China Daily / He Peng

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, eylül ayında yapılan 75’inci Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda, Çin’in 2030’dan önce en yüksek karbon emisyonuna ve 2060’tan önce karbon nötrlüğüne ulaşmaya çalışacağını taahhüt etti.

Otomotiv endüstrisi, karbon nötrlüğü hedefine ulaşmada merkezi bir role sahiptir. Enerji, sanayi ve ulaştırma sektörleri karbon emisyonlarının çoğunu, 2018’de ülkedeki toplam CO2 emisyonlarının yüzde 80’inden fazlasını oluşturuyor ve özellikle kara yolu taşımacılığı olmak üzere ulaşım bunun en büyük suçlusu oldu.

Otomotiv sektörü, 2020’de yeni koronavirüs salgınının ortaya çıkması nedeniyle dünya çapında aksamalar yaşadı. Bazı ülkeler, ekonomilerde bu kadar önemli rol oynayan sektörü canlandırmak için teşvik paketleri oluşturdu. Hükümetler ve şirketler, içten yanmalı motorlardan yeni enerji araçlarına geçişi hızlandırmak için bu teşvik penceresini kullandığından, bu pazarın dayanıklılığını artırıyor.

OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ KARBON NÖTRLÜĞÜ HEDEFİNE ULAŞMADA MERKEZİ BİR ROLE SAHİP

Yollarda daha fazla elektrikli aracın olması, ulaşımda dekarbonizasyon sağlamanın etkili bir yoludur. Sonuçta, bataryalı elektrikli araçlar (hibritler hariç) elektrik tüketiyor ve içten yanmalı motorlu araçlardan gelen kilometre başına yaklaşık 119 gram emisyona kıyasla CO2 yaymıyor. Bununla birlikte, aracı şarj etmek için kullanılan elektrik yalnızca kömürden üretiliyorsa, eş değer CO2 emisyonları 139 g/km’dir ve bu, içten yanmalı motorlu araçlardan bile daha yüksektir. Çin’de elektriğin yaklaşık yüzde 60’ı fosil yakıtlar kullanılarak üretiliyor. Lityum bazlı pillerin üretimi, toplam malzeme emisyonlarında ek yüzde 50 ila yüzde 100 üretir.

Ne yazık ki, mevcut politikalar yalnızca emisyon aşamasına odaklanmaktadır. Örneğin, Avrupa Birliği (AB) 2021’den itibaren, tüm yeni binek araçların 95g/km olarak belirlenen emisyon standartlarını karşılamasını zorunlu kılacak. Çin ise binek otomobiller için kurumsal ortalama yakıt tüketimini 5 litre/100 km olarak belirledi. Karbon nötrlüğünü sağlamak için, bir aracın yaşam döngüsü ve tüm değer zinciri boyunca tüm ayak izini hesaba katan entegre ve bütünsel bir karbon politikasına ihtiyaç vardır. Buna, kullanılan hammaddelerin yaşam döngüleri, parçaların imalatı, tüm araç montajı ile dağıtımı, enerji ve yakıt tüketimi ile kullanım ve geri dönüşüm, yeniden üretim ve demontaj dâhildir. Bunun için Dünya Ekonomik Forumu aşağıdaki adımların atılmasını öneriyor:

Bir yaşam döngüsü emisyonunu hesaplama çerçevesi oluşturun; temel yaşam döngüsü aşamaları için bir karbon nötr yol haritası geliştirin; çabayı en üst düzeye çıkarmak için enerji ve ulaşım sektörleriyle birlikte çalışın ve otomotiv ile mobilite sektörlerini karbon ticareti sistemlerine entegre edin.

