldı.

Covid-19 salgınının başlamasından bu yana Çin’in ihracat odaklı imalat sektörünün performansı beklenenden daha güçlü seyretti. Sanayi sektörünün temel rekabet edebilirliği göz önüne alındığında, Çin’in küresel tedarik zincirindeki rolü her zaman göreli olarak yapıcı oldu. Ancak, Çin’in ihracat gücü, 2020 yılının ikinci çeyreğinden itibaren beklentileri aştı. Gerçekten, son zamanlardaki itidalli duruma rağmen, Çin’in küresel piyasa payı, koronavirüs salgınından bu yana, beklenildiği gibi düşmek yerine önemli oranda yükseldi.

Daha genel olarak, gelişmiş ülkelerde şimdiye kadar beklenenden daha az ayrışma meydana geldi. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD ekonomisini Çin’den ayrıştırma çabalarına ve yüksek gümrük tarifesi uygulamalarına rağmen, Çin’in, ABD’ye ihracatı özellikle etkileyici bir dönüş sahneledi. Çin’in, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) 10 üyesi, Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda ile Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasını imzalamasının yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ile Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) görüşmelerini tamamlaması, Çin’in politikasının temel unsurlarına ilişkin şikâyetlere rağmen, gelişmiş ülkelerin çoğunun Çin ile ekonomik ilişkilerini devam ettirme niyetinde olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, ABD’li ve Avrupalı şirketlerin araştırmaları, mevcut durumları ve beklentileri konusunda nispeten olumlu bir görüşe sahip olduklarını ve Çin’den çekilme konusunda niyetin az olduğunu gösteriyor.

ÇİN’İN KÜRESEL PİYASA PAYI ÖNEMLİ ORANDA YÜKSELDİ

Bu gelişmeler, 2020 yılındaki uzun vadeli büyüme görünüşü için önemli aşağı yönlü gözden geçirmelerin ardından, uzun vadeli büyüme tahminlerinin artırılmasına yol açtı. Geçen yıl, Covid-19 salgınının etkisi ve ABD’nin başını çektiği gelişmiş ülkelerin Çin’den ayrılma beklentilerinin küresel ekonomiye vereceği zarar düşüncesiyle beklentiler düşürüldü.

Bu tür bir ayrışma Çin’de (ve ayrışan ekonomilerde) verimliliğin büyümesine ağırlık vermek olarak değerlendiriliyor. Fakat ayrışmanın daha ölçülü olması, Çin’in uzun vadeli görünümüne etkisinin daha ölçülü olacağını işaret ediyor. Buna rağmen, salgın patlamadan ve ABD-Çin ilişkileri dibe vurmadan önce, Çin’in GSYİH’sine ilişkin beklenti Aralık 2019’daki tahmine göre daha zayıf duruyor. 2021 yılındaki gelişmelere bağlı olarak, orta ve uzun vadeli tahminlerin yükseltilmesine ihtiyaç duyulabilir.

2020 yılında diğer büyük ekonomiler gerilerken, Çin’in ekonomisi büyüyerek küresel ekonomideki payını daha da artırdı. Reel olarak Çin’in küresel ekonomideki ağırlığının (2015 yılı fiyatlarıyla), yüzde 11,6 olduğu 2010 yılı ile karşılaştırıldığında geçen yıl yüzde 1 artışla yüzde 17,9’a çıktığı tahmin ediliyor. Piyasa döviz kuru ise, 2010 yılında yüzde 9,2 iken, 2020 yılında yüzde 1,3 oranında artışla yüzde 17,6 oldu.

Çin’in son zamandaki güçlü performansı ve uzun vadeli görünümünün yukarı yönlü gözden geçirilmesi, ABD ekonomisini geçmesini beklendiği 2029 yılı tahminini ileri taşıdı. Ayrıca, cari fiyatlar ve piyasa döviz kurlarıyla, o zamana kadar Çin’in kişi başına GSYİH’sinin ABD’nin sadece yüzde 24’ü kadar olması bekleniyor.

Tüketim, Covid-19 salgınından toparlanma sırasında en zayıf halkayı oluşturdu, yatırımın ekonomik teşvikle ve sağlam bir gayrimenkul sektörü tarafından desteklendiği geçen yıl, tüketimin ekonomiye katkısı geride kaldı. 2021 yılının tamamında, yatırımın yüzde 5 oranında artması, gerçek hanehalkı tüketiminin yüzde 4 oranında gerilemesi bekleniyor.

Bu, bilindik bir modelin tekrarı. Son 12 yıldır, büyüme üzerinde aşağı yönlü baskıların arttığı her dönemde, hükümetin teşvik politikaları özellikle yatırımı desteklemeye odaklanırken, teşvik paketinin küçük bir bölümü doğrudan hanehalkı tüketimini desteklemeye aktarılıyor. Bu model, tüketimin rolünü yükseltmek ve yatırımın rolünü azaltmak için büyüme modelinin yeniden dengelenmesinde sadece sınırlı bir katkısı olmasının temel nedenidir. Hizmetlerin rolünün artırılması ve sanayinin rolünün düşürülmesi hızlı ilerleme kaydederken, son beş yılda tüketimin rolünde önemli bir yükselişin olmaması, hükümetin, 14’üncü Beş Yıllık Plan döneminde daha fazla ilerleme sağlaması için üzerindeki baskıyı artırıyor.

Bu cephede orta vadede ilerleme olacağı tahmin edilirken, ancak özellikle, hukou (hanehalkı kayıt sistemi) ve mali alanda reformlar yoluyla hanehalkının gelirinin ağırlığını artırma ve gelir eşitliğini azaltma çabaları olumlu sonuçlanmazsa, fazlasıyla iyimser olma riski vardır.