China Daily / Iulia Monica Oehler-Șincai

Mutlak yoksulluğu ortadan kaldırma ve her yönden orta düzeyde refaha sahip bir toplum kurma şeklindeki ilk yüzyıllık hedefini gerçekleştiren Çin büyük bir modern sosyalist ülke olma ve Çin ulusunun yenilenmesini gerçekleştirme şeklindeki ikinci hedefini başarmaya yaklaşıyor.

Çin’deki ulusal yönetişimin modernleştirilmesi süreci ilerliyor. Bu siyasi liderliğin “kanıtlanabilir başarılar” ürettiği ve davranışları ile örnek oluşturma ve “ahlaki gerçekçilik” teorisine dayanan “stratejik güvenilirlik” gücüne sahip olduğu anlamına geliyor.

Kalkınma, ekonomik performans ve yoksulluğun azaltılması toplumsal refaha ulaşmak için hayati öneme sahip ve Çin karakterli sosyalizmin başarısı için olmazsa olmaz. Toplumsal refah yeni fikirlere, yeniliğe, liyakat sistemine ve fikirlere güç katıyor bu da toplumsal refahı canlandırıyor. Böyle bir verimli döngü yaratmak için, sıkı çalışma, hukukun üstünlüğü ve katı Parti disiplini şart.

Çin özel bir sosyalist hukukun üstünlüğü sistemine sahip: Parti liderliğini destekle, hukukun üstünlüğünü geliştirmek için hayati olan halkın ilkesel konumunu savun, herkesin yasa karşısında eşitliği ilkesini savun, hukukun üstünlüğünü “erdemin yönetimi” ile bütünleştir ve Çin’de hakim olan siyasi koşulları hesaba kat (iç sorunlar Çin’in ulusal koşulları ve gerçeklerine göre ele alınmak zorundadır).

Böylece, Çin karakterli sosyalizm Çin’in dayanışma ve birliğe eğiliminde, öz disiplinle birleşmiş güçlü liderlikte ve sonuca yönelik yönetişimde yansıyor. Herkes için refah Çin karakterli liderliğin kalbinde yer alıyor. Sonuç olarak, Çin karakterli sosyalizm ve bununla ilgili siyasi değerler “modern Çin’in kalkınması için tek seçeneği” temsil ediyor.

Çin aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de kilit bir aktör. Kendine yeterli ve gücüne güvenen Çin, çok taraflılığa, liberalleşmeye ve sürdürülebilir kalkınmaya bağlıdır. Bu Çin’in büyük bir küresel üretici, tüketici, ticaretçi, yatırımcı ve yenilikçi olarak konumu tarafından teyit edildi. Çin’in küresel rekabet gücünde, bilim ve teknolojideki ilerlemesi 2030’da yenilikte lider olma ve Yeni Çin’in kuruluşunun 100. yıl dönümü olan 2049’da dünya bilimsel ve teknolojik gücü olma ulusal hedefini destekliyor. Sınır ötesi altyapının Asya-Pasifik ekonomilerinin bütünleştirilmesi için hayati hale geldiği ve altyapı kalkınmasının gelişmekte olan ülkelerin ilerlemesi için hayati olduğu bir dönemde, Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin önemi açıktır.

KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ EN AZ ÜÇ GERÇEKLİĞİN ALTINI ÇİZİYOR

Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni yeniden tanımlaması, yeniden markalandırılması ve müzakere edilen, anlaşılan ve uygulanan projelerin sürdürülebilirliğine, “yeşil yatırım ilkelerine” uygun olarak özel önem veriyor. Yeşil yatırım ilkeleri çevresel, toplumsal ve yönetişimler konuların yanı sıra yeni teknolojileri dikkate alıyor, bu “değer yönelimli” yatırımdan “’değerler yönelimli” yatırıma aşamalı geçişi yansıtıyor. Bunların yanı sıra, Çin eşit temele dayalı bir iş birliği demek olan, “anlaşmazlık, çatışma olmaması, karşılıklı saygı ve karşılıklı faydalı iş birliği” özelliklerine sahip büyük ülke ilişkisi yeni modelini destekliyor.

