CGTN / Jonathan Arnott

G7 toplantıları, doğaları gereği ayrılmıştır. Dünyanın en büyük ekonomilerinden bazılarının liderlerinin tartışacağı çok şey var; ille de tek bir kapsayıcı ortak temaya sahip olmayan geniş kapsamlı konular. Ancak bu sefer konular alışılmıştan daha çeşitli gibi ve Batı medyası, birçok zirveye nazaran daha az ilgi gösteriyor gibi görünüyor. 

Yıllardır ilk kez G7’ye ev sahipliği yapan Birleşik Krallık’ta bile, medyanın haberciliği göreli olarak sessizdi. Siyaset, Avrupa futbol şampiyonasının başlamasının ve Covid-19 kısıtlamalarını gevşetmek için ülkelerin içerdeki “yol haritası” konusundaki soruların gölgesinde kaldı. 

Meselelerin bildirildiği yerde, onlar toprak bütünlüğü ve egemenliği sorunlarına odaklanmış görünüyorlar. G7’ye kadar sirayet eden sosislerle ilgili bir tartışma; Avrupa Birliği’nin (AB) Brexit anlaşmasını yorumlaması, farklı gıda maddelerinin Kuzey İrlanda ve ana kara Birleşik Krallık arasında nakledilemeyeceği bir duruma sebep olacaktır. Doğru bildirilsin ya da bildirilmesin bu görüş alışverişi toprak bütünlüğünün her zaman nasıl zorlu bir konu olduğunu gösteriyor. Özellikle farklı ülkelerin genellikle, hangi ülkenin bir alan üzerinde egemenliği “olması gerektiği” konusunda çılgınca farklı algılara sahip olması nedeniyle. 

İsrail-Filistin tartışmasında da bu tür algılar hakim bulunuyor. Onlar, Batılıların Hong Kong ve Taiwan’a yönelik tavrını destekliyorlar. Bunlar genellikle karmaşık olarak ve açıklanamayacak şekilde siyasi ideolojiyle bağlantılıdır. Örneğin, İsrail ya da Filistin’den yana olan birinin teorik olarak Kuzey İrlanda’da birlikçiler yanlısı olmak mı veya milliyetçiliğin mi doğru yaklaşım olduğuna ilişkin görüşlerinden bağımsız olması gerekir. Kuzey İrlanda’da, Birleşik Krallık’ı sadık olarak destekleyen birlikçiler Britanya bayraklarını gururla gösteriyor, milliyetçiler ise İrlanda’nın üç rengini tercih ediyorlar. Belfast’ın Fall Road ve Shankill Road kesimlerinde bir yürüyüş yaptığınızda, Güney Afrika, İsrail, Filistin, Küba ve egemenliğinin tartışma konusu olduğu herhangi bir ulusun bayrağını görürsünüz.

G7’DE ÖNEMLİ KONULAR EKSİK BİLDİRİLİYOR 

Bu tür toplantılarda eşlik eden sürekli protestolarla birlikte elbette iklim değişikliği tartışması da yapıldı. Cornwall kıyaları açığında polis memurlarının barınmasında kullanılan bir yolcu gemisi eylemcilerin bir siyasi mesajıyla aydınlatıldı. Son zamanlarda siyasi protestolar konusundaki gerilimler dikkate alındığında, gösterilerin aslında barışçıl olduğunun görülmesi rahatlatıcı.  Bildirilen ve gerçeklik arasında olağan bir bağlantı kopukluğu var; G7’nin gelişmekte olan ülkelerde altyapıya dair yaklaşımı küresel gelişmede önemli uzun vadeli etkiye sahip olabilir, ancak Birleşik Krallık’ta kamuoyuna ulaşan yayınlarda zar zor bir dipnot olarak yer aldı.

G7 Zirvesi’nin en önemli kısmının da aynı “eksik bilgilendirme” kategorisine girdiğine inanıyorum. Salgın bütün dünyadaki ülkeler için uyarı alarmı oldu, bu yüzden G7’nin gelecekte yeni hastalık salgını vakasında dünyanın daha hızlı karşılık vermesini sağlayacak koordineli “100 günlük” plan üzerinde iş birliği teklif etmesi olumlu bir niyetin işaretidir.

Teşhis, tedavi ve aşılar herhangi bir salgına karşılık vermenin üç merkezi sütunudur. Bunların her biri, yeni bir virüsün insana sıçradığı gelecek seferde çok daha hızlı geliştirilmeli ve üretilmelidir. Diğer taraftan, dünyanın en yoksul ülkeleri için “1 milyarın üzerinde” aşı dozu sağlanacağına ilişkin manşetlerde yer alan rakamlar konusunda endişeliyim. 

Birçok aşının etkili olması için iki doz gerektirdiği düşünüldüğünde, dünyanın en az 11 milyar doz aşıya ihtiyacı vardır. Lojistik ve aşı tereddüdü sorunları var. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in, Londra’daki büyükelçiliği aracılığıyla, “küçük ülke gruplarının dünyanın kaderini belirlediği” günlerin sona erdiğini söylemesi dikkat çekicidir.  

Kesinlikle, G7’nin hâlâ, özellikle ekonomi söz konusu olduğunda önemli bir etkiye sahip olduğunu söylemek adildir, ancak Covid-19 salgınından iklim değişikliğine kadar G7’nin eyleminin küresel yaklaşımla eş anlamlı olmadığı haklı olarak kabul edilmelidir.