ÇİN 2030 YILINA KADAR YAKLAŞIK 80 MİLYON ELEKTRİKLİ ARACA SAHİP OLACAK

Çin Otomotiv Teknolojisi ve Araştırma Merkezi’nin Çin Otomobili Düşük Karbonlu Eylem Planı Araştırma Raporu ve Dünya Ekonomik Forumu’nun Dairesel Arabalar Girişimi raporu, içten yanmalı motorlu araçların kullanım aşamasında CO2’nin yüzde 80’ini yaydığına işaret ediyor. Bu sayı, enerji kaynağı nedeniyle bataryalı elektrikli araçlar için sıfır değil, yüzde 55 oranında bulunuyor.

NEV’lerin yapımında ve üretim aşamasında kullanılan malzemelerden daha fazla emisyon azaltma çabası gelmelidir. Örneğin, geri dönüştürülmüş alaşım ile kompozit malzemelerin sökme ve geri dönüşüm dostu araç tasarımıyla birlikte kullanılması, malzeme aşamasından kaynaklanan emisyonları ortadan kaldırabilir. Ek olarak, üretim aşamasında yenilenebilir enerjinin kullanılması, bu aşamada emisyonların azaltılmasına yardımcı olacaktır. Örneğin, Chengdu’daki Volvo otomobil fabrikası, artık operasyonları için yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyor ve emisyonları kontrol etmek için üretimde yeşil enerjinin kullanımını inceleyen şirketler için bir referans noktası oldu.

Bununla birlikte, net sıfır karbon emisyonuna ulaşmak, enerji ve ulaşım sektörleri arasında kapsamlı iş birlikleri gerektirecektir. Çin, 2030 yılına kadar elektrik altyapısı olan yollarında yaklaşık 80 milyon elektrikli araca sahip olacak. Bu araçlar, araçtan şebekeye teknolojilerle sağlanan hem güç tüketicileri hem de enerji depolama birimleri olacak. Bu, şebeke yüklerinin en yüksek ve en düşük saatler arasında dengelenmesine ve rüzgâr ile güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kullanımının iyileştirilmesine yardımcı olacaktır.

AÇIK VE KAPSAMLI YOL HARİTASI SIFIR EMİSYONA ULAŞMADA ÖNEMLİ

Megakentlerin ayrıca sürdürülebilir mobiliteye ulaşması gerekiyor. Çin şehirleri arasında Shanghai ve Beijing, kişi başına sırasıyla yalnızca 4,6 metrekare ve 7,6 metrekare ile 2018’de kişi başına ve ikinci en düşük yol alanına sahipti. Bu nedenle, sakinleri özel elektrikli araçlara yatırım yapmaya zorlamak en çok arzu edilen çözüm olmayacaktır. Otobüs filoları gibi kamusal mobilite seçeneklerini elektriklendirmek ve paylaşılan mobiliteyi genişletmek çok daha iyi olacaktır. Otobüs filolarından kaynaklanan CO2 emisyonları ve yolcu başına paylaşılan hareketlilik, özellikle kullanım aşamasında önemli ölçüde azaltılabilir.

Dikkate alınması gereken bir diğer faktör de, net sıfır emisyonların son kilometresine ulaşmak için karbon ticareti sistemi ile karbon çukurlarının nasıl entegre edileceğidir. Çin Ekoloji ve Çevre Bakanlığı, 1 Şubat’ta yürürlüğe giren Karbon Emisyonları Ticareti için Yönetim Tedbirlerini (deneme uygulaması) ocak ayında yayımladı. Bir karbon ticaret sisteminin geliştirilmesi ve gelecekte otomotiv ile mobilite sektörlerinin eklenmesiyle, Çin yakında net sıfır emisyona ulaşmak için açık ve kapsamlı bir yol haritasına sahip olacak.

Küresel sıcaklık artışını bu yüzyılın ortalarında 1,5 derecede tutmak için karbondan arındırma vazgeçilmez olduğundan, Çin otomotiv sektörü, 2028 yılına kadar en yüksek emisyonları gerçekleştiren ilk sektörlerden biri olmayı hedefliyor. Bunu yapmak, hedeflenen sürdürülebilir ve düşük karbonlu kalkınma için ek iş birliği çabalarını gerektirecektir.