Batılı güçler bu hedefler ve ilerlemelere nasıl tepki verdi?

Bu soru Venezuela’nın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere dâhil birçok ülkelerde elçiliğini yapmış Alfredo Toro Hardy’nin yazdığı kitaptan alınan üç soruşturma ile tamamlanmalıdır: Çin gelişmiş ülkelere çok sert ve çok kısa sürede mi meydan okudu, böyle yaparak, başarı yansını ciddi biçimde tehlikeye soktu mu? Eski Çin lideri Deng Xiaoping’in düşük profilli olma şeklindeki reçetesi çabuk mu terkedildi? Olumlu rüzgârları beklemek yerine neden rüzgâra karşı yürümeye karar verdi?

Kuşak ve Yol İnisiyatifi en az üç gerçekliğin altını çiziyor; ilk olarak, Çin açık kartlarla oynuyor. İkincisi, 2017 Japonya-Hindistan-Asya-Afrika Büyüme Koridoru, 2018 ABD Hindistan-Pasifik Ekonomik Vizyonu, 2018 Avrupa Birliği’nin (AB) Avrupa’yı Asya’ya Bağlama Stratejisi, 2018 ABD-Avustralya-Japonya Hint-Pasifik’te Altyapı Yatırımları Üçlü Ortaklığı ve 2019 AB-Japonya Sürdürülebilir Bağlantılık ve Kaliteli Altyapı Ortaklığı gibi alternatiflerin aksine, Çin, iddialı ilk projeleri uygulayabilecek kadar güçlü.

Ve üçüncüsü, Kuşak Yol İnisiyatifi birçok meşhur jeopolitik teorilerin çok ötesine geçiyor (Alfred Mahan’ın deniz gücü teorisi, Sir Halford Mackinder’in merkez topraklar teorisi ve Karl Haushofer’in Hint-Pasifik denizler imparatorluğu), çünkü kalkınmayı ilk sıraya koyuyor ve eğer katılımcılar ulusal çıkarlarını düşünerek müzakere ederlerse bir “borç tuzağı” değil.

Batı dünyasının 2015-16’da Çin’e karşı ılımlı bir tutum değişikliğinden sonra, ABD 2017 Ulusal Güvenlik Stratejisi ile başlayarak, Batı’nın Çin ile ilişkilerinin “temelden yeniden değerlendirildiğini” görmek mümkün. Giderek Çin’in kalkınmış dünyadaki ortakları ile normal iş yapması pratik olarak engellendi.  Yine de AB, Çin ile iş birliği yapmaya ABD’den daha fazla eğilimli. Örneğin, Avrupa Parlamentosu üç aşamalı bir Çin politikası önerdi: “mümkün olduğunda iş birliği yap, ihtiyaç olduğunda rekabet et ve gerektiğinde karşı çık.”

AB-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) -müzakereleri, 7 yıldan uzun bir zamanda 35 tur görüşmelerden sonra, “ilkesel olarak” 30 Aralık 2020’de, Almanya’nın Avrupa Konseyi Başkanlığı döneminde tamamlandı- uluslararası ilişkilere şüphe ve öngörülemezliğin hakim olduğu düşman bir ortamda, AB’nin Çin ile iş birliğini harekete geç irmek için uygun bir araç olarak açıklanabilir. CAI şu anda askıya alınmış olsa da anlaşma onaylandıktan sonra uygulanmaya hazır.

Bu argümanların ışığında, müzakerelerin her iki taraf için de kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak için şart olduğu sonucuna varılabilir. Bu nedenle, ortaklar arasındaki sürekli diyalog iş birliği, uzlaşma ve uyumun kilididir.