Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Güller, Afganistan’daki son gelişmeleri ve yansımalarını değerlendirdi.

Amerika Bileşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmesinin bazı kesimler tarafından yeni bir büyük oyun hatta Taliban ile ABD arasında bir danışıklı dövüş gibi algıladığını belirten Mehmet Ali Güller, “Oysa gerçek bu değil. ‘ABD dünden bugüne Biden iktidara geldi ve böyle bir yeni bir tezgâha başvurdu, geri çekilme kararı aldı’ değil. ABD’nin, Afganistan’dan çekilme takvimin yaklaşık 7 yıllık geçmişi var. Geri çekilme kararı Trump döneminde bile değil, Obama döneminde alındı. 2014 yılında ABD, Afganistan’dan çekilmeyi kararlaştırmıştı. O takvim belirlendikten sonra da ABD daha ziyade sahada operasyon yapmayan, bunu Afgan güçlerine havale eden, kendisini Afgan güçlerine hava operasyonlarıyla destekleyen bir misyona soktu. Trump döneminde de Afganistan’dan peyderpey askerlerini çekti. Trump’ın 20 Şubat 2020 tarihinde Doha’da Taliban ile yaptığı anlaşmaya göre de 1 Eylül 2021 takvimi itibarıyla ABD, Afganistan’dan tamamen çekilmiş olacaktı. Biden iktidarı bu anlaşmayı nihayetlendirmiş oldu. Bunun dışında Biden’ın yeni almış olduğu bir karar yok. Obama ile başlayan bir sürecin devlet politikası olarak devam ettiğini söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“TALİBAN 2012 YILINDAN İTİBAREN ADIM ADIM GÜÇ TOPLAMAYA BAŞLADI”

Taliban’ın silah kullanmadan neredeyse Kabil’i çok kolay ele geçirmesinin yine bir komplo olarak değerlendirildiğini söyleyen Güller, “ABD, her ne kadar Taliban’ı 2001 saldırısından sonra büyük oranda sıkıntıya soktuysa da, yaklaşık 60 bin Taliban mücahidi ölmüşse de, iktidardan düşmüşse de Taliban’ı bitiremedi. Tersine 2012 yılından itibaren Taliban adım adım yeniden güç toplamaya başladı. ABD’nin geri çekilme takvimini doğrudan Taliban ile anlaşarak yaptığını göz önünde bulundurursak Taliban’ın güç topladığı ortada. Bunun karşılığında Kabil’e çok hızlı giriyor olmaları da ABD’nin ‘Afgan hükümeti’ diye inşa ettiği hükümetin ve ‘Afgan ordusu’ diye inşa ettiği ordunun bir ulusal hükümet, bir ulusal ordu olmamasından kaynaklanan zaaflardı. Taliban, Kabil’e gelmeden önce de birçok şehri çok hızlı ele geçirdi. O korku, Kabil kapılarına dayandığında Afgan hükümetine sirayet etti. Afgan ordusu da tek bir silah patlatmadan kapıları açıp deyim yerindeyse ‘Kabil’in anahtarını hiç direnmeden vermiş’ oldular. Bu da normal çünkü bir emperyalist işgal içinde oluşturulmaya çalışılan ordunun çok başarılı olamayacağı ortada.” diye konuştu.

“ABD’NİN ÇİN’E VE RUSYA’YA KARŞI MÜTTEFİKLERİNE LİDERLİK YAPABİLMESİ ZORA GİRDİ”

Gazeteci Mehmet Ali Güller, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin kendi iç kamuoyuna yansımalarını ise şöyle değerlendirdi:

“ABD’de çok vahim bir durum var. ABD adına ciddi bir bozgundan bahsedilerek büyük tartışmalar yürüyor. Türkiye gibi ABD ilişkilerinin köklü olduğu ülkelerdeki tartışmalara hiç benzemiyor. Burada ABD’nin yenilgisinden, bozgunundan değil, ABD’nin büyük bir kuvvet olarak kesinlikle yenilmemiş, yeni bir oyun kuruyor algısı hakimken, ABD’nin kendi içinde büyük bir bozgun yaşadığı ağırlık kazanmış durumda. Kuşkusuz kendi meseleleri olduğu için bizim ülkede yapılan tartışmalardan çok daha gerçekçi tanımlıyorlar, kendi durumlarını.

ABD, Biden dönemi ile birlikte müttefiklerine ‘ABD geri döndü’ diyerek yeni ve güçlü ABD görüntüsü vermek istiyordu. İşte Afganistan bozgunu, ABD’nin bu hedefini darmaduman etti. Kabil’den o hızla kaçan, belgeleri yakan, tahliyeler için Taliban ile uzlaşma yapmak zorunda kalan, Taliban’ın Kabil’e dayanmasıyla çok hızlı bir kaçış görüntüsü sergileyen ABD’nin bundan sonraki temel hedefleri olarak, örneğin Çin’e ve Rusya’ya karşı müttefiklerine liderlik yapabilmesi iyice zora girmiş oldu. ABD’nin Afganistan işgali 20 yıl sonra biterken bir dönem kapanmış, yeni bir dönem başlamış oluyor.”