Peşi sıra gelen Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İngiltere, G7, NATO ve ABD-Avrupa Birliği (AB) zirvelerini birlikte ve bir bütünün parçaları olarak değerlendirmek gerekir. Zira ABD Başkanı Joe Biden’ın bu dört zirveden hedeflediği tek sonuç, müttefiklerini Çin-Rusya ikilisine karşı konumlandırabilmekti…

Nitekim Beyaz Saray o beklentiyi baştan ilan etti: “NATO, Rusya’nın saldırganlığına ve Çin’in meydan okumasına karşılık vermek için stratejik konseptini gözden geçirecek.”

Öyle de oldu…

Önce G7’de, ardından da NATO’da Çin ve Rusya’ya karşı pozisyon ilan edildi.

KUŞAK VE YOL’A KARŞI “GERİ İNŞA” PROJESİ

En zengin ya da en gelişmiş 7 ülke olan ABD, Japonya, Kanada, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya, Washington’ın talebine uygun olarak Çin ve Rusya ikilisine karşı “birleşik cephe” görüntüsü açıkladı.

G7 ülkeleri özetle;

– “Çin’in statükoyu değiştirme girişimlerine kuvvetle karşı çıkacağını” ilan etti.

– Uygur, Hong Kong ve Güney Çin Denizi konuları üzerinden Çin’i hedef aldı.

Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı “Dünya İçin Daha İyisini Geri İnşa” projesi duyurdu.

– Rusya’ya “istikrarsızlaştırıcı davranışlar ve kötücül faaliyetlere son” mesajı verdi.

Kısacası 1975’te kurulan G7 ülkeleri, tıpkı eski günlerdeki gibi dünya patronluğu sergileme çalıştı. Doğru, G7, dünya ekonomisinin 2/3’üne sahipken patronluk yapabiliyordu ancak oranın 1/3’e düştüğü günümüzde patronluk “taslamaktan” öteye gidemez artık…

Çin’in projesine/inisiyatifine karşı ancak alternatif proje açıklamak durumunda kalması bile gerçek tabloyu resmediyor…

BRÜKSEL’DE ÇİN VE RUSYA’YA KARŞI BİRLİK MESAJI

G7’nin devamında NATO Zirvesi’nde de benzer sonuç açıklandı. İki maddede özetlersek;

– Liderler, NATO 2030 Konseptini kabul etti.

– Çin ve Rusya’ya karşı birlik mesajı verdiler.

Açıklanan 79 maddelik Brüksel Zirve Bildirisi’nin maddelerinin yarıya yakını doğrudan ve dolaylı olarak Rusya’yla; önemli bir bölümü de doğrudan ve dolaylı olarak Çin’le ilgili…

Bildiride, tıpkı başta belirttiğimiz Beyaz Saray açıklamasında olduğu gibi, Rusya’nın “saldırganlığından” ve Çin’in “meydan okumasından” hareketle NATO müttefiklerinin yapacakları sıralanıyor.

Peki, nedir Rusya saldırganlığı, nedir Çin’in meydan okuması? Rusya kime saldırıyor? Çin kime meydan okuyor?

Ortada ne saldırganlık ne de meydan okuma var! Dahası ülkelere saldıran da, darbeler yapan da, suikastlar düzenleyen de bizzat ABD’nin kendisi… Ancak ABD sürekli “Rusya saldırganlığı” ve “Çin’in meydan okuması” nitelemelerini tekrarlayarak, bir varsayımı, bir büyük yalanı, tıpkı yıllar önce Birleşmiş Milletler (BM) salonunda Saddam’ın kitle imha silahı diye salladığı gibi sallıyor!

Tabii bunun Brüksel Zirve Bildirisi’ne yansıması da, diplomasi açısından oldukça absürt olmuş. Örneğin, bildirinin 10. maddesinde Rusya’nın NATO’yu ve Atlantik bölgesini nasıl tehdit ettiği madde madde sıralanırken, işi Rusya’nın “geniş çaplı habersiz ve ani tatbikatlar yapmasına” kadar getirmişler! 55. maddede ise Çin’in bazı Rus tatbikatlarına katılıyor oluşunu bile sorun olarak değerlendirmişler!

ABD’NİN BİRLEŞİK CEPHE KURABİLMESİ OLASI MI?

Sonuç olarak ABD, Rusya ve Çin’e karşı iki büyük cephe oluşturmaya çalışıyor:

Rusya’ya karşı Baltık bölgesinden başlayan, Doğu Avrupa ve Karadeniz üzerinden Kafkasya’ya, oradan da Orta Asya’ya uzanan geniş bir yay-cephe…

Çin’e karşı Orta Asya’dan başlayan, Hindistan ve Çin’in güneyindeki ülkeleri kapsayarak Güney Kore ve Japonya’ya uzanan bir yay-cephe…

ABD bu iki cephede AB’den İngiltere ve Türkiye’ye, Hindistan’dan Avustralya ve Japonya’ya kadar bir dizi ülkeyi harekete geçirmek istiyor.

Peki, bu ne kadar gerçekçi?

20 yıl önce ya da 10 yıl önce bile böyle geniş bir “birleşik cephe” kuramayan ABD’nin bugün, yani hegemonyasının düne göre daha zayıf olduğu şartlarda, büyük bir cephe inşa edebilmesi olası mı?

Olamayacağı daha bugünden belli: NATO Genel Sekreteri Jens Stonltenberg “Güvenlik tehdidi oluşturuyor ama Çin düşman değil” demesi de, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın “Kimse Çin ile yeni bir soğuk savaş istemiyor” demesi de, olası olmadığına işaret ediyor.

Ankara, NATO bağlamında Afganistan ve Orta Asya’da rol talebinde bulunurken, işte bu gerçeği dikkate almalıdır.

Mehmet Ali Güller