2022-2024 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da yer alan hedefler piyasadaki “belirsizlik” havasını dağıtmaya yetmedi. Enflasyon tahminlerindeki hızlı yukarı tırmanış ve yapısal reformların ikinci planda ele alınması programa yönelik temel eleştiriler olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da “Hedeflerde önemli sapmalar olduğu”na dikkati çekiyor.

Dünya Postası programına katılan Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, ekonomi yönetiminin açıkladığı Orta Vadeli Planı (OVP) değerlendirdi. Aslanoğlu, Merkez Bankası’nın hedefleriyle OVP beklentileri arasındaki farka ilişkin şunları söyledi:

“Merkez Bankası’nın 2024 enflasyon hedefi 5 olmasına rağmen burada 7,6 civarı gözüküyor. Merkez Bankası enflasyon hedefine tek başına kara veremez. Bunu hükümetle ekonomi yönetimiyle ortak verir ama bu hedef ulaşmak için uygulayacağı politikaları kendisi bağımsız olarak alacağı kararlarla yönetmesi istenir. Bu tür noktalar ekonomik birimlerin beklentilerinde birtakım belirsizliklere yol açıyor. Genel kredibilitesi üzerinde zaman zaman olumsuz etkide bulunuyor.”

Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı

DİKİŞ TUTMAYAN 2021 TAHMİNİ

2019 başında 5,4 olan Merkez Bankasının 2021 enflasyon tahmini kademeli olarak yükseldi. 2021 Ocak ayında yüzde 9,4’e çıkan tahmin nisan ayında yüzde 12,2’ye, temmuz ayında ise yüzde 14,4’e çıktı. Orta Vadeli Plan’da ise 2021 yıl sonu için enflasyon beklentisi yüzde 16,2 oldu. Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu hedef ve tahminlerdeki hızlı değişimlere ilişkin şu açıklamayı getirdi:

“Ciddi bir sapma olduğunu görüyoruz. Bu sapmanın gıdadan geldiğini emtia fiyatlarından kaynaklandığını özellikle birikimli olarak kurlardaki artışın yıl içinde yansımaları olduğunu görüyoruz. Kur çıktığı zaman 9 aya kadar gecikmeli etkileri yansıyabiliyor. Benim beklentim daha yüksek. 17-18 belki daha yukarıları bile zorlayabiliriz yıl sonunda. ÜFE’den kaynaklı, üretici maliyetlerinden gelen yüzde 45’lerde dolanan bir enflasyon var.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise yıllık bazda enflasyon yüzde 1,.25. Orta Vadeli Program’da ise yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 16,2. Anlamı; bu hedefe ulaşmak için yılın geri kalınında enflasyonun düşmesi gerekiyor. Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, OVP’de yazılan “gıda fiyatlarında bir düzelme beklentisine” dayandığını belirtti ve ekledi:  

“Tarla ürünleri bu ay sonu devreden çıkacak. Ekim sonuna doğru sera ürünleri gelecek. Aradaki boşlukta daha da yüksek baskı görürüz. Hem Eylül hem ekim gıda da stres yaşayacağımız aylar. Dolayısıyla gıdadan pozitif destek beklemek ne kadar gerçekçi benim açımdan soru işareti.”

KURDA BEKLENTİ YUKARI

Orta Vadeli Plan’da kur tahmini yapılmasa da diğer hedeflere bakarak yıl sonu için kur tahmininde bulunmak mümkün. Mevcut veriler ve hedefler ışığında bu yıl sonu için 8,30 düzeyinde kur tahmini yapılıyor. Aslanoğlu, yıllık bazda ortalama kurun şu an 8,11 düzeyinde olduğunu hatırlatarak kurda yukarı yönlü hareket beklentisi oluştuğunu kaydetti:

“Bu önümüzdeki 3 ayda kurda yukarı yönlü hareketlenme beklentisi anlamına da gelir. 8.30’un olması için biraz 8.50-9.00 arası bir yerlerde olması gerekiyor kurun da. Kurda bir hareketlenme bekleniyorsa enflasyon nasıl gerileyecek? Birçok soru işareti var.”

Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı

Aslanoğlu, Merkez Bankasının tahmininin üzerinde olsa da OVP’deki 16,2’lik yıl sonu hedefini iyimser bulduğunu belirtti. Enflasyonun düşürülmesi ile istihdam arasındaki ilişkiyi açıkladı:

“İşsizlikle ilgili Türkiye’nin kalıcı bir iyileşme sağlaması temelde enflasyonla mücadelenin başarısıyla da çok alakalıdır. Enflasyon da büyük oranda Türkiye’nin verdiği cari açığın döviz kurlarına baskı yapması ve bunun yansımasıdır. Yani Türkiye cari açık sorununu çözecek yapısal reformları yapmadan istikrarlı büyüme koşullarını sağlayamaz. Enflasyonla mücadelenin güçlü bir şekilde öncelikli olmadığını hissediyorum bu programda. Büyüme olabilir ama istikrarlı ve güçlü büyümenin alt koşulu enflasyonu düşürmektir. Çünkü enflasyon düştükçe faizler düşer, üreticiler üretime yatırıma daha çok yönelir. Yüksek enflasyonda yüksek faizde bütün ekonomik aktörler parasını kaybetmemek için faiz ve döviz gibi faaliyet dışı gelirlerle daha çok ilgilenir.”

Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı

ACİL İHTİYAÇ AYNI: YAPISAL REFORM

Seçim gündemlerinin ekonomi yönetimlerini kısa vadeli çözümlere yönlendirdiğini belirten Aslanoğlu, “Geçmişte de pek örneği yok. Seçime yakın dönemlerde yapısal reforma gitmek zordur.” dedi ve reformla yapılması gerekenleri sıraladı:

“Biz bugün üretimde kullandığımız ürünleri kendimiz daha çok üretelim demektir. İçeride kendi enerjimizi ara malını daha çok üreten ihracatta daha yüksek teknolojiye geçiş yaparak daha büyük sıçramalar yapan bir ülke olmayı amaçlamamız gerekiyor. Bunlar da üç beş aylık işler değil. 5 yıllık 10 yıllık sanayi planları hazırlanarak başarılabilecek işler. Zaman alır siyaset ister istemez daha kısa vadeli bakıyor. Seçim gibi gündemler varsa sonuçlu 3 yıl beş yıl 8 yıl sonra ortaya çıkabilecek politikalara ister istemez çok fazla yönelemiyor ekonomi yönetimleri.”