Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Nitekim hem Anayasa Mahkemesi (AYM) hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) en fazla ihlale konu olduğumuz husus gerekçeli kararlar sebebiyledir.” dedi.

Bakan Gül, bugün çok önemli bir konuyu müzakere ettiklerini ve çalışma başlattıklarını belirterek, “Adalet her türlü beşeri faaliyeti kuşatan kutsal bir kavramdır. Yargı mensuplarının maddi hakikatin peşindeki çileli yürüyüşünün yegane amacı da budur. Mağdurun hakkını teslim etmek, mazlumun göz yaşını silmek, vicdanları teskin etmek yargı mensubunun sınavıdır. Yargı kararlarındaki gerekçe hukuk devletinin alameti farikasıdır. Hukuk devletinde sadece mahkeme kararları değil her türlü tasarruf, gerekçesi ile keyfilikten ayrılır. Gerekçesine bakarsınız, ‘bu keyfidir bu hukukidir’ diye bir yoruma varırsınız. Gerekçenin yargısal faaliyet için taşıdığı anlam ise çok daha açıktır. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Nitekim hem AYM hem AİHM’de en fazla ihlale konu olduğumuz husus gerekçeli kararlar sebebiyledir. Neden-sonuç ilişkisi gerekçe ile ortaya konur. Gerekçeli karar etkili bir yargısal denetime zemin teşkil etmektedir. Kararın temelsiz ön yargılar üzerinde değil nesnel bir değerlendirme üzerinde yükseldiğini görmek mümkün olacaktır.” diye konuştu.

Yargı karalarını sadece tarafların değil tüm toplumun izlediğini belirten Gül, “Gerekçe bu yönüyle de yargı organının temel iletişim aracıdır, kamusal iletişim aracıdır. Yargı kararıyla ilgili herkes konuşur, ‘şöyle, böyle’ der. Peki yargı mensubu çıkıp adliyenin önünde basın açıklaması mı yapar? Hayır, kararıyla konuşur, iddianamesiyle konuşur. O zaman Türk toplumuna ‘biz yargıya şöyle dedik böyle dedik; ama tüm delilleri toplamış, gelen deliller bu, bu sonuç mukadder, doğru karar’ dedirtmesi, tüm topluma karşı yargının temel vazifesidir.” ifadelerini kullandı.