Pandemiyle birlikte değişen yaşam koşullarının gözlerdeki yansımasının temel olarak miyopi derecesinde artış, göz yorgunluğu ve göz kuruluğu olduğunu söyleyen Op. Dr. Deniz Marangoz, “Göz kuruluğu, göz kızarıklığının en sık görülen sebeplerinden.” dedi.

“EN YAKIN ZAMANDA BİR GÖZ MUAYENESİ GEREKLİDİR”

Mevsim geçişlerinde göz alerjilerinde artma görüldüğünü belirten Op. Dr. Deniz Marangoz, “Kızarıklığın yanısıra gözde sulanma ve kaşıntı şikâyetleri ön plandadır. Beraberinde göz kapaklarında şişme, ciltte kabarıklıklar, burun akıntısı da görülebilir.Şikayetlerin rahatlatılmasına yönelik uygun tedavi planı alerjinin derecesine göre belirlenir. Alerjilerin kesin tedavisi alerjiye yol açan sebepten uzak durmaktır. Çoğu zaman bu mümkün olamadığından, alerjiler ilaç tedavileri ile gerilese de alerjik konjonktivit tekrarlamaktadır. Sars-Cov-2 virüsünün yol açtığı koronavirüs hastalığı üzerinde araştırmalar sürmekle birlikte hastalığın organlardaki tüm etkileri tam olarak bilinmemektedir. Koronavirüs hastalığında konjonktivit görülmekle birlikte diğer viral konjonktivitlerden ayırıcı özelliği henüz saptanmamıştır. Bu nedenle koronavirüs ihtimali de göz önünde bulundurularak göz kızarıklığı gelişmesini takiben en yakın zamanda bir göz muayenesi gereklidir.” ifadelerini kullandı.

“ALTTA YATAN DURUMUN TEDAVİSİ ESASTIR”

Viral ve bakteriyel konjonktivitler saptandığında infeksiyonun yerine ve derecesine göre uygun görülen göz damlası veya merhemleri ile tedavi planı hazırlanması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Deniz Marangoz sözlerine şöyle devam etti:

“İnfeksiyon varlığında en öncemli konu bulaşmanın önlenmesidir. Kişinin bir gözünden diğer gözüne bulaşabileceği gibi yakın temasta olduğu arkadaşlar ve aile bireylerine bu infeksiyonlar kolaylıkla bulaşmaktadır. Bu nedenle hastalığın tedavi edilmesi kadar, bulaşmaması için de gerekli özen ve gayret gösterilmelidir. İltihaplı romatizma olarak bilinen hastalık grubunda üveit adı verilen ataklar şeklinde göz kızarıklığı ışık hassasiyeti, ağrı, sulanma şikâyetleri oluşabilmektedir. Beraberinde göz tansiyonu, katarakt ve görme kaybı da gelişebilmektedir. Gözün önden arkaya olarak tarif edilen bölgelerinin herhangi biri ya da birkaçı etkilenebilir. Detaylı göz muayenesinin yapılmasının ardından, gerekli görülen yardımcı tanı testlerinden yararlanılabilir. Gözün dokularının korunması ve görme kaybının önlenmesi için ivedilikle tedavi planı yapılmalıdır. Altta yatan durumun tedavisi esastır. Bu nedenle bir romatoloji uzmanı ile iş birliği içinde hastanın değerlendirilmesi ve tedavisinin yapılması gerekmektedir.”

“GLOKOM SİNSİ SEYREDEN BİR HASTALIKTIR”

Marangoz, “Gözün içerisinde gözü besleyen göz sıvısının devr-i daimi söz konusudur. Sıvı bir yandan üretilirken bir yandan da boşaltılmaktadır. Yapım ya da boşaltımda bir problem olduğunda göz içindeki sıvını basıncında artma olur ki bu durum göz tansiyonu (glokom) olarak adlandırılır. Sinsi seyreden bir hastalıktır, sıklıkla bir şikâyete yol açmaz ve rutin göz muayenelerinde saptanır. Sıvının boşaltıldığı yer olan açıda kapanmanın olduğu glokom tipinde ise ani başlayan göz kızarıklığı, şiddetli göz ve baş ağrısı, ışık hassasiyeti, göz sulanması ve bulantı-kusma görülmektedir. Acilen müdahale edilmesi gerekir. Sonuç olarak göz kızarıklığı fark ettiğinizde göz doktorunuza muayene olmanızı ve bir şikâyetiniz olmasa bile yılda bir rutin göz muayenenizi aksatmamanızı öneririz.” diye konuştu.

Kaynak: DHA